Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 33 yaşındayım, 12 yıldır evliyim. Evlenmeden önce dindar bir ailenin kızı olmama rağmen topluma ve arkadaş çevresine bakarak özgür yaşayan biriydim; bir erkekle çıkmak gayet sıradan bir şeydi benim için. Eşimle de uzun zaman konuştuk ve evlendik. İki çocuğum var. Evliliğimle beraber kapandım ve kademe kademe dini konuları araştırdım, okudukça hayatım değişti. Eşim dini konularda bana asla yasak koymadı hatta daha mutlu olduğunu söylüyor ama 12 yıldan sonra arada farklılıklar oluşmaya başladı. Eşim hala 12 yıl önceki gibi namaz kılmıyor, oruç tutmuyor, benim yaptıklarımdan memnun, ben ise onun değişmesini bekledikçe aramızda dağlar gibi bir mesafe açılıyor. Sigaradan başka kötü bir alışkanlığı yok ama çok savurgan, parasını tutmuyor ve evin borçlarını hep ben düşünmek zorunda kalıyorum. Çalışma hayatına geri dönmemek için internet üzerinden bir şeyler satıyorum ve 12 yılım hep borç kapatmakla geçti. Eşim genel olarak iyi niyetli bir insan ama günlük yaşantısındaki birçok şey ne farzlara ne sünnete uyuyor; televizyonda çıkan müstehcen bir sahneyi çocukların görmesinden rahatsız olmaması gibi.. Yanlış mı yapıyorum? Dini konuda eşim çok cahil ve değişmek de istemiyor ‘beni böyle kabul et’ diyor. Hatta benim dini konuda hassas olduğumu bildiği için bazen Kur’an’a ve peygambere küfrediyor, sonradan pişman olduğunu söylese de kızdığında gene yapıyor. Keyfine düşkün bir insan olduğundan güzelce tebliğ etmek istedim fakat en ufak sinirde yaptığımız tüm anlaşmaları bozuyor ve sıkıntıya gelemem gibi şeyler söylüyor. Her günümüz kavga ve hırgürle geçiyor. Bu ortamda ben çocuklarıma manevi açıdan da yarım yamalak bir şeyler vermeye çalışıyorum ama benim de psikolojim bozuluyor. Onun istediği; yiyelim, içelim, gezelim, topluma uyup gidelim. Ben dinini yaşamaya hatta bu uğurda her şeyi terk etmeyi göze alan bir insan oldum fakat Allah’tan korkuyorum; eşime karşı gelmeyip sabretmeli miyim yoksa dinimi yaşamak ve çocuklarımı daha iyi bir ortamda yetiştirmek için başka bir hayat mı kurmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Her şey, tevbendeki ciddiyete ve kalıcılığa bağlı. Ne kadar kalıcı tevbe ettin ona bak. Gerçek bir tevbe sahibi kirli değildir. Temizle evlenebilir.
Allah yardımcınız olsun. Size ilk ve en önemli uyarımız şudur: Asla onunla tartışmayın. Hiçbir şey yokmuş gibi davranın. Aile içine bu konuları sokmayın. O sokmaya çalışırsa engelleyin. Asla ve asla tartışmayın. Olmayacaksa da sizin elinizle şeytan onun dininden eder. Kur’an’dan açık bir hükmü, ayeti veya sureyi inkâr ederse o zaman dinden çıkmış muamelesi yapın. O zamana kadar ateş çemberinin etrafında dönüp durmaktadır. Sizin onunla tartışmanız da eteğinin tutuşmasını sağlayacaktır. Çok dikkat edin.
Selamünaleyküm. Anlattıklarınızın aynen olduğuna ve bir abartma olmadığına göre cevap veriyorum size: Öncelikle bir psikologa muhakkak görünün, sizi sağlıklı bir hayata yönlendirsin. Bu şekildeki bir ailede kalmayı istemeyip evlenme arzunuz doğru bir karardır. Karamsar olmayın ama sizin bu sıkışmışlığını zı sömüre bilecek birinin tuzağına da düşmeyin. İkisinin arasında dengeli karar ermeye çalışın. Yapacağınız istişareler sonucu doğru tahmin ettiğiniz bir evliliği de gerçekleştirin. İzin vermeleri de gerekmez.
Kardeşim, 'İslam nedir?' sorusuna imandır, namazdır, hactır.. gibi cevaplar veririz. Şuna dikkat edin: 'İslam aynı zamanda, bin kere yıkılsan da Allah'ın seni bin birinci kere kaldıracağına inanmaktır.' dememiz gerekiyor. 'İslam, Allah'tan umut kesmemektir.' Bu büyük gerçeği unutursak, papazlara günah bağışlatan Hıristiyanlık düzeyine düşmüş oluruz. Zannederim bu zamanda şeytanın en çok kullandığı silahlarından biri Allah'ın kapısından umutsuz olarak geri dönüşebileceğini vehmettirmektir. Siz de bu hatayı işliyorsunuz. Bu bir iman hatasıdır. Anadolu deyimiyle erkekçe düşünüp karar vermelisiniz. Siz Allah'a dönmeyi istiyor musunuz? Eğer samimi bir şekilde 'evet' ise cevabınız birinci ve öncelikli şart, Allah Teâlâ'nın sizin geçmişinizi karıştırmayacağına, affedeceğine inanmanızdır. Şeytan sizi geçmişinizle meşgul ederek geleceğinizi tahrip ediyor. Bundan vazgeçin. Sizden daha beterleri Allah'ın kapısına gitti ve kabul edildiler. Tekrar düşünün, samimiyetinizi test edip yola çıkın.
Bu anlattığın eş profili ile sabrı birleştirmek zor. Bir psikoloğa gidip onunla karar vermeniz uygun olur. Belki o da kendisini toparlamayı düşünür. Bu kararı yani ne yapabileceğinizi sizi yüz yüze gören bir psikolog veya aile danışmanı vermelidir.
Allah Teâlâ size sabır versin. Ne edip edin eşinizi bir psikoloğa gitmeye ikna edin. Anlattıklarınızdan eşinizin rahatsızlık geçirdiği anlaşılmaktadır. Siz bu durumu mesela filan hastalığa yakalanması veya bir trafik kazası geçirmesi gibi görmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kendinizi yıpratırsınız. Bu da sorunun bir iken iki olmasını sağlar. Onunla tartışmayın. Dolaylı yollardan konulara girin. Bir süre bu hastalığı devam edecektir. Tartışırsanız derinleşecek ve iyileşmesi daha uzun yıllar alacaktır. O diretmedikçe çocuk konusunda ertelemeden yana olmanızı size tavsiye ederiz. Üzerinize düşeni yapın gerisini Allah’a havale edin. Tam anlamı ile bir hastalık veya kaza geçirmektesiniz. Size dua ederiz.
boşanmak konusundaki diğer fetvalar
Boşandığınız eşiniz sizin için bir yabancı durumundadır. Yabancı biri ile ne yapabiliyorsanız onunla da onu yapabilirsiniz. Belki de biraz daha da dikkatli olmanız gerekir, o size ait açıkları, siz ona ait ayrıntıları daha iyi bilirsiniz. Bu nedenle dikkat gerekir.
Allah teala size sabırlar versin. Elbette hayat birisinin eşi olmaktan ibaret değildir. Evlenmek kadar bekarlık da haktır. Mevcut durum ne ise onun üzerinden kulluğumuzu yerine getireceğiz, budur asıl önemli olan. İkinci olarak da şunu bilmeniz gerekir: Her an bir evliliğe hazır olmanız gerekir. Dul kalmaya da hazır olun yeni bir evliliğe de. Kadere karşı inat rolleri doğru değildir. İhlaslı ve gerçekçi bir evlilik her zaman en iyisidir. Üçüncü olarak da kendinize bir dernek, vakıf, ders halkası bulun. Onlarla beraber olmaya gayret edin. Muhakkak ve muhakkak günlük Kur'an okumalısınız. Her ay bir hatim indirecek şekilde okuyun. Bir ilmihal kitabını satır satır okuyun. Zikir virdi edinmeye çalışın. Sabredin kazanın. Allah yardımcınız olsun.
Öncelikli olarak düşünmeniz gereken şey, harama tevbe etmeniz ve bir daha onu yapmamaya ahdetmeniz olmalıdır. Haramdan kurtulmadıkça huzurunuzun olması mümkün değildir. Sebep ne olursa olsun harama karşı kendinizi koruyun. İkinci olarak da şöyle yapın: Sizin aileniz ve eşinizin ailesinden büyüklerin oluşturduğu bir hakem heyeti kurun. Geçmiş yılları onlara anlatın. Gerekiyorsa eşinizi tedavi ettirin. Neticede size 'cinsel ilişkisi olmayan bir eş' kabul etmeye karar verirlerse öyle bir karar tabii de değildir, dinen de tutarlılığı yoktur. Böyle bir kararı kabul etmeniz gerekmez. Bunun dışındaki kararlarını kabul edin. Gerekiyorsa da o heyetin tasvibi ile boşanmanızda bir sakınca yoktur. Sizin anlattığınız gibi ise evli olmanın da bir anlamı yoktur. Büyüklerinizi devreye koymadan karar vermeyin.
Bir insan ölmeden önce mirasına müdahale etmemelidir. Önceki eşinizi boşadığınıza göre onun sizin mirasınızda bir hakkı yoktur. Sizden sonra malınız çocuğunuz ve şimdiki eşinize kalacaktır.
Selamünaleyküm. Bu durum sizin anlattığınız esas alındığında boşanmayı normalleştirecek bir durumdur. Bir süre daha beklensin, belki geçici bir durumdur. Değişmezse aile büyükleri devreye girerek bacınızı oradan kurtarsın. Bu noktadan sonra da 'ne idi, ne değildi?' düzeyine takılıp kalmanın anlamı yoktur, en az zararla nasıl kurtulacaksınız ona bakın.
Selamünaleyküm. Burada iki ihtimal var. Birincisi siz, eşinizin harama bulaşmasından endişe ettiğiniz için iş ortamını tenkit ediyorsunuzdur. Bunda haklısınız, tenkit de etmelisiniz. Tavsiyelerde bulunmalısınız. İkinci durum, o ortamda eşiniz ikinci bir kadınla bağlantı kurar veya ikinci kadınlar sizin eşinizle alakanızı zayıflatmaya neden olabilir. Bunu endişe etmekte de haklısınız elbette. Ancak ikinci durum yani sizin eşinizi ikinci kadınların bulunduğu ortamlarda görmekten endişe etmeniz öne çıktığında siz, bunu kolay kolay garanti edemeyeceğinizi bilmek zorundasınız. Evde onu hapsetmedikçe başaramazsınız bu arzunuzu. Eşiniz üzerindeki bu endişenize çok erken başlamışsınız. Bir aylık evli bir kadının, ilerideki muhtemel endişelerden ötürü 'boşanmaktan' söz etmesini gayet ağır buldum. Müslüman bir hanım olarak bunu size yakıştıramadım. Boşanmak kelimesini bu kadar rahat kullanmanız hiç doğru değil. Böyle bir ortam sizin aile yapınızı harap eder. Evet, eşinizin ortamı onun açısından veballe yüz yüze bulunması demektir ama sizin bunu sadece 'onun harama düşmesi tehlikesi penceresinden ele aldığınızı söyleyemezsiniz. Siz takvadan önce kadınlık endişesinden yola çıkıyor gibi duruyorsunuz. Zannederim önce sizin kendinizi toparlamanız gerekiyor. Bu bakışla devam ederseniz, eşinizi düşmeyecekse de bataklığa düşürürsünüz. Lütfen tekrar düşünün, kendi abartınızı da hesaba katın ve yeni evli bir kadının ağzından çıkmayacak sözü kullanmayın. Eşinizi sevdiğinizi söylüyorsunuz ama o ifadeye uygun olmayan evhamlar üretiyorsunuz. Tekrar düşünün ve teenni ile hareket edin. Allah yardımcınız olsun.