Fetva Meclisi
Soru
Hocam direklerin arkasında namaz kılmak caiz midir? Tevbe Suresinin Tefsiri isimli kitapta Hasan el Benna'nın bir anısını okumuştum ve direklerin arkasında namaz kılmanın mekruh olduğundan bahsediyordu. Burada kastedilen direk, camilerdeki ince sütunlar olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Cemaatle namaz kılarken ön saftaki boşluğu doldurmak için ileri yürümek amel-i kesir sayılmadığı gibi namazı da bozmaz. Aksine böyle yapmak müstehaptır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/570-571, 627-628; Tahtâvî, Hâşiye, 323)
Bizim gözümüzde Müslüman veya kâfir ayrımı arkasında namaz kılmaya mani olabilecek bir farktır. Mezhepler arası farklılıklarımızı bu noktaya taşımak şeytanın ekmeğine yağ sürmek olabilir.
Namaz kılınan bir yere kadının aybaşı gününde girmesi namaz dışında bir nedenle de olsa caiz olmaz. Eğer belirttiğiniz yer, caminin kapısı namaz için açıldığında girilip namaz kılınan bir yer ise iki durumda da caizlik yoktur.
Kesinlikle camide tartışma zemini hazırlamayın. Camiyi de terk etmeyin. Meseleyi imam efendiye arz edin. İmam efendi o şahsın arkasında namaz kılınabileceğini söylüyorsa yani vebalini üstleniyorsa siz namaza devam edin. İmam da sorumluluk almıyorsa yine namaza devam edin. Gerekiyorsa o namazı tekrar iade edersiniz. Allah kabul buyursun.
İmsak vakti girip sabah namazının sünneti kılındıktan sonra başka bir nafile kılmak mekruhtur.
Takkesiz namaz kılmak namaz açısından sakıncalı değildir. Ama hafife almak gibi bir nedene dayanıyorsa beraberinde başka sakıncalar da getirebilir.
cami konusundaki diğer fetvalar
Evde de cemaat yapabiliyorsanız bir sıkıntı yoktur. Elli yüz metrelik yakın bir mesafede cami varsa camiye gitmeniz gerekir. En azından günün bir vakti muhakkak camiye gidin. İmtihan yoğunluğu ve benzeri olağanüstü denebilecek zamanları müstesna yapabilirsiniz. Rabbim sizi bu merhume ümmete bağışlasın. Hizmetiniz insanlığın yüzünü güldürsün. Meleklerin duaları ile yoğunlaşasınız. Bize de dua ediniz.
Daha iyi olanı yapmışsınız. Bu mesele günümüzün yeni getirdiği sorunlardan biridir. Ne yapılacağı konusunda muteber bir fetva kurumunun ölçülerine henüz şahit olmadım. Bu sebeple doğru olacağını umut ederek şu cevabı verebilirim size: Namazdan önce gerekli tedbiri almak gerekir. Yalnız namazdan önce de zil için mü'minin telefonda bulunabilecek bir zil sesini ayarlamış olmalıyız elbette. Her şeye rağmen namazda çalması durumunda tek elle müdahale etmemizde bir sakınca yoktur. Çıkarıp iki elle yapılacak bir hareketin namazı bozabileceğini düşünüyorum. Böyle bir bozulma durumunda da namazı bozulmuş durumu ile kılıp tamamlamak gerekir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Kadınlar ve erkekler aynı caddede yürüyebilmektedirler. Çünkü caddede yürümek zorunluluğu vardır ve kadınlar da kendilerine dikkat ederek caddede yürümektedirler. Aynı şekilde bir salonda kadınlar ve erkekler göz, kulak sakıncalarına dikkat edebiliyorlarsa bir konuşmayı dinleyebilirler. Bu sakıncalara dikkat camide sağlanamıyorsa o takdirde camiye de gitmeleri caiz olmaz.
Dava denen alanı bir kişinin çalışmasına mahkûm bırakmak da hata değil mi? Siz, iffetinizi öne çıkarın. Sırf oradaki çalışma nedeniyle yıllarca beklemeniz gerekmez. Dava Allah'ın davası ise Allah ona bir görevli çıkarır. Siz bulunduğunuz yeri ihya edin.
Mümin bir eksikliğin sahibi olabilir ama o eksikliği genelleştirmez. Mesela sabah namazını camide kılması gerekir. Kılamıyorsa sabah namazını camide kılmayı defterinden silmez. Bir gün gidebilirsem o günü kârım kabul ederim der. Siz de böyle yapın. Ayda beş kere de olsa gitmeye çalışın. Böylece nefsinizi eğitmiş olursunuz. Hemen teslim olursanız şeytan sizi yenmiş olur. Böyle olumsuz bakmayın kulluk mücadelesine.
Mü'min kardeş olduğumuzu kabul ettiğimiz sürece o camideki insanlarla beraber bulunmalıyız. Cuma ve diğer namazları onlarla kılmayı kabul etmeliyiz. Ortada artık mü'min olma vasfının yitirildiğine dair bir kanaat varsa elbette mü'min olmayanların arkasında namaz kılmayız. Yalnız şunu unutmayalım: Şu hayatta en zor karar bir insanın mü'min olmadığına dair kati görüş belirtmektir. Büyük bir tehlike olarak bundan uzak durulmalıdır. Şu görüşü veya bu açıklaması gibi yorum götürebilir durumlarla insanların imanına veya küfrüne karar veremeyiz.