Fetva Meclisi
Soru
Hocam sabah namazını camide kılmakta sorun yaşıyorum. Genelde evde kılıyorum. Sizin sabah namazının önemini vurguladığınızı sıkça dinliyorum. Sabah namazını camide kılamadığım için dinime hizmet için faaliyetlerde bulunmakta kendimi yetersiz gördüğüm oluyor. Umutsuzluğa kapıldığım ve motivasyonumu kaybettiğim anlar oluyor. Mesai saatlerinden sonra her akşam kitap okuyorum. Okurken kendime bazen diyorum ki “Okuduğun kitaplar boşuna, önce sabah namazını cemaatle kılma sorununu hallet.” Yine de kitap okumaktan alıkoymak istemiyorum kendimi. Gece saat on ikide yatıp sabah yedide işe gitmek için kalkıyorum. Hafta sonlarında da aynı saatlerde yatıp kalkmaya çalışıyorum. Akşam saat yedi buçuk gibi eve geliyorum. Saat onda yatsam kitabımdan ve diğer faaliyetlerden kısmak zorunda kalıyorum fakat zihnimin de ilerlemesini istiyorum. Şimdi taşınacağım ev de camiye uzak. Araçsız ulaşılmıyor. Camiye gidemediğim anlar bu bir özür olarak geçerli midir? Durumumu değerlendirebilirseniz çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Namazı camide kılmak esas olandır. Herkes camide cemaatle kılmaya çalışmalıdır. Sizin verdiğiniz örnekte ise cemaate gitmemeye bir tür özür vardır. Kalbiniz camide cemaatte olsun evde de olsa namazı kılın. Mümkünse kaldığınız yerde küçük bir cemaat yapın. İlla namazı kılın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ size afiyet versin, sabırla yaşamayı kolay kılsın. Âmîn. Evet, camide namaz kılmak namazın önemli şartlarından biridir ama namazın kabul olmasının şartlarından değildir. Belli sebeplerle camiye gidilmeyebilir. Belirttiğiniz şişmanlık bu sebeplerden biridir Çünkü şişmanlık bir hastalıktır. Her hastalık gibi o da bir özürdür. Mesela merdiven çıkamamak, eve dönünce nefes zorluğu çekip yatma durumunda olmak gibi “hasta” muamelesi görmeyi gerektirecek durumdaki şişman hastalık özrü ile camiye gidemeyebilir, evde kıldığı namazla da inşaallah aynı sevabı kazanabilir. Buradaki rahatlatıcı ölçü şudur: Böyle hasta değil iken camiye gidiyordu da şu anda “gidemiyor” ise sebep bu hastalıktır ve özürdür. Özürlü de biiznillah muaftır. Cuma namazına muhakkak gitmeye çalışın. Cami ile bağınız kopmaması için de ara sıra da olsa kendinizi iyi hissettiğiniz zamanlar gitmeye çalışın. Allah Teâlâ kabul buyursun, eksiğimizi telafi etsin. Âmîn.
Selamünaleyküm. Nedamet hissi ve tekraralamama gayreti bizim için büyük bir umuttur. Tekrara olmaması için çalışın, yolunuza devam edin.
Selamünaleyküm. Şeytan, herkesi bir noktadan cenderesine almaktadır. Sizi de öncelikli olarak namazdan yakalamış. Siz de buna karşılık, namazı en önemli sorununuz olarak göreceksiniz. Çevrenizi değiştirin. Bir ilim meclisine katılmaya çalışın. Evde eşinizle cemaat olun, ev namazlarının sizin için bir geçiş olacağını zannederim. Dua edin.
Sabah namazını camide cemaatle kılmanın ne kadar büyük bir sevap ve huzur kaynağı olduğu ortadadır. Allah Teâlâ hepimizi sabah namazını camide kılanlardan etsin. Sizin bu heyecanınız içinizde sürsün. Belirttiğiniz gibi bir mani olduğunda biiznillah gidemeseniz de sevabınız devam eder. Evde kılın ve işe geçin. Melekler sizi görür ve bilir, bunu merak etmeyin.
Selamünaleyküm. Özür sahibi olmayı tam anlamamış gibisiniz: Mesela iki saat sürekli kanama olması durumunda özür sahibi olursunuz. Namazınızı kanamaya rağmen kılabilirsiniz. İkinci bir namaz vakti gelince bir abdest daha alırsınız. Bu şekilde düşünün. Geçmiş olsun.
cami konusundaki diğer fetvalar
Dava denen alanı bir kişinin çalışmasına mahkûm bırakmak da hata değil mi? Siz, iffetinizi öne çıkarın. Sırf oradaki çalışma nedeniyle yıllarca beklemeniz gerekmez. Dava Allah'ın davası ise Allah ona bir görevli çıkarır. Siz bulunduğunuz yeri ihya edin.
Kadınlar ve erkekler aynı caddede yürüyebilmektedirler. Çünkü caddede yürümek zorunluluğu vardır ve kadınlar da kendilerine dikkat ederek caddede yürümektedirler. Aynı şekilde bir salonda kadınlar ve erkekler göz, kulak sakıncalarına dikkat edebiliyorlarsa bir konuşmayı dinleyebilirler. Bu sakıncalara dikkat camide sağlanamıyorsa o takdirde camiye de gitmeleri caiz olmaz.
Daha iyi olanı yapmışsınız. Bu mesele günümüzün yeni getirdiği sorunlardan biridir. Ne yapılacağı konusunda muteber bir fetva kurumunun ölçülerine henüz şahit olmadım. Bu sebeple doğru olacağını umut ederek şu cevabı verebilirim size: Namazdan önce gerekli tedbiri almak gerekir. Yalnız namazdan önce de zil için mü'minin telefonda bulunabilecek bir zil sesini ayarlamış olmalıyız elbette. Her şeye rağmen namazda çalması durumunda tek elle müdahale etmemizde bir sakınca yoktur. Çıkarıp iki elle yapılacak bir hareketin namazı bozabileceğini düşünüyorum. Böyle bir bozulma durumunda da namazı bozulmuş durumu ile kılıp tamamlamak gerekir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Medine’deki mescitte de direkler vardır. Saf dolmadan o direklerin arasında namaz kılmak mekruh olarak belirtilmişti. Bu nedenle namaz safında yer varken direklerin arkasında veya yanında namaz mekruhtur. Saflar dolu iken ise böyle bir mekruhluk yoktur.
Evde de cemaat yapabiliyorsanız bir sıkıntı yoktur. Elli yüz metrelik yakın bir mesafede cami varsa camiye gitmeniz gerekir. En azından günün bir vakti muhakkak camiye gidin. İmtihan yoğunluğu ve benzeri olağanüstü denebilecek zamanları müstesna yapabilirsiniz. Rabbim sizi bu merhume ümmete bağışlasın. Hizmetiniz insanlığın yüzünü güldürsün. Meleklerin duaları ile yoğunlaşasınız. Bize de dua ediniz.
Mü'min kardeş olduğumuzu kabul ettiğimiz sürece o camideki insanlarla beraber bulunmalıyız. Cuma ve diğer namazları onlarla kılmayı kabul etmeliyiz. Ortada artık mü'min olma vasfının yitirildiğine dair bir kanaat varsa elbette mü'min olmayanların arkasında namaz kılmayız. Yalnız şunu unutmayalım: Şu hayatta en zor karar bir insanın mü'min olmadığına dair kati görüş belirtmektir. Büyük bir tehlike olarak bundan uzak durulmalıdır. Şu görüşü veya bu açıklaması gibi yorum götürebilir durumlarla insanların imanına veya küfrüne karar veremeyiz.