Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yurt dışında yaşıyorum ve yaşadığım şehirde bir teşkilatta gönüllü olarak görev almaktayım. Bulunduğumuz şehirdeki camide çocuk yaş grubu için okul açma çabası içerisindeydik. Bu arada ben yirmi yedi yaşındayım ve evlilik nedeniyle Türkiye'ye kesin dönüş yapmam gerekiyor ancak çevremdeki insanlar bana davayı satmış gözü ile bakıyorlar. Bu projeyi tamamlamadan dönmemin doğru olmadığını söylüyorlar. Projenin tamamlanması birkaç yılı alacak. Müstakbel eşim ve ben Türkiye'de yaşamak istiyoruz. Çevremdeki insanların bana, Allah’ın davasını bir kadın yüzünden satmış gibi bakması benim zoruma gidiyor ve bu durum beni olumsuzluğa itmiş durumda. Bir karar veremiyorum, kendimi kötü hissediyorum ve hangisini seçsem kaybedeceğim düşüncesi içinde buluyorum. Ne yapmam gerekiyor hocam bana bir çıkış yolu gösterir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, baban “olmaz” demedikçe hiçbir sakınca olmaz elbette. Bu açıdan durum normaldir ama şunu da bilmeni isterim: İstanbul cennet değil, oranın da kendine ait sıkıntıları var ve o sıkıntılar seni muhakkak bulacak. Bunu da bilmelisin. Evlenme meselesine gelince, sakın bu hissiyatını karşındakilere sezdirmeyesin, aç kurtları uyandırmış olabilirsin. Senin için dua ederim. Gelebilirsen vakfımıza gelebilirsin, oradaki hanım arkadaşlarınla tanışırsın.
Bizim asıl vazifemiz dinimize hizmet etmek, davamıza katkıda bulunmak değildir. Biz önce kendimizi korumak, iyi bir mü’min olmak için varız. İyi bir mü’min olmadan başkalarının dindar olmasına hizmet etmek bir tuzak olabilir. Siz önce bu hedefi gerçekleştirin. Böyle bakmazsanız kendinizi kandırmış olursunuz. Bunun için de namaz başta olmak üzere ibadetlerin hakkının verilmesi, Kur'an başta olmak üzere iyi okumaların yapılması, belli zikirlerin günlük uygulama içine yerleştirilmesi önemlidir. Bu açıdan bakmaya çalışır ve ilkeli bir uygulama yapabilirseniz takılıp kaldığınız konuyu da çözmüş olursunuz biiznillah.
Kıymetli kardeşim, bu kararı almadan önce aile büyüklerinizden sözüne itibar ettiklerinizle istişare edin. Sırf laf olsun, torba dolsun, diye konuşan insanlarla değil de adalet sahibi, vicdan sahibi, ilim-irfan sahibi kişilerle istişare edin. Buna binaen de bir karar alın. Kararınızı alırken istihare duası yapmayı da unutmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kızım, sen annenin yanına dön ve aile büyüklerinle istişare ederek iş yap, oralardan uzaklaş.
Bak güzel kardeşim, bu ifadelerinden dolayı seni kınayamam ama planının yanlış olduğunu söyleyebilirim. Sen okulu bıraksan da kendini Kur'an'a veremezsin. Bu bir dönemsel sıkıntıdır, sabredersen geçer. Gerekiyorsa İstanbul'a gel daha geniş görüşelim ama asla yolda bırakma kendini, asla!
Hayatı bir sıralama üzerinden yaşaman gerekir. Aksi takdirde bunalırsın. Bu sıralamayı şöyle yapmalısın: Önce senin sağlığın, geçimin, imanın, ahiretin… Sonra eşin ve çocukların. Sonra dinin ve ülken için yapabileceklerin. Bu mantık üzerinden yaşamaya çalış.
cami konusundaki diğer fetvalar
Kadınlar ve erkekler aynı caddede yürüyebilmektedirler. Çünkü caddede yürümek zorunluluğu vardır ve kadınlar da kendilerine dikkat ederek caddede yürümektedirler. Aynı şekilde bir salonda kadınlar ve erkekler göz, kulak sakıncalarına dikkat edebiliyorlarsa bir konuşmayı dinleyebilirler. Bu sakıncalara dikkat camide sağlanamıyorsa o takdirde camiye de gitmeleri caiz olmaz.
Mümin bir eksikliğin sahibi olabilir ama o eksikliği genelleştirmez. Mesela sabah namazını camide kılması gerekir. Kılamıyorsa sabah namazını camide kılmayı defterinden silmez. Bir gün gidebilirsem o günü kârım kabul ederim der. Siz de böyle yapın. Ayda beş kere de olsa gitmeye çalışın. Böylece nefsinizi eğitmiş olursunuz. Hemen teslim olursanız şeytan sizi yenmiş olur. Böyle olumsuz bakmayın kulluk mücadelesine.
Daha iyi olanı yapmışsınız. Bu mesele günümüzün yeni getirdiği sorunlardan biridir. Ne yapılacağı konusunda muteber bir fetva kurumunun ölçülerine henüz şahit olmadım. Bu sebeple doğru olacağını umut ederek şu cevabı verebilirim size: Namazdan önce gerekli tedbiri almak gerekir. Yalnız namazdan önce de zil için mü'minin telefonda bulunabilecek bir zil sesini ayarlamış olmalıyız elbette. Her şeye rağmen namazda çalması durumunda tek elle müdahale etmemizde bir sakınca yoktur. Çıkarıp iki elle yapılacak bir hareketin namazı bozabileceğini düşünüyorum. Böyle bir bozulma durumunda da namazı bozulmuş durumu ile kılıp tamamlamak gerekir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Medine’deki mescitte de direkler vardır. Saf dolmadan o direklerin arasında namaz kılmak mekruh olarak belirtilmişti. Bu nedenle namaz safında yer varken direklerin arkasında veya yanında namaz mekruhtur. Saflar dolu iken ise böyle bir mekruhluk yoktur.
Evde de cemaat yapabiliyorsanız bir sıkıntı yoktur. Elli yüz metrelik yakın bir mesafede cami varsa camiye gitmeniz gerekir. En azından günün bir vakti muhakkak camiye gidin. İmtihan yoğunluğu ve benzeri olağanüstü denebilecek zamanları müstesna yapabilirsiniz. Rabbim sizi bu merhume ümmete bağışlasın. Hizmetiniz insanlığın yüzünü güldürsün. Meleklerin duaları ile yoğunlaşasınız. Bize de dua ediniz.
Mü'min kardeş olduğumuzu kabul ettiğimiz sürece o camideki insanlarla beraber bulunmalıyız. Cuma ve diğer namazları onlarla kılmayı kabul etmeliyiz. Ortada artık mü'min olma vasfının yitirildiğine dair bir kanaat varsa elbette mü'min olmayanların arkasında namaz kılmayız. Yalnız şunu unutmayalım: Şu hayatta en zor karar bir insanın mü'min olmadığına dair kati görüş belirtmektir. Büyük bir tehlike olarak bundan uzak durulmalıdır. Şu görüşü veya bu açıklaması gibi yorum götürebilir durumlarla insanların imanına veya küfrüne karar veremeyiz.