Fetva Meclisi
Soru
Hocam seferîlik konusunda arada kaldık. Kocaeli’nde ikamet ediyoruz ve burada çalışıyoruz. Ben doğma büyüme İstanbul, eşim ise doğma büyüme Karabüklü. Memleketlerimize gittiğimizde seferî kılıyorduk ama birinden asli vatanınız sayılır seferî kılmamanız gerekiyor diye uyarı aldık, aklımız karıştı. İstanbul ve Karabük asli vatanımız sayılıyor mu nasıl kılmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu meseleye şöyle başlayın: Siz orayı hâlâ kendi ocağınız olarak görüyor musunuz, görmüyor musunuz? Eğer orayı eskiden babanızın yaşadığı bir yer olarak görüyorsanız, seferi olarak kılmanız gerekirdi. Eğer orayı eski ve her an denebileceğiniz bir yeriniz olarak görüyorsanız sadece yol boyunca seferi sayılacaktınız. Eksik kalan namaz varsa bu hesaba göre eksikleri kaza ediniz.
Memleketinizde büyüklerinizin olması yeterli değildir. Orada size ait, anahtarlarının sizde bulunduğu hanımınızla kalabileceğiniz bir evin bulunması, o evin sizin mahremiyetinizi örtecek nitelikte olması gibi vasıflar aranır. Bunun dışında siz orada misafir hükmündesiniz. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. İki uçtan birini tercih etmeye zorlamayın kendinizi. Meselâ evlenene kadar orada kalın, evlenince geri dönün. Ya da bir ayağınız orada bir ayağınız burada olacak bir yol deneyin. Özellikle yaşantı tarzı olarak ezanlı yer tercihiniz makul ve gereklidir. Allah yardımcınız olsun. Size dualar ederiz. Bir kişinin hidayetine vesile olmak gayeniz olsun. Kendinizi eritmemek de ikinci gayeniz olsun. Ortada bir yol izleyin.
Selamünaleyküm. 1- Nikâhınızın nerede kıyıldığı önemli değil. Eşinizin Eskişehir'de yeri yurdu varsa yani anahtarları onda olacak bir evi varsa o aralıdır. Oraya gittiğinde seferi olmaz; siz de ona tabisiniz zaten. Kurban ise zaten seferilikte de kesilebilir. 2- Piyasanın bol satacılı olmasından neden üzülüyorsunuz ki? Herkes bir yolla imtihan oluyor; kimin kârlı kimin zararlı olacağı burada belil olmayacak. Siz, kimi daha kapsamlı bir İblam üzerinde görüyorsanız, kimin ihlasından daha az şüphe ediyorsanız onu izleyin. Bolluğu dert etmeyin, şeytan isiz onlarla meşgul etmemelidir. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Bir insanın yaşadığı yer, o insanın vatanı kabul edilir. Oradaki adına MUKİM denir.Bir insanın birden fazla MUKİM olacağı yeri olabilir. Mesela Erzurum'da yaşayan biri, oradaki evine ilaveten iş yapmak için İstanbul'a da bir ev açabilir. Bu sefer o kişinin iki vatanı olmuş olur. Her ikisinde de MUKİM durumdadır.İnsanın kendisine ait olmayan bir evde kalacağı günler: a-Bulunduğu yerden doksan km'den daha uzak bir mesafede ise, b-Orada on beş günden az kalacaksa bu kişi orada MİSAFİR durumundadır. Misafir, dört rekat olan namazları iki rekat olarak kılar. Orucu erteleyebilir. Camide imamla kılarsa namazı imam gibi tam kılar.Buna göre MİSAFİR, kendisine ait olmayan ve doksan km'den daha uzak bir yere giden ve orada on beş günden az kalan kişidir. Doksan km'den uzak bir yola çıkan biri her şartta YOL ESNASINDA yani gideceği yere varıncaya kadar MİSAFİRDİR. Gittiği yerde ise yukarıdaki duruma göre değerlendirme yapılır.
Kişinin doğup büyüdüğü yere veya çalışıp geçimini sağladığı, çoluk çocuğu ile yerleştiği ve sürekli kalmaya niyet ettiği yere "vatan-ı aslî" denir. Vatan-ı aslî, ancak başka bir yeri vatan-ı aslî edinmekle değişir. Kişi başka bir yere göç edip eşini ve çocuklarını buraya naklederek yerleşirse burası vatan-ı aslîsi olur. Önceki vatanı, vatan-ı aslî olmaktan çıkar. Daha sonra buraya (eski vatanına) misafir olarak (15 günden kısa süreliğine) gelirse dört rek'atlı farz namazlarını iki rek'at olarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) ve arkadaşları Mekke’yi terk edip Medine’ye yerleştikten sonra Mekke’ye gittiklerinde dört rek'atlı farz namazları iki rek'at olarak kılmışlardır (Buhârî, Taksîru’s-salât, 1 [1081]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 15 [693]). Bir kimsenin doğduğu, evlendiği, içinde yerleşmeye karar verdiği yeri terk etmeyi düşünmeyerek; öğrencilik, işçilik ve askerlik gibi geçici sebeplerle uzunca bir zaman oturduğu veya yolculuğa çıkıp en az on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği yerler ise ikamet vatanıdır. İkamet vatanında namazlar mukim olarak kılınır. Hanefîler'e göre burada 15 günden az kalacaksa ve kaldığı yer kendi mülkü veya kiraladığı bir mesken değilse namazlarını kısaltarak kılar (bk. Haddâd, el-Cevhera, 1/87; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132; Bilmen, İlmihal, 163).