Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir akrabanın doğum günü vesilesiyle evinde toplanıp akrabalar olarak sohbet etmek, hal hatır sormak ve bir hediye alıp o akrabamızın gönlünü hoş etmek ne kadar caizdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Arkadaşınıza sözünüz geçmiyorsa ona mesafe koymanız gerekir. Aksi takdirde haramlara karşı sessiz kalarak eski ümmetlere benzemiş oluruz. Doğum günü kutlanması, bize ait olmayan ithal uygulamalardan biridir. Yapılması haramdır demesek de abestir, gereksizdir deriz. Boş bir iştir. Müminlerin böyle işlerle uğraşmaya vakitleri olmamalıdır. Neden bir kardeşliğimizin canlı olması için doğum gününü bekleyelim? Biz ümmeti Muhammediz; birbirimizi Allah için severiz, Allah için beraber oluruz. Bir gün değil her gün birbirimizin yanında oluruz. Biz buyuz.
Doğum günü kutlamak haramdır şeklinde kesin bir söz sarf etmek zordur. Bunun doğrusu şu şekilde olmalıdır: Müslüman neden doğum günü kutlar, bir yıl daha fazla ölüme yaklaşmak demek olan doğum günü neden kutlanır? Bu bir boş insan işidir, ahiret derdi olanın böyle işlerle alakası olmaz.
Zinaya yaklaşmamakla emrolunduk. Böylesi bir hareketin tehlikeli olacağı aşikâr. Bu sebeple uzak durmanız gerektiğini hatırlatırız. Konuyla alakalı süreci ciddiye taşıyabileceğiniz adımlarınız var ise meşru çerçevede onları atmanızda sakınca olmaz. Örneğin aile büyüklerinizle konuşmak, aracı kişilerle konuşup bu işi şer'en yanlış olmayacak bir şekilde ciddiye taşıyacak adımlar vs. Onun dışında her riskli hareketimiz bizim için vebal olma özelliği taşır. Allah yarımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Doğum günü bizim kültürümüzde yoktur. Doğum yıldönümü aynı zamanda mezara bir yıl daha yakın olma hali demektir. Kutlanacak bir tarafı yoktur ama esiri olduğumuz batı kültürünü aşamayanlar için söz söylemenin anlamı da yoktur.
Selamünaleyküm. Bu hususlarda size tavsiyem, mutedil olmanızdır. İnsanların nefislerine hoş gelen şeyleri bir veya beş kerede ikna edip kaldıramazsınız. Sabırlı olun. Bir kere düşünün; her yaş günü aynı zamanda ölüme bir sene daha yakın olmak değil midir? İnsan, ölüme biraz daha yakın olduğu için kutlama yapar mı? Yapıyor işte. Siz bildiğiniz hakikati koruyun, insanlarla cebelleşmeyin, kendinizi yıpratırsınız. Peygamber aleyhisselam efendimizin doğumunu kim kutluyor da örnek olacak bize; sahabe yapmış mı, Ebu Hanife yapmış mı? Yapan kim, cihattan uzak, laik ortamı korumak için yaşatılan kurumların sahipleri! Siz bildiğiniz yolda devam edin, Allah yardımcınız olsun.
Evet, akraba ilişkilerimiz dindarlığımızın gereğidir, korumaya ve sürdürmeye mecburuz. Ahiret hedeflerimiz ise her şeyin üstündedir. Ahirette zarar etmemize neden olacak hiçbir şey bizim sempati alanımızda olamaz. Buna akrabalık ilişkilerimiz de dâhildir.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Şeytan boşluktaki insanları pek sever. Hiçbir insan aklı ve zihni işgal edebilecek ağırlıkta değildir. Kendinize gelin ve hayata bir insanla değil kendi ellerinizle tutunmaya bakın. İbadetlerinizi daha ciddi yapın. Kur'an okuyun. Dünyayı ve hayatını abartmayın. Ahiret yolcusu olduğumuzu unutmayarak yaşamaya bakın.
Peygamber aleyhisselam efendimiz özellikle kayınlara karşı daha dikkatli olunmasını emretmektedir. İnsan, ilke olarak yabancı birine karşı dikkatli olur ama kayın, enişte gibi aslında yabancı olanlara karşı kendini rahat hisseder. Bu rahatlık da şeytanın işine gelir. Bugün insanlar, dinimizin bu inceliğini bir aşırılık gibi görüyorlar ama hiç kimse karakollar, mahkemeler ve mezarlıklara sıçrayan bu kıvılcım nitelikli ateşin yaktığı imanları, aileleri konuşmuyor ya da konuşamıyor. Peygamber aleyhisselam efendimizin uyarısı gayet açıktır. Yabancı erkeklere dikkat edilmesi gerektiğini ikaz ettiği bir konuşmasından sonra: “Peki kayınlar” hakkında ne buyurursunuz? diye sorulunca: “O ölümdür!” şeklinde cevap vermiştir. Evet, kayınlara karşı bu uyarıyı yapan dinimiz bize onlara düşmanca davranmayı da emretmiş değildir. Bunun ortası bulunabilir. Mesela evde veya başka bir ortamda tek başına bulunulmaz. Buna HALVET HALİ diyoruz. Hanımlar kıyafetlerini ev kıyafetinin üstüne çıkarırlar. Konuşmalarda sınırsız gibi davranılmaz. Hoş geldinizden sonra erkekler bir odada kadınlar öbür odada kalabilirler. Dinimize ve iffetimize zarar vermeden bir çözüm bulunması mümkündür. Şöyle bir not düşmekte de yarar vardır: Akrabalar bu tür uygulamaları bir küsme nedeni, kendilerine vahşi insan muamelesi yapıldığı refleksini gösterme gerekçesi yapabilirler. Onlara cevabımız şudur: Akrabamız değerlidir ama dinimiz daha değerlidir. Bununla tavır koyacak ve küsecek bir akrabayı görünce sevgili Peygamberimize sığınır, onu ne kadar da güzel buyurmuş diye başımıza taç ederiz. Bunu saygısızlık veya saygı konusu olarak değil din veya değil konusu olarak görmek isteriz. Dinimizin bir emri uğruna dünyada tek başımıza kalmaya razı olmadıkça da mümin olmanın tadını yaşayamayız. Bunu bilmek gerekiyor.
Kocanın amcası dayısı kadının amcası dayısı hükmünde değildir. Elden etekten düşmüş bir ihtiyar değilseler ellerini öpemez kadın. Aynı durum erkeğin hanımının hala ve teyzeleri için de geçerlidir. Hanımın halası/teyzesi hala ve teyze değildir. Her iki taraf için de mahremiyet korunmalıdır.
Mü'min şeriatına göre yaşar. Şeriata göre yaşayınca da dininin teminatı altında olur. Biiznillah sorunsuz ve güçlü bir hayatı olur. Bunun için de temel ölçü olarak helaller/haramlar dairesinde kalır. Helalleri aşmamayı haramlara bulaşmamayı ilke edinmek böyle bir teminat verir. Bu da şu demektir: İmanlı insan olmayı hayatın anlamı olarak bileceksin. İmandan sonra en büyük vazifen tek bir haram da olsa haramdan uzak kalmak olacak. Haramla bulaşık kalmaktan ise hicret etmeye razı olmak demektir bu. Allah’ın farzlarından eksiğin olmayacak. Zira farzları eksik bırakmak da bir haramdır. Nafile ibadetlerden konumun, kabiliyetin ve fırsatların doğrultusunda yapabildiğini yapacaksın. Mü'min bir çevrede olmayı ilke edineceksin. Telefondaki arkadaş listenden çay içtiğin insanlara kadar seçici ve korunmuş kalma ilkeni bozmayacaksın. İnsanî ilişkilerin iyi olacak. Başta ebeveynin ve ardından akrabaların sende Allah’ın emaneti olarak bilinecek. Diğer insanlarla da mesafeli ama saygılı olmayı bileceksin.
Kesinlikle gitmelisin. Vakur, seviyeli ve nezaketli bir yeğen olarak gitmelisin. Elini öptürür öptürmez onun sorunudur. Halalarını da bu işte yokmuş gibi say. Onlara karşı da nazik ol ama bu konudaki tavırlarını kendin için etkili görme…
Kur’an’ımız, Nûr suresinin elli sekizinci ayetinde ergenlik çağına gelmemiş çocuklar için bile anne babalarının özel hallerine vakıf olmamaları için yatak odalarına girmeden izin almalarını emretmektedir. Bu emir, çocuklarının anne babalarınadır. Yoksa çocuğa emredilmiş değildir. Ayet, çocukların sözden anlayacağı ortalama 2-10 yaş arasına işaret etmektedir. İki yaşından itibaren mümin anne babalar evlatlarına bu mahremiyet şuurunu vermeye başlamalıdır. Bunu doğumla birlikte başlatacağımız bir süreç içinde değerlendirecek olursak şunları pratik tavsiyeler olarak sunabiliriz: 1. Yatak odalarının özel oda olduğu ve izin alınmadan girilmemesi gerektiği küçük yaşlardan itibaren ara ara hatırlatılmalıdır. 2. Anne babalar, sürekli izlendikleri bilinciyle çocuklarının yanında elbiselerine ve davranışlarına dikkat etmeli, mahremiyetini korumalıdır. 3. Çocukların bezlenmesi ve üstlerinin değiştirilmesi başkalarının olmadığı özel bir yerde olmalıdır. Hatta mümkünse bunları anne dışında kimse yapmamalıdır. 4. Çocuklarımız dudaklarından öpülmemelidir. Özel bölgeleri sevilmemelidir. 5. 3-4 yaşlarıyla birlikte çocuklarımız iç çamaşırıyla yıkanmalıdır. 6. Başkalarının olduğu yerde kıyafet değiştirmemeleri, yalnız başlarına çamaşır değiştirirken acele etmeleri öğretilmelidir. 7. Çocuklar, yaşları ilerledikçe birinci derece akrabaları dışındaki insanlara yakınlaşma hususunda uyarılmalıdır. Rabbimizden evlatlarımızı salih ve salihalardan kılmasını niyaz ederiz. Hepimizi, rızası doğrultusunda anne baba olmaya muvaffak kılsın.