Fetva Meclisi
Soru
Sayın Hocam 35 yaşındayım. Bir süre önce eşimden ayrılmak zorunda kaldım. Eşim obsesif kompulsif hastası. Her evlilikte olan ufak tefek tartışmaları büyüttü büyüttü. Kafasını boşanmaya taktı. En sonunda muradına erdi. Özgürlüğüne kavuşacakmış boşanınca. Aman ne özgürlük ne özgürlük? Benden ayrıldıktan sonra dul kadın psikolojisine girdi. Mahalle baskısını üstünde hissetmeye başladı. İçine kapandı da kapandı. Sokağa çıkmakta bile zorlanır oldu. Neyse hocam asıl sorum şu: Ben tekrar evlenmek istiyorum ama hangi kapıyı çalsak dul adamdır çocuğu vardır diye ret cevabı alıyorum. Bazen aynada kendime bakıyorum şükür Allah'a zarf da mazruf da iyi sayılır. İşim de iyi. Ben bu kadınları anlayamıyorum. Dul ve çocuklu lafını duyan daha beni görmeden olmaz diyor. Sizden bir büyüğüm olarak tavsiye istiyorum ne yapmalıyım? Geçen gün bir şiir okudum duygularımı ifade ediyor. Bu şiiri paylaşmak istiyorum. Dul gezdirme Tanrım gel bu garibi, Çektiğim çileyi görüver gitsin. Boşuna yazdırma bana şiiri, İçimdeki sırra eriver gitsin. Hatam nedir sana taptım tapalı, Bilmem ki kısmetim niye kapalı, Sakın yazma bana eli sopalı, Onu kılıbığa veriver gitsin. Bir göz at hele bak şu defterine, Güzeli yazmışsın hödük birine, Kaydırıp da beni onun yerine, Çektiğim çileyi görüver gitsin. Benim malım mülküm çok diyenlerin, Sırtım pek, karnım da tok diyenlerin, Kocaya ihtiyaç yok diyenlerin, Hemen defterini dürüver gitsin. Danışsın müftüye, sorsun imama, Varması sevaptır dul bir adama, Varmam diyeni sen bilirsin amma, Bence cehenneme sürüver gitsin. Kesilmezse Hacı Hasan’ın hızı, Bitirecek bütün gelini, kızı, Açıkta koymadan o hınzır bizi, Başına bir çorap örüver gitsin. Süsleyip yüzünü takıp peruğu, Kazıklama bana çürük çarığı, Ben neyleyim evde kalan moruğu, Onun turşusunu kuruver gitsin. Ahiret de bari düşmeyim dara, Üç beş huri ayır koy bir kenara, Doksanı geçince yaşım bir ara, Rasim’i kefene sarıver gitsin. Rasim KÖROĞLU.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz bir düşünün; evlilik harama düşecek boyutta sizi sıkıştırıyorsa, babanızın sınırları bitmiş demektir. Allah'ın dini size yön verecek baba karışamayacaktır. Evlenir gidersiniz. Ona karşı da nezaket kusuru işlemezsiniz. Buna çok dikkat edin. Eğer bu oranda sıkışmadı iseniz, onun yumuşamasını bekleyeceksiniz. Başka türlü Allah'ın rızasını yakalayamazsınız.
Bir kere hayatı olduğu gibi bir imtihan olarak görmeyi başarın. Herkes bir çeşit imtihan olacak, çare yok! Sizin imtihanınız da budur. Bu imtihanı yaşadıkça kazanma sürecinde tutacaksınız. Yılıp bir kenara yığılmaktansa sabredip sebat ederek kazanmaya bakacaksınız. Bulunduğunuz noktada şeytan sizi, nefis muhasebesi süsü ile yıpratıyor. Çıplak olmadığınız ortada, sorununuz daha iyisini yapamamak. 'Daha iyisini yapmak' bir mücadele meselesidir. Elli yıl da sürebilir bu mücadele; neden bu gözle bakmıyorsunuz? Dik durun, şeytana taviz vermeyin. Daha iyi olma mücadelesi her şeyden önce dirayet ister, dik duruş ister, unutmayın. Kendinize yeni bir bakış açısı belirleyin, yeni bir değerlendirme yapın ve yolunuza devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Yavrum, din de garip oldu dinine sahip çıkmak isteyen samimi mümin de. Sen değil sadece, bir koca dünya bu hale geldi. Ama ben biliyorum ve inanıyorum ki, gökler başımızın üstünde duruyorsa senin ve senin gibilerin bu filizlenmeye başlayan imanı sayesindedir. Seni tebrik ediyorum, bağrıma basıyorum. Allah sana umduklarından daha güzelini versin. Seni Ashab-ı Kiramla beraber cennetlerde buluştursun güzel gencim benim. Bu güzel imanınla yaşarken bana da dua etmeni isterim senden. Sabret ve kazan. Öncekiler de sabrederek kazandılar. Yılmadılar, yorulduk demediler. Kulluktur bu. Kulluk da olduğu gibi imtihandır. Şöyle bir plan yap: Bir kere ne olursa olsun annen ve babana karşı edebini asla bozmayacaksın. Dünya yıkılsa yeniden kurulsa sen onların çocuğusun, onlara karşı saygılı olman, önlerinde el pençe durman senin imanının gereğidir. Şeytan yer yer zihnini karıştırıp güya iman adına sana onlara karşı edepsizlik telkin edebilir, defet onu gitsin. Ne olursa olsun, yer neresi olursa olsun, onlar sana ne yaparsa yapsınlar birinci kuralın bu olacak. Zor ama mümin için gerekli bir noktadır bu. İkinci işin şu olsun: Dayınlar, halanlar ve benzeri yakınlarla o tür haramların ezilmek istendiği ortamlarda asgari yani olabilecek en az düzeyde de olsa bağlantıyı sürdür. Kopman doğru değildir. Kimse sana iki saat otur o mecliste demez zaten. Hoş geldiniz de ve su getirmeye git, çay getirmeye git ve odana çekil. Bunu da becereceksin. Bunu böyle yapmazsan adını bin bir yalanla birleştirir seni hırpalayabilirler. Üçüncü işin şu olsun: Allah'ın kesin haramlarından birini asla yapma. Haram tokalaşma yapma. Yalan konuşma, yalana şahitlik etme, yalan dinleme mesela. Bu konuda seni dövseler de se böyle ol, bağırsalar da böyle ol. Dördüncü işin: Evde kendine okuma, el işi veya benzeri bir üretim alanı çıkar. Odana çekildiğinde o işi yaptığını, o nedenle ortamı terk ettiğini bilsinler. Beşinci ve en kritik işin: Bu durumu kimse ile tartışma. Sorduklarında “eh, üh” de ama tartışma. Birilerini ikna etmeye çalıştığını zannedersin ama yıpranır ve eskirsin. Şeytan her tartışmadan sonra seni biraz daha eskitir. Seni uyarayım: Tartışmamak çok zordur, “öfke baldan tatlı imiş” derler ya, öyle bir şeydir bu. Ama sen, mümin gencim benim, sen imanın fidanısın biiznillah. Senin önünde zor olmaz. Bütün bu yaptıklarının karşılığını Rabbin verecektir. Beklediğinden daha fazlası ile verecektir. Aç göğsünü Rabbine, bak sana ne huzurlu anlar yaşatacak, bak ve gör güzel gencim. Seni Allah Teâlâ'ya emanet ederim.
Kızım, ilmin ilk şartı sabırdır. Sen sabır barajını geçmeden ilim elde edemezsin. Senin için iyi bir sabır konusu olmuş annen. Bunu nimet bil ve geçmeye çalış. Ne anneni kır ne de ilim sevdasından vaz geç. Bir de evlenmenden sonra daha serbest kalacağın için hırsını o zamana sakla. Böylece daha gerçekçi ve sağlıklı bir ilim fırsatın olur. Madem ilim yolcusu olmak istiyorsun, bak işte ilmin gereği budur. Başla bakalım ilme.
Sen bir hata yaptın ama sen hatalarından ibaret değilsin. Hatalar, insanın kim olduğu değil, ne yaşadığıdır. Herkesin hayatında düşüşler, yanlış adımlar olabilir ama önemli olan bundan sonra ne yapacağın. Kendini suçlamaktan vazgeç. Allah’ın rahmeti sonsuzdur. O’nun huzuruna dönmek istiyorsan, seni geri çevirmeyecek. Tevbe eden kişi, hiç günah işlememiş gibidir. İnsan kendini affetmezse Allah'ın affını tam anlamıyla hissedemez. Geçmişte yaptıkların için “Ben kötü bir insanım.” diyerek kendini mahkûm etme. Bunlar yaşandı ve bitti. Şimdi yeni bir sayfa açma zamanı. Yeter ki geçmişten yana pişman olmuş ol ve bir daha asla yaklaşmamaya niyet ve gayret et. Diyorsun ki "Kur'an'a sarılayım diyorum, bir sayfayı zor okuyorum." Bu normal. Çünkü insanın kalbi ve maneviyatı yıprandığında, manevi tatlar zayıflar. Bunun için hemen zorlayarak değil, yavaş yavaş başlaman gerekir: - Kur’an okurken zorlanıyorsan önce anlamıyla ilgilen. Günlük bir ayet ya da kısa sure seç ve anlamını düşün. Manevi bağın güçlendikçe okuma isteğin de artacak. - Zikirleri arttır. İçsel sıkıntıyı azaltan en güzel şeylerden biri zikir ve dua. Günde en az 100 defa istiğfar et (“Estağfirullah” de). - Allah ile konuş. Dua ederken ezbere kelimeler değil, kalbinden gelen sözleri kullan. Dertlerini Rabbine aç. “Allah’ım, bu halimden kurtulmam için bana yardım et.” diye dua et. Aynaya bakıp kendini bir canavar gibi görmen ise seni daha zora sokabilecek zararlı bir bakış açısı. Bu, kendini değersiz hissettiğin için. Hâlbuki sen değersiz değilsin. Belki yanlış insanlara değer verdin, belki yanlış yerlerde huzur aradın ama bu senin değersiz olduğunu göstermez. Kendini ihmal etmek, çirkinleştirmez ama kendini sevmemek, sana böyle hissettirir. Dış görünüşünü küçük adımlarla iyileştirmeye başla. Kilo ve görünüş meselesi bir sonuçtur, sebep değil. İç huzurun arttıkça, kendini daha iyi hissettikçe dışarıdan da daha enerjik ve güzel görüneceksin inşaallah. Sosyal hayattan uzak kalmak seni tüketir. Küçük adımlarla bir yerlere çık. Tek başına bile olsa kafede bir çay iç, kitap oku, yürüyüş yap. Eski arkadaşlarınla yeniden iletişime geçebilir misin, bir bak. Belki birine "Nasılsın?" demek bile bir kapı açabilir. Eğer yalnız kalmaya devam edersen iç sesin seni daha çok hırpalayacak. Psikolojik destek alıyorsan devam et. Eğer almayı bıraktıysan yeniden bir uzmana git. Kendi kendine küçük hedefler koy. Mesela "Bugün beş dakika egzersiz yapacağım." ya da "Bugün üç sayfa kitap okuyacağım." gibi küçük adımlarla ilerle. Hayatta amaçsız kalmak, çöküşü hızlandırır Allah korusun. Kendine küçük de olsa bir hedef belirle. Atanma konusunda bir plan yap. Ders çalışma isteğin yoksa bile, günde on beş dakika bile olsa başla. Yılmadan, yorulmadan umut etmeye, gayret etmeye, sabretmeye devam et. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Bu konuyu kişisel algılamadan önce sizin ve eşinizin örfünü dikkate almanız gerekiyor. Örf buysa eğer, bunu bir kasıt olduğu için değil örf böyle olduğu için böyle yapmışlardır. Geçmişe dair telafisi mümkün olmayan şeyler yüzünden ailenizdeki huzuru gözden çıkarmayın derim. Affedin. Doğru olan bunun en başta konuşulması idi ama hem sizin çekinceleriniz hem onlarınki... Sonuç böyle olmuş. Ailenizle huzurunuzu tesis etmeye bakın. Allah azze ve celle size bol, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan etsin. Eşinizi de çalışması için tatlı dille teşvik edin. İlla mezun olduğu alanda işe gitmesi şart değil. Olmuyorsa başka alanlardan devam edebilir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle birinden borç almanın ya da yanında çalışmanın sakıncası olmaz.
Selamünaleyküm. Evvela sizin bu konudaki sözleriniz evinizde sorun olabilir, kendi ellerinizle huzurunuzu kaçırabilirsiniz. Siz uzak durun derim size. O kişi için de söylenecek bir şey yok, herkes cennete girecek diye bir şart mı var. Zaten onların yeniden nikâhlanmaları ne kadar mümkündür onu da bilmeliyiz. Sizin yapacağınız, zorunlu bir durum olmadıkça ondan uzak durmanız, çocuklarınıza mesafeli bırakmanızdır. Allah sonumuzu hayretsin.
Selamünaleyküm. Zimmetinize geçirdiğiniz miktarı ödemeye karar verin. Bunun için de kuruş kuruş da olsa biriktirin. Bu durumu da vasiyetiniz olarak bir kenara not edin. Sizden sonraya kalsa da ödensin. Ayrıca tövbe edin.
Selamünaleyküm. Direk bunu yasaklayan bir kayıt yoktur ama ortada tiksindirici bir durum vardır. Özellikle eşin razı olmayacağı şekilde yapılması için caiz değil denebilir.
Selamünaleyküm. Evet, bu bir vakıa olarak önümüzdedir. Din ucuzlamıştır. Girmek zor çıkmak kolay olmuştur. Dileriz bu durum, bizim zamanımız için zikredilmiş olmasın. İmanımız kaybedebileceğimiz son kalemizdir. Ondan sonra kaybedecek bir şeyimiz yoktur.Ölçü olarak insanların bilerek küfre girmelerinin burada vurgulandığını kaydetmeliyiz. Özellikle ihtimalli durumları istisna etmemiz gerekmektedir. Kitleler hâlinde küfre düşmüş insanlar tablosu hoş değildir.
Selamünaleyküm. Sadece Darimî’nin rivayet ettiği hadislerden bir hadistir. Hadis zayıf bir hadistir. Anlam olarak da, Allah adına konuşmak ve imza atmak demek olan fetvaya karşı cüretkâr olmak bile bile ateşe atlamaktır şeklinde anlaşılabilir.