Fetva Meclisi
Soru
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü'min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü'min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar." ukarıdaki hadisi açıklar mısınız hocam. Kafama takılan konu: Günümüz dünyasında Müslümanlar şirk ve günah işlemeyi, o kadar alışık ve normal görür oldular ki, işledikleri günahlar onları akşam kâfir, sabah namaza kalkıp tövbe ettiklerinde de Müslüman mı yapıyor acaba? Artık bu hal o kadar gündelik, zararsız gelmeye başlıyor ki insanlara, iman ve küfür arasında gidip geliyorlar. Acaba bu hadis günümüzde bu duruma mı vurgu yapıyor, yoksa başka anlam mı ifade ediyor. Açıklayabilirseniz sevinirim. Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Namazı inkâr edenin kâfir olduğunda bir şüphe yoktur. Tembellik veya benzer bir nedenle kılmayan ise kâfir olarak görülmemiştir. Cumhurun görüşü budur, uygulama da böyledir. Hadislerde geçen ifade ise 'kâfir gibi iş yapmaktadır' şeklinde anlaşılmıştır, anlaşılmalıdır da.
Selamünaleyküm. Bu hadisi şerif, kıyamet alametlerinden birini zikretmektedir. İman ehli olmaya rağmen zulmetmekle kendisini helâk eden bu insanlar sabah akşam Allah'ın gazabına muhatap olmaktadırlar.
Selamünaleyküm. nBunun gibi pek çok hadis vardır. Bu bir kuraldır: Cehennemde sıfır imanlı olanlar yani kâfirlerden başkası sonsuza kadar kalmayacaktır. Müm'inler ise dünya hayatında günah işledilerse ve tevbe etmeden öldülerse, günahlarının gerektirdiği kadar cehennemde kalacaklardır. Sonra da Allah Teâlâ'nın lütfu ile cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir. Tabii bu durum, mü'minin günahlarını Allah Teâlâ'ınn affetmemesi hâlindedir. Af görürse zaten kurtulacaktır. Allah Teâlâ sonumuz hayertsin.
Vealeykümselam. Yalnız Allah olmalıdır yüreklerimizde. Kimin ne diyeceğine bakmak ise o 'yalnız Allah olmalıdır' ilkesini zedeler. Nefsine uyma, zevkine göre din yaşama, insanları putlaştırma, sabrı unutma ve Allah'a tevekkül et. Bir ilmihal kitabı okumadan iş yapma, şeytan seni bir daha geri dönemeyeceğin girdaplara çeker, aman dikkat et! Bir mürşidin, yol gösterici ağabeyin muhakkak bulunsun, bu zifiri karanlıklarda tek başına kaybolursun. Gerisini bırak.
Selamünaleyküm. Dinin herkesçe bilinmesi gereken temel konularında bilmemek özür sayılmaz. Mesela namazın önemini bilmemek ancak hiçbir İslam emaresi bulunmayan yabancı ortamlarda özür olabilir. Ezan okunan yerlerde herkes dininin en temel ilkelerini bilmeye mecburdur. Bu husustaki cahillikten din üzerinden maaş alan ama insanlara dini tebliğ etmeyen kitle en başta mesuldür.
Peygamber aleyhisselam efendimiz, dünya ve ahiretimiz için gerekli bütün bilgileri bize aktararak bu dünyadan gitmiştir. Onun bize aktardığı bilgiler arasında kıyamete kadar olacak olağan dışı bazı olaylar da bulunmaktadır. Bu aktardığı bilgilerin bir kısmı herkesin çıplak gözle bile görebileceği kadar açık konular, bazıları da derin bilgi gerektirecek konulardır. Sözünü ettiğimiz bu derin konuları ele alırken şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir: Peygamber aleyhisselam efendimizden bize ulaşan bilgilerin sahih olanı ve olmayanı vardır. Sahih, ona ait olduğunda şüphe bulunmayan demektir. Bu bilgilerin önce sahih olup olmadığına bakılır. Özellikle sahih olmayan hadislerin sıradan insanlara aktarılıp zihinlerinin karışmasına ve umutsuz kalmalarına neden olmak yanlıştır. Hadisler bize Arapça dili ile taşınmıştır. Hadisleri anlarken iyi bir Arapça bilmeyenin iyi anlaması mümkün değildir. Hadislerde geçen konuları “işte şu olay/işte şu kişi/işte şu mekân” şeklinde muayyen bir noktaya tahsis etmek isabetli olmayabilir. Dünyanın ne kadar daha ömrü varsa bu hadisler o zamanlar için de geçerlidir ve bizim büyük, dehşet diye yorumladığımız nice olay belki de gelecek zamanlar içinde basit kalacaktır. Bu ihtimal unutulmamalıdır. Hadislerde anlatılan ağır olaylar Müslümanların umutsuz kalmalarını ve bir kenara çekilmelerini gerektirmemektedir. Müslüman için kural şudur: Her şeye rağmen Müslümanca hayatı devam ettirmek, kıyamete birkaç dakika bile kalsa elindeki fidanı dikmek. Bu ciddiyet ve önemseme ile bakılmadığında bu hadisler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme söylemediğini veya kastetmediğini söyletmiş oluruz. Allah muhafaza buyursun. Bu da Müslümanları yarın Rablerinin huzurunda mahcup olacakları evhama, vesveselere ve hatalı uygulamalara sevk edebilir. İnsanlara zulmetme, belli yerleri uğursuz görme, zaman ve umut israfına neden olma gibi sonuçlar da muhtemel olur.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Direk bunu yasaklayan bir kayıt yoktur ama ortada tiksindirici bir durum vardır. Özellikle eşin razı olmayacağı şekilde yapılması için caiz değil denebilir.
Selamünaleyküm. Zimmetinize geçirdiğiniz miktarı ödemeye karar verin. Bunun için de kuruş kuruş da olsa biriktirin. Bu durumu da vasiyetiniz olarak bir kenara not edin. Sizden sonraya kalsa da ödensin. Ayrıca tövbe edin.
Selamünaleyküm. Sabır etmelisiniz. İlk evlenenler bile zor evleniyorlar. Normal evlenen bir kapı çalıyorsa siz iki kapı çalın. Umutsuzluğa gerek yok, mücadele bu.
Selamünaleyküm. Sadece Darimî’nin rivayet ettiği hadislerden bir hadistir. Hadis zayıf bir hadistir. Anlam olarak da, Allah adına konuşmak ve imza atmak demek olan fetvaya karşı cüretkâr olmak bile bile ateşe atlamaktır şeklinde anlaşılabilir.
Selamünaleyküm. Böyle birinden borç almanın ya da yanında çalışmanın sakıncası olmaz.
Selamünaleyküm. Evvela sizin bu konudaki sözleriniz evinizde sorun olabilir, kendi ellerinizle huzurunuzu kaçırabilirsiniz. Siz uzak durun derim size. O kişi için de söylenecek bir şey yok, herkes cennete girecek diye bir şart mı var. Zaten onların yeniden nikâhlanmaları ne kadar mümkündür onu da bilmeliyiz. Sizin yapacağınız, zorunlu bir durum olmadıkça ondan uzak durmanız, çocuklarınıza mesafeli bırakmanızdır. Allah sonumuzu hayretsin.