Fetva Meclisi
Soru
Hocam “Huz ma safa da'ma keder.” “Sana safa (huzur ve sevinç) veren şeyi al, üzüntü ve keder veren şeyi de bırak.” (bkz. İbni Dureyd, el-İştikâk s.146; ez-Zemahşerî, Esâsü’l-Belâğa s. 703) Bu hadis hakkında bilgi verebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir sözden ötürü keffaret gerekmez. Daha dikkatli olmak, günahlardan uzak kalmak gerekiyor.
Selamünaleyküm. Sabır elbette üstün bir makamdır. Buna rağmen mü'min, birilerinin zulmüne paspas olmak zorunda da değildir. Kişisel haklara saygısızlığı da kabul etmez. Sabırla şahsiyeti koruma arasında dengeli duruşun adı mü'min şahsiyet olarak adlandırılabilir. Sözünü ettiğiniz gibi psikolojinin bozulmasına rıza yanlıştır. 'Haksızlık karşısında susmak' ile alakalı söz ise hadis kaynaklıdır.
Bu bir vesvesedir. Bunu kendinize konu yapmayın. Kendinizi diğer işlerle meşgul edin. Boş vaktiniz kalmasın. Aklınıza böyle bir konu geldiğinde de onu hiç olmamış kabul edin. Hatta kelimeyi şehadeti bile bu nedenle getirmeyin. Bunun yerine mesela Kur'an okuyun. Dua etmeyi de ihmal etmeyin.
Selamünaleyküm. Sizin bu tür kararlarınız, dinin emri durumunda olmaz. Ahlâken kendinizi bağlamış sayılırsınız. Karar verirken herkes yapabileceği şeyleri söz vermelidir. Verdiği sözünde de durmalıdır.
Böyle bir sözden ötürü kefaret gerekmez. Daha dikkatli olmak, günahlardan uzak kalmak gerekiyor. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. İçinde haram ifadeler geçmeyen aşk şiiri yazılabilir.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir hadis bilmiyoruz.
Namazda bunu yapmayın.
Elimizdeki sahih kaynaklarda bu şekilde bir söz yoktur. O günkü endişeleri ifade etmek için sonrakilerin kullandığı bir ifade olabilir.
Saçın kenarlarını tamamen kesip üstte saç kalacak şekilde tıraş hadislerde yasaklanmıştır.
SİYASET sözcüğü Kur'an-ı Kerim’de geçmemektedir. Siyaset mefhumunun içini dolduran pek çok kavram ise ayetler arasında geçmektedir. Siyaset ve siyaset kurallarını ihtiva eden kavramlar olarak hüküm, hikmet, hilafet, mülk, vilayet, beyat, ahd gibi ifadeler İslam siyasetini yönlendiren kavramlar olarak vardır. Hadislerde ise toplumun dünya ve ahiret maslahatlarını yönlendiren bir kavram olarak siyaset geçmektedir. Şeriat kavramı ise hemen hemen siyasetin en temel kavramı olarak vardır.
Namaza dair önemli kurallardan biri de namaz kılanın önünden geçilmesinin caiz olmadığıdır. Bu husustaki fıkıh bilgilerini şöyle özetleyebiliriz: 1- Namaz kılan, önünden geçilme ihtimali olan bir yerde kılıyorsa önünden geçilmemesi için tedbir alır. Önüne bir sandalye veya benzeri ya da daha küçük bir cismi, secde edeceği yerin önüne koyar. Buna SÜTRE denir. Önünde o sütre varken önünden geçilse bile geçen açısından ve onun açısından bir sakınca olmaz. Cemaatle namaz kılınırken imamın önünde sütre bulunması yeterlidir. 2- Namaz kılanın önünden geçilmesi, namaz kılanın namazını bozmaz ama geçen için büyük bir günah olur. Geçenin geçmesine karşı tedbir almayarak da kılan vebale girebilir ama namazı bozulmaz. 3- Namaz kılanın, ne kadar bir mesafeden önünden geçilmesi yasaktır? Hanefi fukahası bu mesafeyi, küçük mescitlerde namaz kılan ile kıble duvarı arasındaki mesafenin tamamı için geçerli görmüşlerdir. Büyük camilerde ise namaz kılanın önünden ir iki saf ötesini geçilebilir görmüşlerdir. Tabii bu durum, kılanın önünde bir sütre yoksa böyledir. Sütre varsa sütrenin önünden geçilebilir. Diğer mezheplerin fukahası ise bu durumu bir saf öncesi gibi yani yaklaşık olarak yüz yirmi santim kadar görmüşlerdir. 4- Dikkat edilirse, namaz kılanın önünden geçilmesinin bizzat hadislerde yasaklanıyor olmasından, namazın kılan tarafından ve diğer müminler tarafından ne kadar önemsenen bir ibadet olarak algılanası gerektiğini de göstermektedir.