Fetva Meclisi
Soru
Hocam Peygamber efendimiz aleyhisselamın sarı saçı beğendiğine ve daha güzeldir dediğine dair bir hadis okudum. Bu doğru mudur? Öyle ise hikmeti nedir? Kına konusundan bahsedilen bir hadiste bu bahsi okudum. Şimdiden Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, bu hadisi şerif vardır ve farklı rivayetleri arasında sahih olan rivayetleri vardır. Dolayısıyla böyle bir hadisin Peygamber aleyhisselam efendimize ait olduğuna inanıyoruz. Hadisteki ifadenin aslı '..emredecek olsaydım' şeklindedir. Bu da böyle bir şeyin olmadığını sadece önemin vurgulanması şeklinde bir durum olduğunu göstermektedir.
Hayır, böyle bir SAHİH hadis yoktur. Bunu hadis olarak görmemiz gerekmiyor.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabında görmediğimiz işler ve sözlerdir bunlar.
Selamünaleyküm. Böyle bir bilgimiz yoktur.
Kıyafette yasak bir renk, renk olarak yoktur. Ancak, başka milletlere ait sembolleri yansıtan renkler ve şekiller sakıncalıdır. Hadisi şeriflerdeki renklerle ilgili uyarıların başka nedenleri vardır; hadislerin şerhlerini muhakkak okumalısınız.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz hadisi o şekilde bilmiyorum.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Namazda bunu yapmayın.
“Duru/pak olanı al, bulanık olanı bırak.” anlamındaki ifade hadis değil bir şiirin parçası olarak tespit ettim. Kişi kendisini şüphede bırakan işlerden uzak durmalı. Şeffaflığı elden bırakmamalıdır.
Elimizdeki sahih kaynaklarda bu şekilde bir söz yoktur. O günkü endişeleri ifade etmek için sonrakilerin kullandığı bir ifade olabilir.
Saçın kenarlarını tamamen kesip üstte saç kalacak şekilde tıraş hadislerde yasaklanmıştır.
SİYASET sözcüğü Kur'an-ı Kerim’de geçmemektedir. Siyaset mefhumunun içini dolduran pek çok kavram ise ayetler arasında geçmektedir. Siyaset ve siyaset kurallarını ihtiva eden kavramlar olarak hüküm, hikmet, hilafet, mülk, vilayet, beyat, ahd gibi ifadeler İslam siyasetini yönlendiren kavramlar olarak vardır. Hadislerde ise toplumun dünya ve ahiret maslahatlarını yönlendiren bir kavram olarak siyaset geçmektedir. Şeriat kavramı ise hemen hemen siyasetin en temel kavramı olarak vardır.
Namaza dair önemli kurallardan biri de namaz kılanın önünden geçilmesinin caiz olmadığıdır. Bu husustaki fıkıh bilgilerini şöyle özetleyebiliriz: 1- Namaz kılan, önünden geçilme ihtimali olan bir yerde kılıyorsa önünden geçilmemesi için tedbir alır. Önüne bir sandalye veya benzeri ya da daha küçük bir cismi, secde edeceği yerin önüne koyar. Buna SÜTRE denir. Önünde o sütre varken önünden geçilse bile geçen açısından ve onun açısından bir sakınca olmaz. Cemaatle namaz kılınırken imamın önünde sütre bulunması yeterlidir. 2- Namaz kılanın önünden geçilmesi, namaz kılanın namazını bozmaz ama geçen için büyük bir günah olur. Geçenin geçmesine karşı tedbir almayarak da kılan vebale girebilir ama namazı bozulmaz. 3- Namaz kılanın, ne kadar bir mesafeden önünden geçilmesi yasaktır? Hanefi fukahası bu mesafeyi, küçük mescitlerde namaz kılan ile kıble duvarı arasındaki mesafenin tamamı için geçerli görmüşlerdir. Büyük camilerde ise namaz kılanın önünden ir iki saf ötesini geçilebilir görmüşlerdir. Tabii bu durum, kılanın önünde bir sütre yoksa böyledir. Sütre varsa sütrenin önünden geçilebilir. Diğer mezheplerin fukahası ise bu durumu bir saf öncesi gibi yani yaklaşık olarak yüz yirmi santim kadar görmüşlerdir. 4- Dikkat edilirse, namaz kılanın önünden geçilmesinin bizzat hadislerde yasaklanıyor olmasından, namazın kılan tarafından ve diğer müminler tarafından ne kadar önemsenen bir ibadet olarak algılanası gerektiğini de göstermektedir.