İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

“Ebdaller kırk kişi olup Şam’da ikamet ederler. Onlar sayesinde yağmur yağar, onlar sayesinde düşmana karşı zafer kazanılır ve onlar sayesinde Şam halkından azap uzaklaştırılır.”(Müsned, 1/112). Böyle bir hadis var mı? Bu kırklar yediler üçler diye bir şey var mı? Varsa bunlar hakkında bilgi verir misiniz? Yağmur yağdırdıklarını savaşların onlarla kazanıldığını dahi iddia edenler var, doğru mudur? Kapsamlı bir bilgi verirseniz sevinirim çünkü kafam çok karıştı..

Cevap

Evet, hadis kitaplarımızda böyle bir hadis grubu vardır. Birden fazla lafızla rivayet edilmiştir. Size bu hususta şunları özetleyebiliriz: a- Bu konudaki hadisler, hadis âlimlerinin olduğu gibi kabullendiği hadislerden değildir. Bu hadislerin bir kısmı için ‘olabilir’ diye bakanlar bulunduğu gibi bunları kökten yok kabul edenler de vardır. b- Bu tür kulların varlığını bu hadislere binaen kabul ettiğimizde hiç tereddüt etmeden şunu söylememiz gerekir: Bunlar yüzde yüz kuran ve Sünnet üzere yaşayan mü'minlerden oluşmuştur. Zira bizim VELİ olarak bildiklerimiz şu mü'mindir: Takva üzere yaşayan, Allah’ı seven ve kendini onun dinine hizmete adayan, Şeriat’ı yaşama mücadelesi yapan mü'mindir. Farklılığı ve kabiliyeti ne olursa olsan neticede o da Allah’ın bir kuludur. Kulluk sınırlarını zorlama gibi bir meyli yoktur. Veli olma yolu da farzları hakkıyla yerine getirmek ve nafile ibadetlerde yorulmadan koşuşturmaktır. c- Filan şehirde filanlar o kullardır şeklinde bir özelleştirme yapmamız da mümkün değildir. Bu anlama gelecek şekilde filancaların hastaları iyi ettiği veya yapılamaz işleri isteğinde yapabildiği şeklinde bir itikat açısından aşırılığı da kimseye mal edemeyiz. d- Bu konuları, ümmetimizin mevcut haline bakıp dururken gündem yapmayı da en azından uygunsuz bir iş olarak görmek zorundayız.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.

Çevremde İslamiyet’ten uzak, inancı olan fakat Allah'a karşı hiçbir görevini yer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Başımıza musallat olmuş düşman belası kadar ağır belalarımızdan biri de kitabımızın ticaret metaına dönüştürülmesidir ve bunu yapanlardır. Kur'an’ımızı bu duruma getirenleri Allah’a havale etmekten başka bir çare bulamıyorum. Bu ümmetin şu mahzun hâline bakıp da ibret alacakları ve bir şeyler yapacakları yerde menfaatlerini ve zevklerini kollamaktadırlar. Kur'an’dan geçim sağlayanların yaptığına razı olamayız. Onları Kur'an için bir şey yapmak yerine kendileri için bir şey yapan zavallılar olarak görürüz. Onlar dinimizi bitirmeye çalışan keneler gibidirler. Size tavsiyemiz şudur: Hak bildiğinizi uygulayın. Bu uğurda gayret edin, çileye talip olun. O tipleri boşuna muhatap almayın. Onlara kırk âyet okusanız dinlemezler. Boşuna kendinizi yormayın. Onlarla uğraşacak yerde bir insana abdest öğretin. Alıcı olan birine bir âyet öğretin. Sabredin ve Allah’ın ecrine nail olun. Size dualar ederiz.

Değerli hocam bir köyde Kur’an kursu öğretmenliği yapıyorum. Eşim de imam. Bu bö
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıymetli kardeşim insanlar bazen bilerek, bazen bilmeyerek kalp kırabiliyorlar. Keşke böyle olmasa ama oluyor maalesef. Tabii ki onlara tepkimizi gösterebiliriz. Ama unutmamamız gerekiyor biz de her gün Allah'a karşı suç ve günah işliyoruz ve Allah'tan bağışlanmayı diliyoruz. Öyleyse bağışlanmayı dileyen kullar olarak bizim de Allah'ın kullarını bağışlamamız gerekmez mi? Gerekir. Allah'ın kullarına merhamet edelim ki Allah da bize merhamet etsin. Sen özünde iyi olan insanlara karşı daima affedici olmaya çalış. Hoş gör. Bu sana olgunluk ve büyüklük katar inşaallah. Hadisler konusunda da aşağıdaki hadisleri dikkatine sunarım. Allah'a emanet ol. "Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız ve hased etmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz. Bir Müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helâl değildir." (Buhârî, Edeb; Müslim, Birr) "Bir Müslümanın, din kardeşini üç gün üç geceden fazla terkedip küs durması helâl değildir: İki Müslüman karşılaşırlar biri bir tarafa öteki öbür tarafa döner. Hâlbuki o ikisinin en iyisi önce selâm verendir." (Buhârî, Edeb, İsti'zân; Müslim, Birr) "Her pazartesi ve perşembe günü ameller Allah'a arzolunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında Allah'a şirk koşmayan her kulun günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur." (Müslim, Birr)

Hocam ben uzun bir zaman önce bir konuda danışmak üzere bir arkadaşıma mesaj atm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Sevgili Kardeşim, söyle zannetmeyiniz: 1- Her konu ile alakalı bir hadis var. 2- O hadisi bulan imam, onunla amel etmiş. 3- O hadisi bulamayan imam da kendine göre bir görüş icat etmiş.4- Sonra kitaplar basılınca, hadisleri kayboldukları yerden biz bulmuşuz ve amel etmişiz. Elbette böyle düşünmüyorsunuzdur ama bu sonuca götüren bir mantığı yansıtıyor 'hadisi bulup onunla amel etme' idraki.Meselenin aslı ise şöyledir: 1- Neyi nasıl yapacağımıza dair kuralımız, önce Kur'an'a bakmaktır. Kur'an'da bir bilgi varsa ve o bilgi açıkça anlaşılıyorsa hemen onunla amel ederiz.2- Kur'an'da bulunmuyorsa ya da Kur'an'daki net anlaşılmıyor ise hadise bakarız. Hadis bize yol gösteriyorsa ve açık anlaşılıyorsa yine tereddüt etmeden ona yöneliriz. Böylece meselede kalmaz. 3- Kur'an'da ve hadiste aradığımız yoksa ashabı kiram başta olmak üzere ulemanın icmaını ararız. Bu ümmet bir hususta icma etmiş ise onunla hemen amel ederiz. 4- İcma da yoksa müçtehit birinin içtihadına başvururuz. O bizim için yön verici olur. Bizim için bilgi kaynağı tasnifinin bu şekilde olduğunu zaten bilmektesiniz. Asıl tıkanılan mesele, ilk girişte işaret ettiğimiz, fukahanın adeta beğene beğene hadis seçtikleri imasını veren düşüncedir. Bu nedenle de bilmemiz gerekiyor ki: a- Fukahanın farklı düşünmek zorunda kaldığı meselelerde büyük oranda birden fazla hadis vardır ve o hadisler farklılık göstermektedir. Hadislerin kendi içinde farklı hükümlere işaret etmesi ve bazılarındaki ifadelerin yorumsuz anlaşılamaz nitelikte olması, imamların o hadislerle ilgili farklı hükümler belirtme nedenidir. Anlaşılan odur ki Allah Teâlâ, dininin bu şekilde yaşanmasını murat etmiştir. b- Bu durumu, uygun bulmayıp, sorunsuz bir fıkıh, ilim sergilemek isteyenler için 'niyetlerinin kötü olduğunu' iddia etmemiz abes olur. Kalpler Allah'a açıktır sadece. Ne var ki, 'İmamlar çıksın biz gelelimden başka bir neticeye de ulaşılması mümkün değildir. Bir müçtehidin peşinden gitmekten başka, sizi kalbinizin rahat edeceği bir noktaya götürebilecek yol yoktur. Allah Teâlâ, razı olacağı amellere hepimizi muvaffak kılsın. Dua eder, duanızı bekleriz.

Hocam benim kafamı karıştıran bazı sorularım var. Ben hadis okuyorum ve okuduğum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Alakanıza teşekkür ederim. Bir kere daha tekrara gerek yok zannederim, biz bu sitede ilmi bir çalışma yapmıyoruz. Doğru bildiğimizi HALK KÜLTÜRÜ DÜZEYİNDE mü’min kardeşlerimize taşıyoruz. Şunu bilmelisiniz: Verilen kaynağı anlayacak düzeyde olan birinin bu sitede verilecek bir bilgiye zaten ihtiyacı yoktur. Kaynak inceleme imkânı olmayan için ise o kaynaklandırma sadece yer ve zaman israfı niteliğindedir. O kardeşlerimiz, bu siteden bilgi edinmek mecburiyetinde değildirler. Zaten ilmi manada bir site de değildir. Herkes kendine uygun olanı bulmalıdır. Bu siteden dini için istifade edenlerin düzeyi budur, biz onların duasını alıyoruz. Kendimize bunu vazife bildik. Bir diğer kardeşimiz de o kardeşlerimizin ihtiyacı olanı hazırlar, böylece de herkes vazifesini yapmış olur. Allah yardımcımız olsun, duanızı beklerim.

Sizin paylaşımlarınızı bir arkadaşıma tavsiye ettiğimde şöyle bir yanıt aldım: ‘
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her mü'min bilir ki Allah’ın vahyi bir Kur'an şeklinde bir de Kur'an’ı tefsir eden sünnet şeklinde elimizdedir. İlk gününden bu zamana kadar Allah’a ve ahiret gününe iman eden her mü'min böyle inanmıştır. Bu asırda kâfirlerin sinsi planlarına takılan bazı gaflet Ehl-i sünnet’i bir tarih birikimi gibi görmeye başlamışlardır. Daha da garip olan durum, bu fitneyi “Kur'an’a hizmet, onu yüceltmek” gibi bir maske ile yapıyor olmalarıdır. Bu bir savaştır. Bu savaşta gafil yakalanan her mü'min için imanını tehlikeye atmak söz konusudur. Allah muhafaza buyursun. Kimin bilerek bunu yaptığını kimin anlamadan yakalandığını bilemeyiz ama şunu biliriz: Peygamber aleyhisselamın sünnetine dil uzatmak ona dil uzatmaktır. O günden bugüne mü'min olarak sünnete sarılıp yaşayan milyarlarca Müslüman’ı saf, aldanmış, kendilerini akıllı görmektir. Meseleyi bir savaş meselesi olarak görmelisiniz. Hadis âlimlerinin siyasetçilerden etkilendiklerine dair dedikodunun yüzde bir bile ihtimali olmayan bir dedikodu olduğuna tarih şahittir. Bunu söyleyenin tarih bilgisi hiç yok demektir ya da yalancıdır. Hadislerin toplanması, okutulması, kitaplaştırılması saraylardan tamamen uzak mekânlarda gerçekleşmiştir. Özellikle hadis âlimleri saraylardan uzak yaşamayı bir iman meselesi olarak görmüşlerdir. Hadisin en büyük imamı olan Buharî, sarayda kitabını tanıtmayı ve okumayı reddettiği için yaşadığı şehirden sürülmüş ve hicret yolunda ölmüştür. Buharî gibi bir âlimin “hadis sarayda değil camide okutulur” mantıklı tavrı bir destan. Bunun bir benzerini hatta daha da kapsamlısını yine ilk hadis imamlarından olan Ahmed bin Hanbel’de görebiliriz. Ne gariptir ki, bugün aynı fitneyi yürütenler hadis ehlini saraylardan uzak yaşamayı tercih ettikleri için “radikal, uç adamlar…” gibi vasıflarla anmaktadırlar. Gerçek odur ki, hadis âlimleri bu ümmetin en zahidleri, lüksten en uzak duranlarıdırlar. Allah onlardan razı olsun. Ömürlerini değil saraylarda kendi evlerinde bile geçirmemiş kimselerdir onlar. Diyelim ki, Emevi veya Abbasi halifeleri hadis âlimlerine müdahale ettiler ve hadis uydurttular. Siyaset ve sarayla ilgili bütün hadis kitaplarında kaç hadis vardır ki? Yöneticinin lehine bir tavır oluşturmaya destek olacak hadis sayısı kaçtır ve bütün hadislerin ne kadarıdır onlar. Binde bir bile denmesi mümkün değildir. Siyasetle bağlantılı konuların hadislerini etki ile yazdıklarını var sayalım, gerisine neden hürmet etmiyorlar? Demek ki meselenin aslı başka bir dosyada gizlidir. Bu bir projedir. Ümmetimizi içinden parçalama, dinimizi köklerinden çürütme projesidir. Böyle bakalım, buna göre tedbir alalım. O tür bir ders halkasında bulunmaktansa evde çocuklarla oyun oynamak daha isabetlidir biiznillah.

Hocam, küçük bir şehirde yaşıyoruz. Aradığımız zaman dersine katılacağımız bir h

33 ebdal racül konusundaki diğer fetvalar

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.