Fetva Meclisi
Soru
İzlediğim "Çağların İmam Azamı - Ebu Hanife -Nurettin Yıldız Hocaefendi 08 Şubat 2011 tarihli Sohbeti" isimli Youtube sohbetini izledim. Mübarek Ebu Hafine´ye isnad edilen "bir rekâtta Kuranı hatim ediyordu" tekrarlanıyor. Bu farklı kaynaklarda da okunabiliniyor. Değerli kardeşlerim, İslamiyet’te mübalağanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Bir rekâtta Kuran okumak ise - hele hele - sabah namazının bir rekâtında okumak mübalağa değil, mümkün olmadığı kanaatindeyim. Kuran’ın sayfasını hatasız okumak için en az bir dakikanızı alır. Dolayısıyla hatim etmek en azından 10 saat sürer - ki 10 saat ayni hızla okumanız gerekiyor. Ayriyeten İmsak vaktinden güneş açılana kadar gecen saat 10 saatin çok daha altında olduğundan dolayı yine mümkün olmayacağı bariz bir şekilde görülüyor. Hepimiz İmam-ı Azamı sever ve sayarız. Ama âcizane benim fikrim böyle mübalağa eden düşünce ve fikirleri doğruyu bulmak adına, İslam adına, Allah’ın rızasını kazanmak adına, yaymamakta fayda olduğunu düşünüyorum. Hatta bu gibi düşüncelerin doğrultulması gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde beser olan insanlar yüceleştirilip, Allah’ında kabul etmediği yerlere koyulmasına sebep olabiliyoruz. Düşüncelerinizi merakla bekliyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünlayeküm. Namaza hazırlanarak çıkan imamı duymak bir tür zafer haberi gibi geldi kulağıma. Elhamdülillah; mihrabı ciddiye alan görevliler de varmış. Allah sizden razı olsun. Peygamber aleyhisselamın vekaleti olarak yürüttüğünüz göreviniz mübarek olsun. Kur'an'da hedef, onu okumak ve amel etmektir. Hatim diye bir hedef yoktur aslında. Ama biz, hatimle bir tür heyecanımızı artırdığımız için hatim bitirmeye önem veriyoruz. Bu anlamda, Kur'an'ın namazda hatmedilmesi nur üstüne nur olur. Fakat nerede olursa olsun, önemli olan okumak ve amel etmektir. Mübarek olun, makbul olun.
Evet, ashabı kiram (Allah onlardan razı olsun) melekler değildiler, bizim gibi insandılar. Hata etmiş olabilirler, ettiler de. Buna rağmen biz onları bizim gibi görmüyoruz. Zaten onların değeri, o hatalı durumlara rağmen kulluk merdivenlerini başarı ile tırmanmalarıdır. Sizin belirttiğiniz durum ise bambaşka bir durumdur. Bin yıl önceki BATINİYE hareketini şeytan yeniden canlandırdı, dinimizi içinden kemirmek istiyor. Bilim kılığı ile ashabı dillerine dolayanlar sadece İblis’in işini kolaylaştırmak istiyorlar. Çare yok, Allah imanını koruyan kulları ile bir konferansta eriyip giden cılız imanlı kullarını görecek, melekler buna şahit olacak! Hiçbir çaresi yoktur bunun. Bu bir imtihandır. O aklı kıtlar böyle konuşup gidecekler. Din biiznillah olduğu gibi kalacak. İmanını birilerine göre şekillendirmekte sakınca görmeyenler de nedametleri ile baş başa kalacaklar. Zaman dik durma ve binlerce dalgaya karşı yıkılmama zamanıdır. Sabret, diren ve erime.
Selamünaleyküm. Heyecanlı ve görünüşü doğru sözler söylüyorsunuz ama bu söylediklerinizin pratiği yoktur. Keskin olmamalısınız. Böyle düşünün, bildiğinizi yapın; ümmete mal olacak tavırlar içinde olmayın. Allah yardımcımız olsun, huzuruna vebalsiz varmayı hepimize müyesser kılsın.
Değerli Kardeşim. Daha önce hocamıza gönderilmiş olan benzer soruya verdiği cevabı sizinle paylaşayım; Aziz kardeşim. İmkânınız olsa da İslam tarihini başından itibaren bugüne kadar satır satır inceleseniz. Ne yazık ki bu ümmetin en ağır imtihanı iç imtihanı olmuştur. Sözünü ettiğiniz tartışmalar sadece şu anda bulunan sıkıntılar değildir. Tarih, benzer sürtüşmeler, tartışmalar ve ithamlarla doludur. Ama o muhteşem kullukları yaparak bu imtihanı kazanıp gidenler de o tartışmaların arasından sıyrılarak gitmişlerdir. Yani şunu söylemek istiyorum: Bizim imtihanımız müşrikleri, Yahudileri ve bize düşmanlığını bildiğimiz kitleleri aşarak Rabbimize gitmek değildir. Allah Teâlâ, önümüze neyi çıkarırsa onu kazanmaya mecburuz. Ashabı kiram başta olmak üzere bütün nesiller bu imtihana tabi tutulmuşlardır diyebiliriz. Bize düşen bundan ibret almaktır. Kâfirin önünde ceketini düğmeleyen ama mü'min kardeşinin önünde kaplan kesilen mü'min kendisi ile çelişen bir tavır içindedir. Bu üzücü ama gerçektir. Bu dini böyle yaşayacak ve Rabbimizin rızasını kazanacağız. - Mü'min değerlidir. Hiçbir günah mü'mini atma nedenimiz olamaz. - Mü'minler Allah'ın kitabı, Peygamber aleyhisselamın sünnetini katiyetle tartışamazlar. Âyetler ve hadisler bizim imanımızdır. - Ümmet'imizin büyükleri olanlar, ulemamız, fukahamız, meşayıhımız, mücahitlerimiz önderlerimiz ve örneklerimizdir. Ama putlarımız değildirler. - Kur'an ve Sünnet ölçülerinde içtihat ederek önümüzü açan, bize yol gösteren müçtehitlerimizi hürmet ve takdirle anmaya mecburuz. Allah'ın şeriatını anlamamıza katkı sağlayan her içtihat bizim için bir nimettir; kıymetini biliriz. - Müçtehidi peygamber gibi göremeyiz elbette. Onun makamı hiçbir şekilde nübüvvet makamının şu kadarı bile sayılamaz. Dolayısıyla peygamberlik makamına göre durumu belli olan bir müçtehidin sözü de hadislerin yanında kendisinin peygamberlik makamındaki yeri gibidir. Ve elbette bir müçtehidin sıradan bir mü'mine göre mevkii ölçülemeyecek kadar farklıdır. Müçtehidin sözü ile sıradan bir mü'minin sözü arasında da bu mesafe vardır. - Mü'minlerin nefislerini tatmin için dinimize ait konuları kullanmaları en iyi ifadeyle bir çirkinliktir. Birbirimizi ezmek için dinimiz dışında bir şeyi kullanmalıydık. - Aklı olan, mü'minle uğraşmaz. Uğraşılacak şirk ehli, dalalet ehli mi kalmadı? Aynı şekilde, mü'minle uğraşanla uğraşmak da akıllılık değildir. - Fitneden uzak durun. Mescitlere gidip namazlarınızı eda edin. Evinizin kıymetini bilin. Mü'min kardeşlerinizi cennet arkadaşları olarak bilin. İslam'ı cemaatinden, tarikatından ibaret görenlerin kısırlığı sizi boğmasın. İslam, bütün kâinatı kuşatacak güçtedir. Sürtüşerek değil kuşatarak Allah'a ulaşabiliriz. Kötüleri örnek görmeyin. Yılmayın, usanmayın. Allah'a emanet olun.
Bir kere karşılaştırmayı Peygamber aleyhisselam Efendimizle değil Ashab-ı Kiram ile yapsak daha iyi olur. Evet, onlarla da aramızda ağır farklar var gibi görülmektedir ama şunu unutmayınız ki bu neslin mücadele etmek durumunda olduğu imtihanlar basit denebilecek imtihanlar değildir. Onlarınki fiziki olarak ağırdı bizimki de beyin açısından ağırdır. Herkes imtihan durumundadır. Herkes Rabbine hesap vereceği bir imtihan yaşamaktadır. Bu sebeple biz, imtihanı kazanmak için gayretimizi yapacağız. Onları da bizi de Rabbimiz değerlendirecektir. Allah yardımcınız olsun.
HATİM kavramı, Kur'an’ımızı baştan sona ezber veya bakarak okuyup bitirme anlamında kullanılmaktadır. Bahsettiğiniz bilgi doğrudur; bu ümmetin selefi içinde günlük, haftalık hatim yapanlar pek çoktur. En azından pek çok bilgi bize kadar ulaşmıştır. Kur'an okumanın başka hiçbir okuma ile kıyas edilemeyecek kadar büyük bir sevap kaynağı olduğunu düşünürsek bu okumanın bir yarışa dönüşmesinde de hayret edilecek bir durum göremeyiz. Allah Teâlâ’dan kitabını okuyan, onunla amel eden ve onu bir sonraki nesillere taşımaya gayret eden kullarından olmayı bize nasip etmesini dileriz. Size şu bilgileri özetleyebilirim: Kur'an-ı Kerim’i okumanın bir kuralı ve edepleri olduğunu bilmemiz gerekiyor. Okumuş olmak değil gereği gibi okumuş olmak okumaktır. Daha doğrusu o tür okuyuş sevap kaynağıdır. Başta tecvid ve talim şarttır. Diğer edepleri de ihmal edilmemelidir. Kur'an’ımızı, bölümlere ayırıp hergün veya her hafta o bölümlemeye göre okuma tarzı Nebi aleyhisselam zamanından beri vardır. Bugünkü cüzlere bölünmüş şekil için de örneği o zamanlardan var olan bir şekil diyebiliriz. Her mü'minin Kur'an okuma süresi, zamanı kendine göre belirlenebilir. Farz olan zaman ve yer yoktur. Yeter ki Kur'an okunmuş olsun. Ağır bir işte çalışan ile emekli olanın okumasını aynı zamanlamaya ve seviyeye getirmek mümkün de değildir gerekli de olmaz. En iyi okuma tarzı için şunu söyleyebiliriz: İstikrarlı, özellikle farz ibadetleri ve insani görevleri ihmal ettirmeyen, edeplerine uygun, haz alarak gerçekleştirilen okuma en iyi okumadır. Selefimizin Kur'an okumasında üç gaye güttüğü söylenebilir: Okumak, düşünmek ve öğrenmek. Bizim için de böyle bir amaç belirlenebilir. Bir aya bölünmüş hatim tavsiye edilir hatimdir. Bunun iki olması da kişinin özel durumuna göre mümkündür. Bir haftaya da indirilebilir. Üç güne de alınabilir. Bir haftayı düşen okumanın sevabı için bir şey söylenemez ama etkisi ve istikrar temini tenkit edilebilir. En güzeli zamanlamadan önce etkilenmeye ve amele bakılmasıdır. Allah Teâlâ Kur'an ehli olmayı hepimize müyesser kılsın.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
Siz, tam anlamı ile karı kocasınız. Ailesiniz. Bir aile neler yapabilirse siz de onu yapabilirsiniz. Allah mübarek etsin.
Sertifikalı ürünleri yeme titizliğiniz devam etmelidir ama bu hususta boşluk kalmayacak bir kurumumuzun olmadığını, ne yazık ki henüz olamayacağını da bilmelisiniz. Şöyle bir uygulama yapın: a- Sertifika arayın. b- Açık sakıncalı olmayanı bulmaya çalışın. c- Zararsızı tercih edin. d- Sıradan ve seviyesiz asla olmayın.
Bir hikmet aramayın, ileride vesveseye kapılabilirsiniz. Öyle olsa da olmasa da siz günlük hayatınıza devam edin, rüyadan etkilenerek bir iş yapılmaz, yoruma gidilmez.
Eğer Müslüman değilse o kişi, bir Müslüman kızın kâfirle evlenmesi haramdır, büyük günahlardandır. Öyle bir evlilik hayal bile etmemeisin. Müslüman ise ama alkollü yer işletiyorsa evlenmeniz haram olamz fakat sen bile bile bereketsiz ve hayırsız bir evlilik yapmış olursun. Unutma: Kendi düşene ağlanmaz!
Borç sözleşmesini yazılı duruma getirmemekten dolayı bir günah işlenmiş olmaz. Âyetteki bu emir farz bir emir değildir. Sıkıntı olduğu zaman, sıkıntı hissedenin konuşma hakkı kalkmış olur.
Mevcut tefsirler arasında psikoloji açısından öne çıkarılabilecek bir tefsir bilmiyorum. Belki Seyyid Kutub’un Fizilal’i bu açıdan diğerlerine göre daha yakın olabilir. Psikolojiden anlayan birinin sıradan bir tefsiri okuyarak da olsa, âyetlerden kendisine malzeme çıkarması gerekir zannederim. Allah yardımcımız olsun.