Fetva Meclisi
Soru
Müslüman bir erkeğin ehli kitap bir bayanla evlenmesi durumunda: -Erkeğin; babası, annesi, kız kardeşi, halası, teyzesi, kuzenleri... gelin ile el sıkışabilirler mi? -Erkeğin yakını olan hanımların, gayrimüslim gelinin yanındaki tesettürü nasıl olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinî değer ve hayatın muhafazası, geliştirilip devam ettirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması gibi önemli sosyal fonksiyonlar icra eden aile kurumuna hukukî meşruiyet kazandıran evlenme akdinin sınır ve şartları Kur'ân-ı Kerîm’de ve Sünnet’te tafsilatlı bir şekilde yer almış, kimlerle evlenilip kimlerle evlenilemeyeceği detaylı olarak açıklanmıştır. Bu bağlamda dinimizde Müslüman bir erkeğin Ehl-i kitap (Yahudi ve Hristiyan) kadınlarla evlenebileceği; Ehl-i kitap dışındaki gayrimüslim (ateist, deist, budist vb.) kadınlarla ise evlenemeyeceği belirtilmiştir. (el-Bakara, 2/221; el-Mâide, 5/5) Şu kadar var ki, eş seçiminde Müslüman hanımların tercih edilmesi aile huzuru, neslin korunması ve toplumsal uyum açısından daha uygundur.
Müslüman bir kadının müşrik ve dinsiz erkeklerle evlenemeyeceği Kur’ân-ı Kerîm’de açık bir şekilde vurgulanmıştır: “... İman etmedikleri sürece, Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür bir erkek hoşunuza gitse de iman eden bir köle ondan daha hayırlıdır.” (el-Bakara, 2/221) Müslüman kadınların Ehl-i kitap erkeklerle evlenmesi konusunda ise; İslâm âlimleri, Mekke’den Medine’ye hicret edip gelen kadınlar hakkında nazil olan Mümtehine sûresinin 10. âyetinden hareketle, Müslüman bir kadının, gayrimüslim bir erkekle evlenemeyeceğini ifade etmişlerdir. (Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, 5/328-331; Kurtubî, el-Câmi‘, 18/63-64) Günümüze kadar İslâm bilginleri arasında Müslüman kadınların gayrimüslim erkeklerle evlenemeyecekleri konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olmamış, aksine bu konuda icmâ oluşmuştur.
Müslüman erkeğin Müslüman olmayan bir kadınla evlenmesini farklı başlıklarda ele alabiliriz: Müslümanlarla savaş durumunda olan bir yerdeki Hristiyan veya Yahudi kadınla evlenmesi haramdır. Normal bir kâfir ülkede veya İslam ülkesinde yaşayan Hristiyan veya Yahudi kadınla evlenmek mekruh görülmekle beraber caizdir. Bu kadının hür ve namuslu olması şarttır. Ve nikâh akdi Müslüman’ın şeriatına göre muteber bir akit olmalıdır. Hristiyan veya Yahudi olmayan bir kadınla Müslüman erkeğin evlenmesi ise haramdır, nikâh geçerli değildir. Bu evliliklerin caiz olan b şıkkı için de şu noktaların dikkate alınması gerekir: Dinimizin izin verdiği Hristiyan ve Yahudi kadını ile evlenmeye muhatap olacak Hristiyan veya Yahudi var mıdır? Şirk bataklığına batmış bir nesil iken o şirkin üzerine laiklik ve benzeri berbatlıkları getirmiş bir ehlikitap ile muhatabız. Şu andaki Batı kültürü içinde erkek kadın eşitliği ve aileye ait kurallar üzerinden yapılan bir evlilik ne kadar Müslümanca sürdürülebilir, o aile içinde çocuk ne kadar Müslüman olarak yetiştirilebilir? Böyle bir evlilik, hak batıl savaşında Müslümanlar açısından ne getirir ne götürür? Bu soruları iyi düşünmek gerekiyor. Ömer bin Hattab radıyallahu anhın karşı çıktığı, Müslüman kadınlar varken yabancı kadınlarla evlenmeyi yasaklamasındaki hikmette işaret ettiği önemli bir gerçeği de bir Müslüman olarak düşünmek gerekir: Bu tür evlilikler Müslüman kadınları ötekileştirmeye ve ezilmişliğe itmez mi?
Müslüman kadının, Müslüman kadına karşı örtmesi gereken yerlerinin (avret mahalli), diz kapağı ile göbek arası olduğunda mezhepler ittifak etmişler, Müslüman olmayan kadınlara karşı avret mahallinin sınırları hususunda ise farklı görüşler benimsemişlerdir. Hanbeli mezhebine göre Müslüman olsun veya olmasın bütün kadınlara karşı Müslüman kadının avreti, diz kapağı ile göbek arası iken (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/413; 7/105, 106); diğer üç mezhebe göre yabancı erkeklere karşı olan avret mahalli ile aynıdır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/371; İbn Rüşd, el-Beyân ve’t-tahsîl, 18/548; Karâfî, ez-Zahîre, 13/268; Şirbinî, Muğni’l-muhtâc, 4/213) Kur’an ve Sünnette konuyla alakalı açık bir delil bulunmamaktadır. Bu meseleyle ilgili mezhep görüşleri, bazı nasların farklı yorumlanması ile sahabe ve tabiîn müçtehitlerinden nakledilen içtihat ve uygulama farklılıklarına dayanmaktadır. Dolayısıyla Müslüman kadınların gayrimüslim kadınlarla aynı ortamda bulunmaları durumunda Hanbelî mezhebinin görüşüyle amel etmeleri mümkündür. Bununla birlikte Müslüman kadınların her ortamda kimliklerini muhafaza etmeleri; iffet ve mahremiyetin ihlal edilme ihtimali olan durumlarda tesettür ölçüleri konusunda ihtiyatlı ve dikkatli olmaları gerekir.
Bayanın tesettürlü olması nikâhın caiz olması için şart değildir. Yani Müslüman bir erkek, açık bir bayanla evlenebilir. Bu fıkhen caizdir. Şunu da belirtelim ki, fıkhen caiz olan bir şey ne kadar tatbik edilebilir onu Müslüman kendisi belirler. İnsanlar, çok iyi tesettürlü ile evleniyorlar da umduklarını bulamıyorlar; öncesinde sıkıntı olan bir evlilik nasıl sürer? Bunu da iyi değerlendirmek gerekir. Allah'a emanet olun.
Elbette kul olarak erkekler de dinlerinin emrettiği gibi giyineceklerdir. Erkekler için de bir kıyafet kuralından söz edilebilir. Bu konuyu şu şekilde derleyebiliriz: Erkeğin avreti kadının avreti gibi değildir. Tesettür avreti örtmek olduğuna göre erkeğin örteceği avreti kadınınkine göre daha az olur. Giyimde asıl olan mubah olmaktır. Bu şu anlama gelir: Temel kural olarak kimin ne giyeceği konusunda renk, şekil kuralı yoktur. Kadın ve erkek için tesettür vardır. Bu sağlandıktan sonra temel şart yerini bulmuş olur. Erkeklerin ipek ürünü bir şey giymeleri haramdır. Erkek de olsa avreti teşhir eden şeffaf bir kıyafet giyilemez. Müşrik ve kâfirlere benzeşme nitelikli bir kıyafet giyilemez. Erkeği kadına benzeten bir kıyafet giyilemez. Şöhret getiren yani gözleri kendisine çeken zıt ve aykırı bir kıyafet giyilemez. Yöre açısından tamamen farklı duruma düşürecek bir kıyafetin giyilmemesi tavsiye edilir. Mesela Arap kıyafeti olarak bilinen bir kıyafeti sünnete daha uygun olsun diye giymek güzel olabilir ama toplumun aykırısı duruma düşürüyorsa ve toplumdaki kıyafet de haram bir kıyafet değilse o giyilmemelidir. Bu ayrıntıların dışında helal olan, sağlığa zarar vermeyen bir kıyafet erkek kıyafeti olarak giyilebilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İstişare, kişinin başkalarının düşüncesini alması demektir. Önemli sünnetlerden biridir. İstişare etmek, emir almak değildir. Helal olan bir konuda yapılan istişareye uymak veya uymamak istişare edenin işidir.
İşlediğin günah her ne ise, o senin bir hatan olmuş. Şeytan seni kandırmış. Bu durumun ise ikinci hatandır. Şeytan seni, Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden umutsuz hâle getirerek seni iki kere çökertmeye çalışıyor. Yapman gereken şey, madem günahından tevbe ettin hızlı bir şekilde iyilik yolunda ilerlemen olmalıdır. Gerisi doğru değildir. Bir de bu açıdan düşünmeye çalış.
Naklettiğiniz söz hadis değildir. Ali bin Ebi talib radıyallahu anh üzerinden özellikle Şia kaynaklarında tekrarlanan aslı ilim ölçüleri ile ispat edilememiş sözlerdendir.
İnsanların bir günahı alenileştirmeleri bizim açımızdan hafiflik nedeni olmamalıdır. Genç bir kızın zaruri olmayan bir konuda erkeklerin önünde kendisini tesettürlü bile olsa teşhir etmesi doğru değildir. Öyle bir yarışma bayanların önünde yapılırsa değerli olur. Erkeklerin önünde yapılanına katılmamanızı tavsiye ederiz.
Yavrum, önce oynama yaşının bitmesi gerektiğini bil. Oyunu bitir artık! Sonra da muhakkak oynayacaksan imanına ters düşmeyen oyunlar oyna.
Sürgün anlamında bir tehcir olabilir. Devlet otoritesinin uygun göreceği bir sürgün cezası TAZİR cezaları kapsamında düşünülebilir.