Fetva Meclisi
Soru
Namaz kılan ve Allah'ın emirlerini yerine getirmeye çalışan bir müslüman erkeğin, namaz kılmayan ve tesettürsüz bir kızla evlenmesi caiz olur mu? Bu konuda nelere dikkat etmemiz gerek hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Evlenecek bayanın tesettürlü olması nikâhın şartlarından değildir. Hüküm olarak açık bayanla yapılan nikâh da nikâhtır. Bunu böyle tespit edelim. Açık bir bayanla evlilik meselesine gelince şunlar dikkatimizi çekmelidir: a-İnsanlar tam tesettürlü, tam sakallı ile bile aradıkları huzuru bulamayabiliyorlar. Tesettür gibi ağır bir sorumluluktan taviz verenin ilerisini düşünememek ‘kendin ettin kendin buldun’ olur. b-İleride düzelir mantığı yanlıştır. İleride düzelse bile ilerisi için düzelecektir. Geçmişin açtığı yara ileride nasıl kapatılacak? c-Bu durum yani tesettürsüz olmak bayan ile Rabbi arasında bir durumdur. Eşi ondan ötürü vebal almayabilir ama böyle bir erkeğin yani sevgisi uğruna dininden taviz veren erkeğin kişilik sorunu inkâr edilemez.
Selamünaleyküm. Evlenmenin caiz olmasının şartları arasında 'namazı düzenli kılmak' şartı yoktur. Namazı inkâr ettiği için küfre giren biri ile evlilik mümkün olmaz. Adayın durumuna bakılarak buna karar verilir. Ancak böyel bir evlilik, bile bile huzursuz bir yuvaya aday olmaktır.
Aleykümselam. Müslüman bir kız, babasının izin vermediği bir evliliği gerçekleştiremez. Çingenelik diye bir din yoktur. Kişi ya Müslümandır ya da değildir. Müslüman ise bunu ispat edeceği şeylerden biri de namazdır. Namazsız Müslüman nasıl olacak?
Evlenmenin caiz olmasının şartları arasında kadının tesettürlü olması şartı yoktur. Ama akıl ve mantık tesettürsüzden uzak durmayı emretmez mi?
Namaz Allah’ın emirlerinden biridir. Oruç ve zekât da öyle birer emirdir. Tesettür de Allah’ın emridir. Ortada inkâr söz konusu olmadıkça bu emirlerden birinin yapılmaması kişiyi dinden çıkarmaz. Bir ayağına ayakkabı giyip diğerine giymeyen biri gibi olur o kişi. Tesettürü yok diye namaz kılmamak olmaz. Tesettüre de bir gün gireceğim diye gayret etmelidir insan. Yalnız namaz kılmak için namaz esnasında tesettür şarttır bunu unutmayınız.
Namaz caiz olacak şekilde tesettürlü olarak namaz kılarken birisinin sizi o şekilde görmüş olması namazınızı bozmaz.
bayan konusundaki diğer fetvalar
Bayanlara bir bayanın imam olması caizdir. Şu kadar ki, imam olarak öne geçmez, aynı safta namaz kılarlar.
İsterseniz şu 'dini nikâh' tabirini kullanmayalım. Sanki din dışı bir nikâh da olabilirmiş gibi his vermektedir. Bayan veya erkek, nikâh akdini icra etmek üzere güvendiği birine vekâlet verebilir. Neler istediğini ona belirterek bu vekâleti verebileceği gibi onu tam yetkili kılarak da verebilir. Sonra da gerek görmesi halinde akit icra edilmeden vekâletini geri alabilir.
Kadın veya erkek, Müslüman’ın konuşma, yazma, dinleme ölçüleri bellidir. Çağ hangi çağ olursa olsun, ortamın adı ne ile anılırsa anılsın Müslüman için kural aynıdır: - Namahrem ile muhabbet, yazışmak yoktur. Sadece zaruri olana izin verilebilir. - Şehvete sevk eden, şehveti kışkırtan işler mübah değildir. - Ucunda harama kayma ihtimali olan işlerin kendisi de haramdır. - Küfrü ve küfür ehlini taklit etmek, onların minderinde güreşmek caiz değildir.
Bir partide, şurada burada diye küçük ölçülere takılmadan ana kuralları bilmemiz daha basiretli sonuçlara götürebilir bizi. Bir bayan: a- Erkeklerle karma olacağı bir ortamda bulunamaz. b- Bedeninin teşhiri şeklinde sonuçlanabilecek bir ortamda bulunamaz. c- Sesinin fitneye neden olacağı bir ortamda, işte bulunamaz. d- Eşinin rızası dışında bir işi yapamaz. e- Anneliğini ve kadınlığını aksatacak bir işi yapamaz. Bunların dışında kadınla erkeğin çalışmasında, cihadında bir fark yoktur.
Bir bayanın, beraberinde mahremi olmadan toplamı 90 km'den fazla olan bir yola çıkması caiz değildir. Kat edilen yolun mesafesi önemlidir. Uçak veya başka bir araç hükmü değiştirmiyor. Bazı âlimler, bu asırda gelişen imkânların böyle bir yolculuğu mübahlaştırabileceğini söylemişlerse de takvaya uygun olan ve tercih edilen görüş, kadının mahremi olmadan tek başına yolculuğa çıkamayacağı görüşüdür.
Küfrün tuzağı olarak işleyen bir yerde bulunmak kesinlikle caiz olmaz. Velev ki bu yer mescit olsun. Ancak zorunluluk olarak bulunulması gereken durumlardan da söz etmek mümkündür. O takdirde de 'zorunluluğun gerektirdiği' sınırlar dahilinde bulunmak caiz olabilir. Bu 'zorunluluğun gerektirdiği' sınırları ise herkesin imanı belirleyecektir. Tamamen reddetmekle içine dalıp kalmak arasında bir dengeyi belirlemeye mecbur bulunuyoruz. Bu durumun kadın veya erkek ayrımı yoktur. Allah yardımcımız olsun.