Fetva Meclisi
Soru
“Erkek, ev işlerinde hanımına yardım etmelidir. Nitekim bir hadis-i şerifte: ‘Bir kimsenin, karısına evde yardım etmesi Allah’ın gazabını kaldırır. Hayırlarını ve derecesini arttırır. Evinde hizmet görüp, bundan utanmayan kimsenin adı şehitler defterine kaydedilir. Gece ve gündüz Cenab-ı Hak ona şehit sevabı ihsan eder. Her bir adımı başına bir hac ve bir umre sevabı verilir ve vücudunda bulunan tüylerin sayısınca cennette ona bir şehir ihsan olunur’ buyruluyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, diğer bir hadisle de ev işlerinde karısına yardım edenlere Allah Teala’nın peygamberlerden Eyüp aleyhisselam, Davut aleyhisselam, Yakup aleyhisselam ve İsa aleyhisselamın sevapları kadar sevap ihsan edeceğini haber verir.” (Camiu’s-Sağir, Mefatih-ül-Cinan) Değerli hocam bu hadisler sahih midir? Camiu's Sağir'de nerede geçmektedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz hadis sahihtir, en muteber kaynaklarımızda bulunmaktadır. Yalnız bu kaynaklar tarandığında, hadisin içinde dikkatten kaçmaması gereken bir gerekçe vardır. O gerekçe de şudur: 'Allah'ın Peygamberinin kızı ile Allah'ın düşmanının kızı bir arada olmaz!' bu gerekçe meseleyi izah etmektedir. Evlendirilmek istenen kız, Ebu Cehil'in kızı idi. Fatıma ile onun bir evde olması ne kadar olabilir bir şeydi? Hadiste vurgulanan budur.Hadisin rivayetlerinde yine dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı daha vardır, o da sizin sorunuzu izah etmektedir: 'Dikkat edin. Ben helali haram, haramı helal yapmıyorum!' undan da anlaşılıyor ki, buradaki yasaklama çok özel bir durumla sınırlıdır.
Sözünü ettiğiniz hadis Buharî ve diğer hadis kitaplarında vardır. Hadisin özü şu şekildedir: Allah Teâlâ bir yere salgın hastalık verir de bu hastalığa yakalanan bir Müslüman, hastalık başkalarına da bulaşmasın diye özellikle bulunduğu yeri terk etmezse, bu şuurlu davranışın karşılığı ona ölmesi durumunda şehit sevabının verilmesi olur. Buharî’nin rivayetlerinde de konu ŞEHRİNİ TERK ETMEZSE şeklindedir. Evde bulunma Buharî’de yoktur. Hadis, Müslüman’ı başkalarına hastalık bulaştırmamayı öğütleme üzerine kuruludur. Bizim hastalık sahibi olmadığımız hâlde hastalık ihtimalinden dolayı evlerimizde beklememiz, bugünkü tıp bilgilerinin gereği olarak devlet ricali tarafından emredilmektedir. Bu emre itaatimiz için bu hadisin kullanılması gerekmez. Başkalarına zarar vermemeyi emreden pek çok nas, evde kalmamız için yeterli bir sebeptir. Bu hususta devletin yönlendirmesine itaat etmesi, Müslüman için bir zorunluluktur. Allah azze ve celle insanlığı düştüğü bu bataklıktan halas eylesin. Akıbetimizi hayır etsin.
Fukahadan biri, bile bile bir hadise karşı kendi görüşünü ileri sürüp “böyle olması daha güzel olur” demez/dememiştir/diyemez de. Fakih, o hadisin anlaşılmasını yönlendirecek başka hadisler bildiği için o içtihadını ortaya koyar. Mesela bu hadiste kadının fiziksel yapısının gereği olan duruma Şeriat zaten itibar ediyor, burada da itibar etmiştir şeklinde anlaşılmamaktır. Yoksa maazallah fakih birinin hele hele Ebu Hanife gibi mücahit bir fakihin keyfiliğinden söz edemeyiz. Onlar bu dinin ilimlerinden geçinmiş kimseler değildirler. Dinlerine canlarını feda ettiklerine asırların şahit olduğu Allah dostlarıdırlar. Rabbim izlerini sürmeyi bize kolay kılsın.
Selamünaleyküm. Böyle bir hadisi sahih ve sarih bir bilgi kaynağı olarak bilmiyorum. Tam aksine Aişe annemiz radıyallahu anha, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi 'evinde herkes gibi iş yapar, söküğünü dikerdi' diye tarif etmektedir. Kadını da insan yerine koyun, mü'min bir şahsiyete yaraşır bir şekilde muamele etmekle, kadınların esiri gibi yaşamak arasında denge kurmak mü'mincedir. Eşine yardım eden mü'min daha onurlu bir mü'mindir.
Kadın ve doğum sözcüklerinin mü'mine ve saliha bir kadında birleşimi ile büyük bir ecir oluşacağından şüphe yoktur. O kadar ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin, doğum yaparken ölen kadını şehit saydığına dair hadisler vardır. Bu da kadının doğum ile ne büyük bir ecir kazandığını gösterir. Özellikle mücerret bir doğum yapmakla doğumdan önceki hataların affolmasına dair sahih ve sarih bir bilgi sahibi değilim. Tevbe edilmedikçe büyük günahların affolmayacağını bilmeliyiz. Tevbeden sonra ise umudumuz göklerden daha geniştir biiznillah.
Bu noktada eşin yüzeysel olarak da olsa doğruyu söylüyor. Sizin faaliyet isteğinizi zamana yayarak inatlaşmayı engellemenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde şeytan yuvanızı dağıtmak için iyi bir fırsat yakalamış olur maazallah, dikkat edin. Aileniz ve huzurunuz faaliyetlerinizden daha öncelikli olmalıdır. Kanaatim budur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İnsanların bir günahı alenileştirmeleri bizim açımızdan hafiflik nedeni olmamalıdır. Genç bir kızın zaruri olmayan bir konuda erkeklerin önünde kendisini tesettürlü bile olsa teşhir etmesi doğru değildir. Öyle bir yarışma bayanların önünde yapılırsa değerli olur. Erkeklerin önünde yapılanına katılmamanızı tavsiye ederiz.
İşlediğin günah her ne ise, o senin bir hatan olmuş. Şeytan seni kandırmış. Bu durumun ise ikinci hatandır. Şeytan seni, Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden umutsuz hâle getirerek seni iki kere çökertmeye çalışıyor. Yapman gereken şey, madem günahından tevbe ettin hızlı bir şekilde iyilik yolunda ilerlemen olmalıdır. Gerisi doğru değildir. Bir de bu açıdan düşünmeye çalış.
Böyle bir evlilik caiz olunca, Müslüman kadının mahremiyet kuralları ne ise o kurallar o eş için de geçerli olur.
İstişare, kişinin başkalarının düşüncesini alması demektir. Önemli sünnetlerden biridir. İstişare etmek, emir almak değildir. Helal olan bir konuda yapılan istişareye uymak veya uymamak istişare edenin işidir.
Yavrum, önce oynama yaşının bitmesi gerektiğini bil. Oyunu bitir artık! Sonra da muhakkak oynayacaksan imanına ters düşmeyen oyunlar oyna.
İstiğfar etmen yeterlidir. Dinen sakıncalı olanlarını ise imha et.