Fetva Meclisi
Soru
Elinde haram mal bulunan biri bunu ne yapmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
- Önce samimi bir tevbe gerçekleşecek. Tevbe ciddi bir pişmanlık ve tekrar etmemeye karar vermektir. - Söz konusu haram, bir başkasının malı ise o mal sahibine iade edilecek. Helalliği talep edilecek. - O mal elde değilse bedeli sahibine ödenecek. - Sahibi bilinmez, bulunamaz ise sadaka olarak verilecek. - Bu malı bu şekilde veremeyecek kadar fakir ise bu kişi çokça istiğfar edecek, dua edecek. - Söz konusu haram mal, birisine ait değil de elde edilme yöntemi itibarı ile mesela faiz gibi, rüşvet gibi, haram bir iş yapılarak elde edilmesi gibi bir yolla kazanıldı ise; - Elde kalanlar bir fakire veya derneğe verilecek. - Elde kalmayanlar için ise istiğfar edilecek.
Alkollü bir mekân işletmek gibi haram bir kazanç üzerine iş yapan ve ev alan, geçimini temin eden biri tevbe ettikten sonra şöyle yapmalıdır: a. Tevbesinde samimi ise ve onu sürdürüyorsa biiznillah tevbesi makbuldür. Tevbesinden şüphe etmemelidir. b. O zamana kadar kazanıp harcadıklarından dolayı bir şey yapması gerekmez. Evi ve benzeri sahibi olduğu şeyleri elinden çıkarması gerekmez. c. Elinde hâlâ o haram paradan varsa o para sadaka verilebilir, bir yere vermelidir. Verdiğinde kendisi darda kalacaksa vermeyebilir acil ihtiyacı kadarını alır gerisini verir.
Dinimiz yeryüzünde haram kaynaklı bir kuruş bulunmasın diye gelmiştir. Müslüman ve haram mal bir arada bulunamaz/bulunmamalıdır. Ne yazık ki gitgide faiz toz şeklinde küçük hücreler gibi midemize inmeye başlamıştır. Midemize inmeden de beyinlerimizdeki onu haram eden Allah’tan takvayı zedelemiştir. Allah’tan akıbetimizi hayır etmesini dileriz. Faiz başta olmak üzere rüşvet, gasp açık/gizli hırsızlıkla elde edilen mallar acilen elden çıkarılması gereken ateş parçalarıdır. Bunun için bu malların sahipleri: • Vakit kaybetmeden tevbe edecekler • O malı ellerinden çıkaracaklar • Haram malın sahibi belli ise mesela birisinden çalınmış ise ona geri verilecek. Sahibi belli değilse ya da faiz gibi geri verilmesini bekleyen birinin olmadığı bir mal ise bu durumda yapılacak olan şudur: Haram mal elden çıkarılacak. Çıkarmak için önümüzde üç yol vardır: a. Kamuya açık alanlarda kullanılır. b. Fakirlere verilir. c. Devlete hazineye aktarması için verilir. İmam Nevevi, devletin bunu iyi işlerde kullanacağını biliyorsa devlete verir, der. Şu andaki düzen içinde devlete bunu teslim edebileceğimiz bir birim yoktur. Bu sebeple önümüzde iki seçenek kalmaktadır. Bunlar da kamuya açık alanlarda kullanmak veya fakirlere devretmek. Fakirlere devredilmesi şeriatımızın ruhuna daha yakın durmaktadır. Sadece fakirlere tahsis edilmesi ile zengin fakir herkesin ortak olduğu bir alana tahsis edilmesi arasında ciddi bir fark vardır. Bu noktada vakıf ve derneklerin devrede olması gayet güzel bir sonuçtur. Vakıflar ve dernekler bu tür paraları alabilir ve kullanabilirler. Şu kadar ki, genel bütçelerine karıştırmadan özel bir ödenek şeklinde kullanmaları gerekir. Hayır kurumları, kendilerine verilen haram ve şüpheli paralar için şu inceliklere dikkat etmelidirler: 1. Hiçbir vakıf, HARAM PARA TOPLAMA MERKEZİ gibi görmemelidir kendisini. Bir olağanüstü durum olarak görülmelidir bunların kabul edilmeleri. 2. Vakfın/derneğin zekât ve sadaka gibi temiz paraları ile bu paralar aynı havuzda tutulmamalıdır. Aynı makbuz kesilse de pratikte farklı tutulmalıdır. Zira bu paralar sadece fakirlere verilebilir paralardır. 3. Vakıf ve dernek insanların bu paralarla bir KAÇAK PARA AKLAMA İŞİ yapmasına alet olmamalıdır. Şu kadar büyük bir kaçak paranın şu kadarlık bölümünü bir vakıf üzerinden aklamaları durumunda vakfın kanun önünde ve insanların gözünde en azından prestij kaybetmesi mümkündür. 4. Bu paralar CAMİ YAPIMI ve Kur'an BASIMI, DAĞITIMI için kullanılmamalıdır. Bu inceliklere riayet edildiğinde biiznillah hem parayı getiren vebalden kurtulmuş olur hem vakıf/dernek bir hayır yapmış olur.
Selamünaleyküm. Daha önce benzer bir soruya verilmiş cevap şöyledir: Bir insana miras yoluyla intikal eden maldaki haramlar, intikal yoluyla haramdan arınmış olmaz; o malı haram olarak oluşturan açısından vebal devam etmektedir. Malın kendisine intikal ettiği kişi açısından ise durum şöyledir - Eğer gasp, hırsızlık gibi yollarla edinilmiş bir mal söz konusu ise o malı sahiplerine iade etmesi gerekir. Miras yoluyla intikal nedeniyle ona helal olmaz. - İntikal eden mal, faiz ve benzeri bir haram yoluyla elde edilmiş ise bu durumda, malın tamamının haramdan olması durumunda mü'min bir mirasçının o mala tenezzül etmemesi gerekir. İman ehli olmak budur. Eğer örneğinizde olduğu gibi, bankaya da giderek malını geliştiren biri ise miras bırakan, bu durumda elimizdeki intikal etmiş malın ne kadarının haramdan olduğunu bilmemiz mümkün olmayacaktır. Sadece 'çalışmasında haram da vardı' zannı ile bir insanın mirası reddedilmesi gerekmez. Belli bir miktarı, 'bu kadarı faizdendi' şeklinde bilebilecekseniz onu ayırıp sadaka olarak verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Eşinin vereceği sadaka elbette kadına da yazılacaktır. Bir hayrın sebebi olmak o hayırdan istifade etmektir. Eşlerin, birbirlerinin hoşnutluğunu bilerek birbirlerinin mallarından yapacakları tasarrufta bir sakınca olmaz. Kadın, alenen haram olmadıkça eşinin hatasından mesul olmaz. Söz konusu haram bir kul hakkı ise o hak iade edilmedikçe helal olmaz. Diğer haramlar için ciddi bir tevbe yeterlidir.
Net rakamlar biliyorsan onları çıkarırsın. Bir rakam bilemiyorsan yaklaşık bir rakam bulmaya çalış. Kalbini rahatlatacak rakamı tespit edince onu fukaraya dağıt. Tevbe de ettiğine göre biiznillah sorun kalmaz.
caiz konusundaki diğer fetvalar
Diploma veren kurum, bu tercüme işini o kişi için bir hile kabul ediyorsa tercüme yapan da mübah olmayan bir iş yapmış olur. Zira elde edilecek unvan karşılığında maddi gelir elde edilecektir. Bu, talebenin imtihanda kopya çekmesinden daha farklı değildir.
Yumurta açısından sorun olmayabilir ama bütün dünyada tavuk açısından bir sorun var. Bu sorun beslenme, besmele ile kesilme ve kesim sonrasında yolma ile alakalı olarak ortaya çıkmaktadır. Takva açısından tavuk yememek gerekir diyebiliriz. Bilinen güvenli markaların dışında tavuk sıkıntılıdır. Böyle bir marka seçme imkânınız yoksa helallik sıkıntısı ciddidir. Balık tüketmeye çalışınız. Balık daha güvenli. Tavuk için ise bildiğiniz özel kesimi yiyin diyebiliriz.
İslam'da evlenilmesi helal ve haram olanlar belirtilmiştir. Karı-kocanın başka eşlerden olma çocukları üzerindeki hüküm, birbirlerinin nâmahremi olmalarıdır. Bu birbirleriyle evliliklerinin helal olduğunu ifade etmektedir. Toplumumuzda üvey kardeşler arasında kardeş algısının bulunması bu gerçeği değiştirmemektedir. Bu durum üvey kardeşlerin ergenlikten sonraki mahremiyet kurallarına uymasını gerektirmektedir. Sonuç olarak üvey kardeşinizin yanında yabancı bir erkeğin yanında durma hassasiyeti göstermenizi ve tesettürünüze dikkat etmenizi tavsiye ederiz.
Özellikle fakirlere tahsis edilmiş bir yiyeceği, siz fakir değilseniz yemeyin. Vakfın helal haram hassasiyeti yoksa dikkatli olun. Bunun dışında genele ikram edilenlerden yemenizde bir sakınca olmaz.
Ev varken lokantada yemek yemek; - Lokantadaki de helal ise, - Lokanta ortamı, insanların/personelin haram pozisyonları sebebi ile sakınca oluşturmuyorsa, - Kişinin geliri ile masrafı arasındaki oranlama nedeniyle bir israf değilse, - Vakit zayiatı nedeni değilse caiz olabilir. Özellikle de sürekli evde kalan bir aile efradı için bir nevi ikram olarak da anlaşılabilir.
Buna biz, ‘bile bile ateşe atlamak’ diyoruz.