İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, Ömer Nasuhi Bilmen hocamızın ilmihalinde okumuştum, erkeklerin kırmızı ve sarı renkte kıyafet giymeleri uygun görülmemiş. Hikmeti nedir?

Cevap

Haram düzeyinde bir yasaklama yoktur. Yöresel ve dini semboller bakımından birilerine benzemek söz konusu ise o nedenle kerih görülür.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıyafette yasak bir renk, renk olarak yoktur. Ancak, başka milletlere ait sembolleri yansıtan renkler ve şekiller sakıncalıdır. Hadisi şeriflerdeki renklerle ilgili uyarıların başka nedenleri vardır; hadislerin şerhlerini muhakkak okumalısınız. Allah yardımcımız olsun.

Hocam dün Riyazu's Salihin'i biraz okurken bir konuya geldim; sarıyla boyanmış e
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıyafette yasak bir renk, renk olarak yoktur. Ancak, başka milletlere ait sembolleri yansıtan renkler ve şekiller sakıncalıdır. Hadisi şeriflerdeki renklerle ilgili uyarıların başka nedenleri vardır; hadislerin şerhlerini muhakkak okumalısınız.

Hocam dün Riyazus Salihin'i okurken bir konuya geldim. Konu sarıya boyanmış elbi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda yasaklayıcı bir nas/hadis yoktur. Bunu daha çok örfe bağlayabiliriz. Yaşanılan yerin örfü bunu kerih görüyorsa Müslüman için yapmamalı diyebiliriz.

Hocam yürürken ellerini arkadan beline bağlayıp yürümek sakıncalı olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman için esasen sakıncalı bir renk yoktur. Başka bir sıkıntıyı beraberinde getirmiyorsa, bir sapıklığı, günahı simgelemiyorsa renkler aynıdır. Sadece: Tam kırmızı (kıpkızıl), Safran ile boyanmış sarı için kerahetten söz edilmiştir.

Hocam Müslüman erkek için giyimde sakıncalı renk var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haram nasıl yasak ise harama hizmet te öyle yasaktır. Harama zemin oluşturmayı önlemedikten sonra haramı önlemek mümkün olmaz. Direk çıplaklığa hizmet niteliğindeki tasarımları yaparsanız vebaliniz eksik olmaz.

Hocam, ben moda tasarımı öğrencisiyim. Tesettüre uygun olmayan kıyafetler dikmem
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. En azından bu bir kerahet barındırmaktadır ama durum kadınların durumu gibi değildir.

Selamünaleyküm Hocam; Erkeklerin vücutlarının rengini değil ama hatlarını belli

din konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hiçbir sıkıntı olmaz namazında, Allah kabul buyursun. Bize de dua et namazlarından sonra.Hiçbir sıkıntı olmaz namazında, Allah kabul buyursun. Bize de dua et namazlarından sonra.

Hocam, ben namaza yeni başladım kamet getirirken 4 defa Allahu ekber diyoruz ya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Değerli kardeşim, dinimizin bir tek örnek kişisi vardır o da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Onun dışında hiç kimse “ölçümüz olarak şaşmaz” biri değildir. Hocalarımızın sakallı olmayanları olabilir. Aynı şekilde onlardan biri mesela bugün sabah namazını da kılamamış olabilir. Biz şimdi sabah namazını da mı tartışacağız? Dinimizin Kur'an’ı vardır, sünneti vardır. Bu ikisi bize ne emrederse onu yaparız. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin çok kereler “sakalınızı salın” buyurduğu bilinmektedir. Sakallı olamasak da bu emir bizi bağlar. O bir şey emrettiğinde bizim seçme hakkımız olamaz. Üstelik sakalı emreden hadislerinin bir bölümünde “müşriklere benzememek” gerekçesi üzerine sakalınızı alın buyurmuştur. Demek ki sakal, bir din rengi niteliğindedir. Evet, başka dinlerin mensuplarında da sakal olabilir ama onlardaki sakal mesela papazlık mesleğinin simgesi gibidir bizim dinimizde ise mesleğin değil dinin simgesidir. Özet olarak diyebiliriz ki, sakallı olmak Müslüman erkeklerin dini bir görev olarak yapmaları gereken bir iştir. Şu veya bu sebeple yapamazlar ayrı bir mesele ama din asıllı bir emre karşı imiş gibi duramazlar maazallah.

Sakallı olmak Müslüman olmanın şartlarından mıdır? Eğer öyle ise neden hocaların
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ben bir şey diyemem, dinim der, ben de biiznillah onu size naklederim. Mü'min emin insandır, hıyanet etmez, ettirmez. Kâfirlere bile ait olsa mü'min hile veya benzeri bir yöntemle mal almaz. Böyle bir mala el koyan haram almış olur, sahibi ile helalleşmesi gerekir. Bunun istisnası yoktur. Belki, bir savaş ortamında savaşın sonuçları olarak böyle bir el koyma olabilir. Özellikle sizin gibi vize ile girilmiş ülkede hırsız durumunda olmanız, dininize ayıp yamamanız olacaktır, bunu unutmayın. Böyle bir hata yapan, kimden aldığını bulamaz veya kamudan almış olursa o kadar malı bir sadaka olarak fakirlere versin.

Hocam ben Avrupa’da işçiyim. Bazı arkadaşlarla konuşurken kâfirlerin malını çalm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mushaf’ı, hakaret kastederek yere atmak dinden çıkmaktır. Maazallah öyle bir şey yapan yeniden iman etmedikçe mü'min sayılmaz. Kastı hakaret olmayan, sizin örneğinizde olduğu gibi sinirlerine hâkim olamadan yaptığı bir eylem olduğunda ise küfür olmayacağı umulur ama yine de istiğfar etmesi gerekir. Kur'an’ımızı her türlü saygıyla ve titizlikle yüce tutmak gerekmektedir. Bu bir iman meselesi olarak görülmelidir.

Hocam, benim eşim dindar bir insandır aslında. Şöyle bir olay oldu evimizde; oğ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insanın evlenmek üzere olması veya olmaması zekâtla alakalı değildir. Onun fakir olup olmadığı önemlidir. Fakirse bir taşla iki kuş vurulmuş olur elbette. Hem fakire verilir hem yuva kurmaya yardım edilir.

Hocam, sorum şu yönde, evlenmek üzere olan çiftlere zekâtımızı versek kabul olur
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’ın dini kıyamete kadar olduğu gibi hiç değişmeden kalsın diye gönderilmiştir. Hiçbir zaman ve hiçbir mekân İslam dininde değişiklik nedeni değildir. Dinin temelleri aynıdır. Sadece dinin temellerinden olmayan, yöre şartlarına göre belirlenmiş bazı kurallar değişen yöreye ve zamana göre yine dinin temel ilkelerine bağlı kalınarak değiştirilebilir. Bu gerçekleşmiştir de. Böylece dinimizin yıpranmadan ilk indiği günkü berraklığı ile yaşaması gerçekleşmiş olur. Zamanın değişmesi, toplumların değişmesi esas alınarak hükümler değiştirilebilir şeklinde sıradan bir kural konması durumunda ise din temelden kaldırılıp yok edilebilir bir cürete temas edilmiş olunabilir. “Zamanın değişmesi ile hükümlerin değişmesi de inkâr edilemez.” şeklinde bir fıkıh kaidesi vardır. Bu kaide bu şekliyle ilk müçtehitlere ait değildir. Osmanlı dönemi fakihlerinin kullandığı ama aslı önceki fukahaya ait olan bir ifadedir. Bir hüküm; • Yaşanılan toplumun örfü dikkate alınarak belirlenmiş, • Dinin, insanların maslahatı neyi gerektiriyorsa o olsun şeklinde esnek bıraktığı bir maslahat, • Bir hükmün şekli ve yapısında değişiklik olmuş ise hüküm de yeni duruma göre verilir. Zamanın değişmesine göre hükmün değişmesi denen şey budur. Asla insanların arzularını tatmin değildir. Bu değişmenin de şartları vardır; a. Böyle bir hüküm değişimi asla dinin temel kaynaklarından bir kaynağa ters durum oluşturmayacak. b. Eski hükme göre devam edilmesi durumunda ciddi bir maslahat kaybı söz konusu olacak. c. Yeni hüküm oluşturulurken gerekçesi üzerinde Müslümanların icma ettiği bir hüküm kaldırılmış olmayacak. Mesela, engelli çocuğun velayetinin babasında olacağı konusunda Müslümanların icmaı vardır. Bunun gerekçesi de babanın çocuğa en iyi davranacak kişi olmasına dayandırılmıştır. Bu hakkı babadan alıp bir devlet kurumuna devretme söz konusu olamaz. Yeni dünya düzeninde böyle oldu diye bu hüküm değiştirilemez.

Zamanın değişmesine bağlı olarak hükümler de değişir şeklinde bir din kuralı var

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.