Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Avrupa’da işçiyim. Bazı arkadaşlarla konuşurken kâfirlerin malını çalmanın günah olmayacağını söylediler ve iddialarını ispat etmeye çalıştılar. Siz ne dersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Önce siz, sizi en adi sorulara muhatap tutan hayasız çevrenizi değiştirin. Sorunun önemli bir bölümü bitmiş olur. Suçların itirafı bir cürettir. İnsan, vahşiliğe cüret etmemelidir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Görevin hakkı verildikten sonra Allah'ın in'amını reddetmemiz gerekmez. Cihat gibi bir ibadetten dünyalar dolusu ganimetler elde edilebilir. İhlas ve içini doldurmaya bakılmalıdır. İnsanları mevlit toplantıları ile oyalarken Avrupa'da helâk olmak üzere olan bir neslin seyircisi olarak ahire intikal etme tehlikesine dikkat edin siz. Oradaki bir gencin imanını kurtarın, bütün Avrupa size helal olsun, helal olsun.
Müslüman vize ile girdiği bir ülkede o ülke kâfirlerin ülkesi bile olsa kurallara uyar. Çünkü vize talep etmek, kurallara uymayı taahhüt etmektir. Müslüman ise sözünün eridir, taahhüdünün kölesidir. Allah'a emanet olun.
Seni tebrik ederim. Ahirete intikal etmeden ahlak tarafına, helal vadisine yönelmişsin. Mübarek olsun. Şimdi şunu yap: Tevbeni canın bil. Öl, öl, öl ama tevbenden vaz geçme. Şeytanın seni aldatmasına karşı dikkat et. Senin üzerinde maddi hakkı bulunanlara haklarını verebiliyorsan ne güzel. Veremiyorsan da bir yolla onlara ulaştırabilirsin. Mesela mağazaya hissettirmeden o miktarda bir mal bırakabilirsin. Bir yolla ulaştırman yeterli, muhakkak söylemen gerekmez. Dikkat et kendine ve ilerlemeye bak. Hatan kadar güzelliğin olsun şimdi. Daha da fazla olsun. Allah'a emanet olasın.
Kanun şudur: İman edenin Allah rızası için, Allah’ın istediği şekilde yani dinine uygun olarak yaptığı işler ahirette sahibine yarar. Bunun dışında bu dünyadaki iyi işlerin ahirete geçmesi söz konusu değildir. Bela geldiğinde o beladan zarar görüp ölen mü'min ise o bela onun için günah temizleyicisi olur. Kâfir için ise böyle bir umut yoktur. Kâfir iyi işler yapan birisi ise o, yaptığı iyi işlerin karşılığını bu dünyada rahatlık, mal ve huzur olarak alır. Ahirette alabileceği bir şey yoktur, dünyada yaptıkları heba olup gidecektir.
Alışverişi bozmadınız; doğru olanı yaptınız. İçiniz rahat olsun. Komisyoncu müşterisine yalan söylememekle sorumlu olduğu gibi akitte müşterinin özellikle bilmesi gereken hususları da dile getirmesi lazımdır. Aksi takdirde müşterinin haberi olmasaydı güven sarsıcı bir iş yapmış olurdunuz. Böylece günaha girmiş olurdunuz. Kendinizi kınamayın. Zor durumda olmanıza rağmen dürüst davranma kabiliyetini size lütfettiğinden dolayı Allah'a hamd edin.
din konusundaki diğer fetvalar
Mushaf’ı, hakaret kastederek yere atmak dinden çıkmaktır. Maazallah öyle bir şey yapan yeniden iman etmedikçe mü'min sayılmaz. Kastı hakaret olmayan, sizin örneğinizde olduğu gibi sinirlerine hâkim olamadan yaptığı bir eylem olduğunda ise küfür olmayacağı umulur ama yine de istiğfar etmesi gerekir. Kur'an’ımızı her türlü saygıyla ve titizlikle yüce tutmak gerekmektedir. Bu bir iman meselesi olarak görülmelidir.
Değerli kardeşim, dinimizin bir tek örnek kişisi vardır o da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Onun dışında hiç kimse “ölçümüz olarak şaşmaz” biri değildir. Hocalarımızın sakallı olmayanları olabilir. Aynı şekilde onlardan biri mesela bugün sabah namazını da kılamamış olabilir. Biz şimdi sabah namazını da mı tartışacağız? Dinimizin Kur'an’ı vardır, sünneti vardır. Bu ikisi bize ne emrederse onu yaparız. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin çok kereler “sakalınızı salın” buyurduğu bilinmektedir. Sakallı olamasak da bu emir bizi bağlar. O bir şey emrettiğinde bizim seçme hakkımız olamaz. Üstelik sakalı emreden hadislerinin bir bölümünde “müşriklere benzememek” gerekçesi üzerine sakalınızı alın buyurmuştur. Demek ki sakal, bir din rengi niteliğindedir. Evet, başka dinlerin mensuplarında da sakal olabilir ama onlardaki sakal mesela papazlık mesleğinin simgesi gibidir bizim dinimizde ise mesleğin değil dinin simgesidir. Özet olarak diyebiliriz ki, sakallı olmak Müslüman erkeklerin dini bir görev olarak yapmaları gereken bir iştir. Şu veya bu sebeple yapamazlar ayrı bir mesele ama din asıllı bir emre karşı imiş gibi duramazlar maazallah.
Bir insanın evlenmek üzere olması veya olmaması zekâtla alakalı değildir. Onun fakir olup olmadığı önemlidir. Fakirse bir taşla iki kuş vurulmuş olur elbette. Hem fakire verilir hem yuva kurmaya yardım edilir.
Allah’ın dini kıyamete kadar olduğu gibi hiç değişmeden kalsın diye gönderilmiştir. Hiçbir zaman ve hiçbir mekân İslam dininde değişiklik nedeni değildir. Dinin temelleri aynıdır. Sadece dinin temellerinden olmayan, yöre şartlarına göre belirlenmiş bazı kurallar değişen yöreye ve zamana göre yine dinin temel ilkelerine bağlı kalınarak değiştirilebilir. Bu gerçekleşmiştir de. Böylece dinimizin yıpranmadan ilk indiği günkü berraklığı ile yaşaması gerçekleşmiş olur. Zamanın değişmesi, toplumların değişmesi esas alınarak hükümler değiştirilebilir şeklinde sıradan bir kural konması durumunda ise din temelden kaldırılıp yok edilebilir bir cürete temas edilmiş olunabilir. “Zamanın değişmesi ile hükümlerin değişmesi de inkâr edilemez.” şeklinde bir fıkıh kaidesi vardır. Bu kaide bu şekliyle ilk müçtehitlere ait değildir. Osmanlı dönemi fakihlerinin kullandığı ama aslı önceki fukahaya ait olan bir ifadedir. Bir hüküm; • Yaşanılan toplumun örfü dikkate alınarak belirlenmiş, • Dinin, insanların maslahatı neyi gerektiriyorsa o olsun şeklinde esnek bıraktığı bir maslahat, • Bir hükmün şekli ve yapısında değişiklik olmuş ise hüküm de yeni duruma göre verilir. Zamanın değişmesine göre hükmün değişmesi denen şey budur. Asla insanların arzularını tatmin değildir. Bu değişmenin de şartları vardır; a. Böyle bir hüküm değişimi asla dinin temel kaynaklarından bir kaynağa ters durum oluşturmayacak. b. Eski hükme göre devam edilmesi durumunda ciddi bir maslahat kaybı söz konusu olacak. c. Yeni hüküm oluşturulurken gerekçesi üzerinde Müslümanların icma ettiği bir hüküm kaldırılmış olmayacak. Mesela, engelli çocuğun velayetinin babasında olacağı konusunda Müslümanların icmaı vardır. Bunun gerekçesi de babanın çocuğa en iyi davranacak kişi olmasına dayandırılmıştır. Bu hakkı babadan alıp bir devlet kurumuna devretme söz konusu olamaz. Yeni dünya düzeninde böyle oldu diye bu hüküm değiştirilemez.
Sakal dinimizin, “din değeri taşıyan sembol” olarak önümüze koyduğu ibadetlerden biridir. Müekked bir sünnettir. Şekli de bellidir. TOP SAKAL denen şekil, bu ümmetin kültürüne ait bir şekil değildir, sakal da değildir. Düzgün sakala dönerek bir ecir fırsatını kaçırmamış olun. Allah’a emanet ederiz sizi.
Hiçbir sıkıntı olmaz namazında, Allah kabul buyursun. Bize de dua et namazlarından sonra.Hiçbir sıkıntı olmaz namazında, Allah kabul buyursun. Bize de dua et namazlarından sonra.