Fetva Meclisi
Soru
Hocam çok çaresizim, ne yapacağımı bilmiyorum. İki evladımız var ancak eşimin kötü alışkanlıkları ve olumsuz davranışları sebebiyle aile hayatımız çok zor hale geldi. Ne bana ne de çocuklarına iyi davranıyor. Yaptıklarından sonra pişman oluyor fakat her tartışmada bana ve aileme ağır sözler sarf ediyor. Defalarca uyarmama rağmen beni dikkate almıyor. Artık kendisine karşı sevgim ve saygım kalmadı. Bu durumda sabretmeli miyim, yoksa ayrılmak mı daha doğru olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin çocuktan önce evlilik konusunda aşmanız gereken badireler var. Önce eşinizle birlikte problemleri; anlaşamadığınız konuları tespit edin. Daha sonra bunları beraberce çözmeye çalışın. Birbirinizi motive edin. Hemen vazgeçmeyin. Yuvanız için mücadelenizi verin. Gerekirse aile terapistinden destek alın. Allah yardımcınız olsun.
Sabırlı olun. Yaşanan gerginlikleri konuşarak ve sağduyuya çağırarak çözmeye çalışın daima. Belki biraz zaman alır. Sabırlı olun. Eşiniz ile aranızdaki anlaşmazlıkları tartışmayla çözmeye çalışmayın. Bu işleri daha da kötü yapmaktan başka pek bir işe yaramaz. Aranızdaki iyilik hali büyüdükçe birbirinize karşı cesur sözler ve hareketleriniz de azalır biiznillah. Allah'a emanet olun.
Allah size afiyet versin, çocuklarınızı hayırlı kılsın. Bu durumda daha fazla çocuk olmamasını istemekle günaha girmezsiniz biiznillah. Çocuktan önce eşinizle muhabbetinizi ve karşılıklı anlayışınızı geliştirin ve koruyun. Bu daha önemli sizin için.
Eşinizin yaptığı şey, Allah katında çok çirkin ve ağır bir vebaldir. Evli olduğu hâlde başka kadınlarla ilişkiler kurması hem zina günahına yaklaşma hem de emanete hıyanet demektir. Eşiniz ahirette bunun hesabını verecek. Ama siz onun kötülüğüyle değil kendi duruşunuzla değerlendirileceksiniz. O’nun vebali kendine, sizin sabrınız size sevap olur. Sürekli ihanet varsa, güven bitmişse ve huzur tamamen yok olmuşsa, kadın boşanmayı talep etme hakkına sahiptir. Ama siz çocuklarınız için, maddi sebeplerle ve belki de son bir umutla ayrılmayı göze alamıyorsanız… Bu da günah değildir. Çünkü sabırla sürdürmek de şahsî bir tercihtir. Lakin bu sabır, sizi tüketmemeli. Allah’a sığınmaya devam edin. Kendi değerinizi bilin. Eşinizin yaptığı sizin değersizliğinizin değil onun ahlâksızlığının göstergesidir. Kendinizi ihmal etmeyin. Zihinsel ve fiziksel yorgunluğunuzu azaltacak meşguliyetler edinin. Güvendiğiniz birkaç dost, kitap, ders halkası ya da hayırlı meşgalelerle iç direncinizi canlı tutun. Eşinizle açıkça konuşun. Yumuşak ama net bir şekilde bu durumun sizi nasıl çökerttiğini, affetmenin sınırına geldiğinizi, eğer tevbe ve değişim göstermeyecekse artık sabrın tükenmekte olduğunuzu ifade edin. Güvendiğiniz bir aile büyüğü veya bir hoca ile yüzleştirme yapmayı düşünün. Bazen üçüncü bir ses, kişiyi toparlayabilir. Son olarak şu şekilde dua edebilirsiniz: “Allah’ım! Kalbimi daraltan her şeyden Sana sığınırım. Gönlümde olanı ancak Sen bilirsin. Beni sabırla, ferasetle ve hayırla çıkar bu imtihandan. Eşimle aramızdaki kötülüğü hayra çevir ya da beni hayırla ayır. Kalbimi huzurla, bedenimi afiyetle, yolumu rahmetinle donat” Allah size kuvvet versin, hayrınıza olan neyse onu nasip etsin.
Selamünaleyküm. Günahlar hastalık gibidir, tedavisi uzun sürebilir. Eşinizi de hasta kabul edin, uzun süre iyileşmesi için mücadele edebilirsiniz. Sizin de sabretmeniz gerekiyor. Eğer sabretmezseniz onu şeytana doğru itersiniz. Hem sabredin hem de onun evine bağlı olması için diğer işleri iyi yapın, tatlı konuşun, nazik olun, kalbi size bağlansın. Çok dua edin.
Genel bir değerlendirme için psikologla görüşsen iyi olur ama bu durum zannederim senin biraz da vaktinin bol olmasından kaynaklanıyor gibi... Kendine iş üret. Yatağa yorgun düşecek kadar iş üretmelisin. İbadetlerini ve Kur'an okumalarını artırmalısın.
aile konusundaki diğer fetvalar
Aktarmış olduğun bilgiler dâhilinde şu hususlarda düşünmeni tavsiye ederim. Baba, çocuğuna ve eşine zulmetmişse, kul hakkına girmiştir. Kul hakkı da helalleşmeden affedilmez. Eğer baban gerçekten büyük haksızlıklar yaptıysa senin ona hakkını helal etmeme hakkın vardır. Ancak kin tutmak, dua etmeyi bırakmak ve tamamen nefret etmek, dinimizce olarak doğru görülmez. Babanın size yaşattıklarından dolayı hakkını helal etmeme konusunda kendini baskı altında hissetme. Fakat öfke ve kinin de seni tüketmesine de fırsat verme. Yaşadıklarını Allah'ın adaletine havale et. Korkma, Allah kimsenin hakkını kimsede bırakmaz. https://fetvameclisi.com/fetva/zalim-bir-babaya-da-mi-saygi-gostermek-zorundayiz
Fakirse verebilirsiniz.
Dinimizde namahrem kadın ve erkeklerin birbirine dokunması caiz değildir. Efendimiz aleyhisselam hiçbir yabancı kadınla el sıkışmamıştır. Hatta şöyle buyurmuştur: "Ben kadınlarla tokalaşmam." (İbn Mâce, Cihâd, 43) Yenge, amca ve dayı çocukları (kuzenler), bacanak, elti gibi akrabalar ise mahrem değildir ve onlarla tokalaşmak caiz değildir. Mahremiyet kan bağıyla değil, şeriatın belirlediği sınırlarla belirlenir. Senin bu konuda duruşun tamamen doğrudur ve Allah’ın rızasına uygundur. Bu konuda izlemen gereken metotla ilgili bazı tavsiyelerime kulak vermeni istiyorum. Şeriata uygun hareket etmen birilerini rahatsız edebilir ama sen Rabbini razı etmeye bak. Zamanla seni böyle kabul ederler, yeter ki dengeli, sabırlı ve sakin ol. “Ben kimseye kötü davranmıyorum, sadece inancım gereği tokalaşmıyorum.” diye kibarca ifade edebilirsin. Onlarla tartışmaya girmek yerine susarak duruşunu göster. İyi bir evlat olmaya devam et ancak itaat etmenin Allah’ın emirlerine ters düşmediği sürece olduğunu unutma. Onlara "Sizi üzmek istemem ama Allah’ın emirlerini de çiğneyemem." diyerek yaklaşabilirsin. Yanlış anlamalar olmasın diye önceden haber gönderebilirsin: "Artık mahremiyet kurallarına daha dikkat ediyorum, lütfen benden tokalaşmamı beklemeyin." Sakin, kararlı, tebessümle ve nezaketle duruşunu gösterirsen, zamanla herkes bunu kabul edecektir. Sert çıkışlar, keskin reddedişlerden uzak durmalısın.
Konuyu sizin verdiğiniz bilgilerin sahihliği çerçevesinde tahlil etmeye çalışacağım. Diğer tarafı dinlemeden hüküm tespit etme çabası doğru olmadığından ifadelerimi bir ağabeyinizin cümleleriniz üzerinden tahlil ve nasihati olarak görün. Eşinizin, ailesine sadık biri ama bu durum evlilik sınırlarını çizememesine sebep olmuş gibi görünüyor. Sizinle ilgili konuşmaların yanlış lanse edilmesi, olmayan şeylerin söylenmesi ve eşinizin sözlerin gerçekliğini doğrulamadan bunlara inanması sizi yıpratıyor. Evliliğinize müdahale ediliyor ve bu, eşiniz tarafından doğal karşılanıyor. Eşiniz ailesine çok bağlı biri ama evlendikten sonra önceliği eşi ve kurduğu yuva olmalıdır. Kocanız ailesinin her dediğini doğru kabul ediyorsa, kendi evinin huzurunu sağlayamaz. Kendi kararlarını vermekte zorlanıyorsa, bu hem sizi hem de onu ilerleyen yıllarda yıpratır. Sizin hislerinizi anlamakta zorlanıyor ve ailesinin söylediklerine göre hareket ediyorsa, evliliğinizde güven sarsılıyor. Dışarıdan yönetilen bir evlilik temelleri zayıf olan bina gibidir. Küçük bir sarsıntıda yıkılır. Dolayısıyla bir yuvaya dışarıdan müdahale edilmemelidir. Bu duruma karşı, kocanızla savaş halinde olmanız size bir şey kazandırmaz. Ona "senin ailen ya da benim ailem" gibi bir rest çekmek yerine, "biz bir aileyiz ve sorunları beraber çözmeliyiz" mesajını vermelisiniz. "Aileni seviyorum ve saygı duyuyorum ama bizim de bir evliliğimiz var. Bizim hayatımıza çok fazla müdahale edildiğinde, biz zarar görüyoruz. Bunu birlikte korumamız lazım.”, "Beni seviyorsan, benim de anlatacaklarımı dinle. Her iki tarafı da dinlemeden karar verme.", "Ben çok üzülüyorum çünkü bu evlilik benim için kıymetli.", "Seninle mutlu olmak istiyorum ama sürekli baskı altında hissediyorum.", "Birlikte bir çözüm bulmamız lazım." şeklinde yuva kurtaran altın sözlerle kocanıza telkinlerde bulunmanız gerekir.
Bu konuyu kişisel algılamadan önce sizin ve eşinizin örfünü dikkate almanız gerekiyor. Örf buysa eğer, bunu bir kasıt olduğu için değil örf böyle olduğu için böyle yapmışlardır. Geçmişe dair telafisi mümkün olmayan şeyler yüzünden ailenizdeki huzuru gözden çıkarmayın derim. Affedin. Doğru olan bunun en başta konuşulması idi ama hem sizin çekinceleriniz hem onlarınki... Sonuç böyle olmuş. Ailenizle huzurunuzu tesis etmeye bakın. Allah azze ve celle size bol, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan etsin. Eşinizi de çalışması için tatlı dille teşvik edin. İlla mezun olduğu alanda işe gitmesi şart değil. Olmuyorsa başka alanlardan devam edebilir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kıymetli kardeşim, Allah işinizi kolay kılsın. Çocuklarınızı yetiştirme konusunda elbette babanızı dinlemediğiniz için günaha girmezsiniz biiznillah. Fakat babanızı üzmeniz günaha sokabilir sizi. Bunun yerine babanızın istediği şekilde olmasa bile bir şekilde ona karşı saygı ve şefkati gösterip onun da gönlünü yapmaya çalışmanızdır. Çocuklarınızın da bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini söyleyip bu konuda bazı çalışmalar yürütebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.