Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yanlış bir evlilik yaptım ve çok mutsuzum. Eşim şu an hamile ve daha önceki evliliğinden de on yaşında bir çocuğu var, çocuğuna çok düşkün. Düşkünlüğü beni rahatsız etmiyor fakat çocuğun istekleri hiç bitmiyor. Eşime bunun doğru olmadığını anlatmaya çalışıyorum ama hemen kırılıyor ve yanlış anlıyor. Evde sürekli huzursuzluk oluyor ve artık çocuktan bile soğudum. Hamile olmasa boşanmayı bile düşünüyorum hocam bu soruyu sormam çok geç biliyorum ama bana yol gösterir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Muhakkak bir kadın psikologla görüşmelisiniz. Basit bir terapi ile düzelebilir bir sorun sizi bitirmesin. Hemen bir psikoloğa gidin. Eşiniz sizi serbest bırakıyorsa verebilirsiniz paradan ama şuraya ve şuraya harca diyorsa vermeyin.
Bu anlattığınız tip bir psikolojik vaka. Siz, böyle bir eşle nasıl yaşayabileceğinizi öğrenmek için bir psikoloğa danışmalısınız. Allah yardımcınız olsun.
Sen bir psikologla görüş ve ondan görüş al. Akıllıca düşünmüyorsun.
Sizin birinci sorununuz bu durumu “çocuk olmayacak” diye anlamanızdır. Önünüzdeki yıllar size beklediğinizden fazlasını getirebilir. Çok uzun denebilecek bir zaman geçmiş sayılmaz. Sabırlı olun, tıbben gerekenleri yapın. Bir psikoloğa da gitmenizde yarar olabilir.
Bu tedavi görmeyi gerektirecek bir hastalık olabilir. Durumu bir psikologla görüşerek çözmeye çalışın.
Delikanlı, eşin olmayan bir hanım senden önce yakışıksız bir davranış sergilemiş ve pişman olmuşsa geçmişe takılman yanlıştır. Ortada seni ilgilendiren bir husus yoktur. Yalnız seni ona bağlayan (nişanlılık, sözlülük gibi) bir ilişki/bağ olup da onun ahlak ve kültürümüze ters bir davranışı olsaydı bu bağı sürdürmek tartışılabilir. Buna rağmen eğer takıntılı birisi isen veya ara ara bu hanım kızın davranışı senin zihnini meşgul edecekse bu görüşmeyi de evliliği de sakın yapma. Kendine de o kızcağıza da yazık edersin. Allah en doğru kararı vermeyi nasip etsin.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
İnsan, haddini aştıktan sonra uçurumun neresinde durabileceğini kestiremez. Bugün insanlık artık haddini aşmış, nereye gittiğini, ne yaptığını bilemez duruma gelmiştir. Allah Teâlâ sonumuzu hayır kılsın, imanlarımızı muhafaza buyursun. Müdafaayı nefis dışında bir insan öldürenin ahireti hüsrandır. Erkek veya kadın olması bu sonucu değiştirmez. Bunu bilmeliyiz.
Belli ki eşiniz bu konuda hassas, siz de bir denge kurabilirsiniz: Onun en az rahatsız olacağı zamanda mesela evde olmadığı zamanda misafir alın. Misafir gelince masraf olarak görülecek şeyler yapmayın. Misafiri az tutun. Anne ve babanız dışında uzun saatli misafir almayın. Ve en önemli yardımcınız misafiriniz gittikten sonra eşinizi yatak odasında daha fazla tatmin edin. Onun bir ihtimal korkusu misafir nedeniyle kenara itilmiş olacağı endişesidir. Size göre belki öyle değil ama his onun hissi. Onu düşünün. Gelen misafirlerin hediye getirmeleri de onun için rahatlatıcı olabilir. Misafirlerinizin gündeminden ona aktarmayın. Sadece hoşlanacağı konular olursa aktarın. Onun endişesi sizin gündeminizin ondan başkası ile dolmasıdır. Eşinizle asla “misafirdi, ne zararı oldu…” gibi bir gündem tartışması yapmayın. Bu onu derinleştirebilir. “Gelene ısrar etmedim ama gelmiş…” gibi aslında onun beklentisini önemsediğinizi hissettiren konuşmalar yapın. Dikkat ederseniz kısa bir zamanda olmasa da eşiniz bu sorunu aşar ama dikkat etmezseniz yuvanın dağılması için iyi bir gerekçedir bu, unutmayasınız.
İnşaallah öyle bir şey olmaz ama bu size ders olmalı ve insanların mahrem konularını yönlendirmeye karşı dikkatli olmalısınız.
Allah Teâlâ size sabır, eşinize şuur ihsan etsin. Bu nedenle evliliğinizi bitirmeniz isabetli olmaz. Sabırlı olmalısınız. Eşinizi, o düğünlere gitme konusu yerine aranızdaki diğer konulardan oluşacak muhabbet ve saygı ile yönlendirmelisiniz. İnsanların zayıf noktaları yerine ortak noktalarla düzeltme yapmak daha faydalı sonuçlar verir biiznillah.
Bu bir yemindir neticede. Doktorun size vereceği rapor bunu değiştirmez. Böyle bir sonuç karşınıza çıktığında size en yakın müftülüğe giderek ne yapacağınızı öğrenin. Allah Teâlâ ailenize afiyetler indirsin. Âmin.
Sözün sahibinin mezhebini esas alın. Çözüme kavuşamazsanız, bulunduğunuz yerin müftüsünün hakemliği ile çözüm oluşturun.