Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben iki senelik evliyim ve bir kızım var. Kocam bana asla sevgi göstermez ve şimdiye kadar bir kere bile sarılmadı bana. Yalandan da olsa dokunmaz, bu durum yatakta da böyle. Onun ilgisini çekmek için her yolu denedim ama işe yaramadı. Lütfen bana bir yol gösterin hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Sen bir psikologla görüş ve ondan görüş al. Akıllıca düşünmüyorsun.
Bu durum hiç hoş değil, aile geleceğiniz açısından bile bile sıkıntıya yürüyorsunuz. Muhakkak bir aile danışmanına beraber gidin. Gerekiyorsa psikoloğa gidin. Hiç geciktirmeyin.
Siz kendinizi kullanmadan başka birilerine eşinize nasihat ettirin, gerekiyorsa bir psikoloğa götürün. Siz konuştukça inatlaştırırsınız. Başkaları ona dengeli olmasını izah etmelidir. Mesela bir bayan psikoloğa götürebilirsiniz.
Sizin eşinizden erkek olarak sizin cinsel ihtiyacınızı karşılamasını talep etmeniz hakkınızdır. Bu hakkınızı karşılamıyorsa sizin üzerine gitmeniz de hakkınızdır. Eşiniz büyük ihtimalle tedavi olmalıdır. Onu tedaviye zorlayacak bir süreç işletin. Yuvanızı dağıtabilecek bir yanlışa girmeden ve bu durumu etrafınıza teşhir etmeden çözüm üretmeye çalışın. En sonunda mesela iki yıl sonra artık sorun çözülemez gibi duruyorsa ve siz de harama düşme riski görüyorsanız eşinizden ayrılmayı talep etmenizde bir sakınca yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Bir erkeğin veya kadının önüne konan eş adayını sevmesi mecburi değildir. Sizdeki bu hava ile evlilik kurulmaz. Şimdiden ve yol yakın iken bırakmalısınız. Aile beğendi diye evlilik yapılmaz.
Siz elinizden geleni yapın. Gözle görülür bir hata yapmayın. Eşinizle muhabbetinizi canlı tutun. Bundan sonra da kimin ne dediğine ve diyeceğine bakmayın. Rahat edersiniz. Allah yardımcınız olsun.
eş konusundaki diğer fetvalar
Bir bayan olarak böyle bir sorumluluğunuz olmaz. Evinizin söz sahibi eşinizdir, o kabul ederse siz de kabul edebilirsiniz.
Yirmi yıldır yatağa gelmemek ileri derecede bir sorunu gösterir. Bu sorun sadece kadının inadından kaynaklanıyorsa o kadın için Allah'ın rızası açısından ağır bir sorun vardır. Yalnız şu da bilinmelidir ki, bu tür sorunlar tek taraflı hatadan kaynaklanmıyor olabilir. Herkes hatasını bilip düzeltmeye çalışmalıdır.
Eğer tevbe etti iseniz ki ettiğinizi söylüyorsunuz: Bu olayı hafızanızdan silin. Asla hiç kimseye ama asla söylemeyin. Hatta hatırlamayın bile. Ne evliliğinizin ne de dindarlığınızın bundan etkilenmesi diye bir şey yoktur. Kendinizi hiç böyle bir şeye bulaşmamış gibi kabul etmeniz gerekir. Şeytan sizi oyalayıp, Allah'ın affettiği bir günah üzerinden sömürmek istemektedir. Şeytana alet olmayın. Hayatınızı yaşayın. Dininize sarılın.
Bir kadının kocasının evi dışında kimsenin evinde dinen zorunlu olduğu bir görevi yoktur. Bir insanlık, nezaket, sosyal ilişki olarak bakılmalıdır meseleye. Siz dinen sorumlu değilsiniz ama ortada eşinizin annesi ve babası var, yapabildiğiniz kadarı ile yapmaya çalışın. Durumu da eşinizle değerlendirin. Eşiniz size anlayış gösterdikten sonra diğerlerinin ne diyeceğini önemsemeyebilirsiniz.
Böyle bir meseleyi size en yakın müftülüğe gidip bizzat sormanız gerekir.
Belirttiğiniz büyük günahı yani Allah’a küfretmeyi yapan bir insan dinden çıkmış olur. Eşi ile nikâhları da o anda biter. Eşinin iddet bekleme süresi (üç hayız dönemi) geçene kadar tekrar tevbe edip iman ederse yeni bir nikâha gerek kalmadan bir araya gelebilirler. Bu süre içinde tevbe etmezse iddet bitimi ile beraber nikâh da sonsuza kadar bitmiş olur. Yıllar geçse de durum böyledir. Daha sonra ne zaman tevbe eder ve yeniden evlenmek isterlerse iki şart önemlidir: a- İman ve tevbe gerçekleşmiş olacak. b- İlk evlilik gibi yeniden nikâh yapacaklar. Bu hükmü bu şekilde bilmeden dinden çıktığı hâlde karı koca olmaya devam ettikleri günler varsa, onun için Allah’a istiğfar edecekler. Ayrıca yapılacak bir iş yoktur.