Fetva Meclisi
Soru
Hocam 20 yıldır yatağına gelmeyen kadının durumu nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu durumun dinimize göre hiçbir olumsuz tarafı yoktur. Psikolojik olarak bu sizin veya eş adayının lehine de olabilir aleyhine de olabilir. Bu durumu bir aile uzmanına danışarak kendinize destek almanız yararlı olur.
Allah Teâlâ, size afiyetler versin. Geçmiş olsun. Bir kadının yirmi yıl, eşinden erkeklik beklemesi gerekmez. Siz daha önce de boşanmayı isteyebilirdiniz. Bu arada kızlığınızın gitmesinden daha ince bir ölçü olarak kaydedersek eğer, BİRLEŞME denecek durum olmadı ise iddet beklemeniz de gerekmez.
Bu anlattığınız tip bir psikolojik vaka. Siz, böyle bir eşle nasıl yaşayabileceğinizi öğrenmek için bir psikoloğa danışmalısınız. Allah yardımcınız olsun.
Hangi insan bu zamanda dediğinizi yapabiliyor ki? O duruma gelmek bir zaman ve mücadele ister. Belki yirmi yıl sonra o noktaya geleceksiniz. O noktaya gelene kadar da yılmayacak ve usanmayacaksınız. Şeytan sizi olmuyor diye inandırarak yoldan geri çevirmek ister, siz ise ilk günkü gibi heyecanla devam edeceksiniz, olmadı veya oldu o sizin işiniz değil. Allah Teâlâ sizi ibadetleri yapar, haramlardan da kaçan görsün yeter. Siz gerisini ona bırakın. Tamam mı?
Yok dinimizde böyle bir şey. Uzak durun. İmanınızı ve aklınızı koruyun. Şeytan sizi de milim milim bu tuzağa çekmeye başlamış aman dikkat edin. Tek bir kelime ve tek bir nefes yaklaşmayın bunlara.
Yatak odasına girilmemesi diye bir yasak yoktur. Yasak olan, oda adına uygun bir aktif durumda iken veya mesela çamaşırlar uygun olmayan şekilde ortada iken girilmesi doğru olmaz. Bunun dışında bir sıkıntı yoktur.
eş konusundaki diğer fetvalar
Eğer tevbe etti iseniz ki ettiğinizi söylüyorsunuz: Bu olayı hafızanızdan silin. Asla hiç kimseye ama asla söylemeyin. Hatta hatırlamayın bile. Ne evliliğinizin ne de dindarlığınızın bundan etkilenmesi diye bir şey yoktur. Kendinizi hiç böyle bir şeye bulaşmamış gibi kabul etmeniz gerekir. Şeytan sizi oyalayıp, Allah'ın affettiği bir günah üzerinden sömürmek istemektedir. Şeytana alet olmayın. Hayatınızı yaşayın. Dininize sarılın.
Bir kadının kocasının evi dışında kimsenin evinde dinen zorunlu olduğu bir görevi yoktur. Bir insanlık, nezaket, sosyal ilişki olarak bakılmalıdır meseleye. Siz dinen sorumlu değilsiniz ama ortada eşinizin annesi ve babası var, yapabildiğiniz kadarı ile yapmaya çalışın. Durumu da eşinizle değerlendirin. Eşiniz size anlayış gösterdikten sonra diğerlerinin ne diyeceğini önemsemeyebilirsiniz.
Bir bayan olarak böyle bir sorumluluğunuz olmaz. Evinizin söz sahibi eşinizdir, o kabul ederse siz de kabul edebilirsiniz.
Belirttiğiniz büyük günahı yani Allah’a küfretmeyi yapan bir insan dinden çıkmış olur. Eşi ile nikâhları da o anda biter. Eşinin iddet bekleme süresi (üç hayız dönemi) geçene kadar tekrar tevbe edip iman ederse yeni bir nikâha gerek kalmadan bir araya gelebilirler. Bu süre içinde tevbe etmezse iddet bitimi ile beraber nikâh da sonsuza kadar bitmiş olur. Yıllar geçse de durum böyledir. Daha sonra ne zaman tevbe eder ve yeniden evlenmek isterlerse iki şart önemlidir: a- İman ve tevbe gerçekleşmiş olacak. b- İlk evlilik gibi yeniden nikâh yapacaklar. Bu hükmü bu şekilde bilmeden dinden çıktığı hâlde karı koca olmaya devam ettikleri günler varsa, onun için Allah’a istiğfar edecekler. Ayrıca yapılacak bir iş yoktur.
Böyle bir şey için sadece “gereksiz kuruntu” diyebilirim.