Fetva Meclisi
Soru
Eşim gergin bir anında Allah’a küfretti. Yıllardır karı kocayız, yalvardım olmadı, küfrünü geri almadı. Bizim nikâhımıza bir zararı oldu mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ aklımızı ve dinimizi korusun. Ne büyük bir musibet bu. Bir insana veya insanlara kızıp intikamını dininden alır mı bir insan! Maazallah büyük bir cahillik, çok büyük! “Ben Müslüman değilim” şeklindeki bir söz, başka türlü yorumlanamayacak kadar açık bir dinden çıkma sözüdür. Ama sonra tevbe etmek veya hemen ardından namaza durmak gibi dönüş söz konusu değilse sözün sahibi dinden çıkmıştır. Dinden çıkanın karısı eşinden ayrılmış olur yani nikâhları düşer. Eğer karı koca olmadan önce böyle bir şey oldu ise yani nikâhları var ama karı koca olmamışlar ise ayrılık tamamen gerçekleşmiş olur. Erkek tekrar Müslüman olursa yeni bir nikâhla bir araya gelebilirler. Karı koca olduktan sonra dinden çıkma söz konusu ise kadın iddet beklemeye başlar. İddet üç aybaşı dönemi demektir. Üçüncü aybaşı bittiğinde kocası dine dönmedi ise nikâh tamamen bitmiş demektir. İddet içinde iken İslam’a geri dönse yani tevbe etse nikâhları devam ediyor olacaktı. İddetten sonra ise ancak tekrar Müslüman olmak şartı ile yeni bir nikâh ile bir araya gelebilirler.
a- İslam dinine sövenin durumu şu şekildedir: Bizzat İslam dinine sövmüş ise o kişi İslam’dan çıkmış olur. Bu durumun ciddi veya şaka olması hükmü değiştirmez. Sövdüğü İslam değil de karşısındakinin “dindarlığı, ahlâkı vb.” ise ve özellikle de İslam dinini bizzat kastetmedi ise dinden çıkmış sayılmaz ama büyük bir günah işlemiş olur. b- Müslüman iken bir sebeple dinden çıkana MÜRTED denir. Mürted olanın varsa nikâhı düşer. c- Mürted olan bir erkeğin nikâhlı eşi o andan itibaren iddet beklemeye başlar. Bazı âlimlere göre iddet bitmeden tevbe eder ve dinine geri dönerse nikâh devam eder. İddet bittiği hâlde tevbe etmedi ise nikâh düşer. Kadının onunla nikâh bağı kalmaz. İddet bittikten sonra tevbe ederse kadın ona yeni bir nikâhla dönüp dönmemekte serbest olur. d- Böyle bir sebeple dinden çıkan bir mürtedin tevbesi için şu şartlar aranır: - Kelime-i şehadet getirecek. - Tevbesinde ihlaslı olacak. - Yaptığına pişman olacak. - Ortadaki günahı terk etmiş olacak. - Tekrar yapmamaya kararlı olacak. - Tevbe için vakit geçmiş olmayacak (ölüm anında olmayacak). - İşlediği cürüm aleni idiyse tevbesi de aleni olacak.
Eşinizin size "kâfir" demesi ve ağır hakaretler etmesi dinen son derece ciddi bir konudur. Bir Müslümanı kâfir olarak nitelemek büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Kim birine 'Ey kâfir!' derse ve o kişi gerçekten kâfir değilse bu söz sahibine döner." (Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111) Nikâh açısından ise iki durum vardır: Eğer eşiniz, sizin gerçekten İslam’dan çıktığınızı kastederek "kâfir" diyorsa bu küfür hükmüne girer ve kendisi İslam'dan çıkmış olabilir. Bir kişinin küfre düşmesi durumunda nikâh da düşer. Eğer öfke ile bilinçsizce veya aşağılamak amacıyla söylemişse bu küfür hükmüne girmez ama büyük bir günah işlemiş olur. Bu durumda nikâh düşmez ancak şiddetli bir günah işlediği için tövbe etmesi gerekir. Aile içi saygısızlık ve psikolojik şiddet, İslam’da kabul edilemez. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır." (Tirmizî, Menâkıb 63) buyurmuştur. Evlilikte temel değerler olan sevgi, merhamet ve saygı bozulduysa kadının hakkı gözetilmelidir. Kocanız sürekli kötü davranıyor, hakaret ediyor ve psikolojik şiddet uyguluyorsa öncelikle eşinizle ciddi bir konuşma yapmalısınız. Onun bu davranışlarını kesinlikle kabul etmediğinizi belirtmeli ve tevbe edip değişmesi için adım atmasını istemelisiniz. Bu konuda aile büyüklerinden veya güvenilir saygın bir âlimden destek alabilirsiniz.
Aleykümselam. Kocası vefat eden kadının DÖRT AY ON GÜN iddet beklemesi gerekir. Bu iddet hesabı da kameri ay üzerinden olur. Kameri ay, 29 veya 30 gün sürer. Kocanın vefat ettiği saatin üzerinden itibaren hesap yapılır. Dört ay ve on gün bittiğinde de kadının iddeti bitmiş olur. Bu zamandan bir gün önce de olsa nikâh yapması haramdır. Yapılacak olsa da muteber değildir. Yenilenmelidir. Öyle bir hatadan dolayı da istiğfar edilmelidir.
Allah muhafaza buyursun, dinden çıkmayı gerektirecek bir iş yapanın nikâhı da anında biter. Eğer kadının iddeti bitmeden tevbe edip iman ederse biiznillah nikâh da devam eder. İddet bittikten sonra olursa yeniden akit yapmak gerekir.
Nikâh nikâhtır. ‘Dini’ diyerek akdinizi basit görmeyin. Evet, nikâhlınızın sizinle beraber olmayı istemesi eğer nikâh, nikâh ise hakkıdır. Ancak yaşadığınız toplumda sizin ebeveyniniz ve bir çevreniz vardır. Bir beraberliği onlardan gizli yapacaksanız o zaman nikâh dediğiniz şey, esasen yok demektir. Bu kadar uzun süreli nişan/muteber görülmeyen nikâh dönemi esasen sakıncalıdır. Ailenizle görüşün, ev yapımını bekleme yerine kiraya çıkarak da olsa evlenin. Eşiniz bir kere sizi, o şekilde beraberlik için istedi ise bunu önlemeniz çetin olur. Sizin ebeveyninizi ezmeniz yani onlardan gizli bir iş yapmanız da çirkin olur. Gerçekçi olun ve hemen evlenin. Çocukluk etmeyin.
eş konusundaki diğer fetvalar
Bir kadının kocasının evi dışında kimsenin evinde dinen zorunlu olduğu bir görevi yoktur. Bir insanlık, nezaket, sosyal ilişki olarak bakılmalıdır meseleye. Siz dinen sorumlu değilsiniz ama ortada eşinizin annesi ve babası var, yapabildiğiniz kadarı ile yapmaya çalışın. Durumu da eşinizle değerlendirin. Eşiniz size anlayış gösterdikten sonra diğerlerinin ne diyeceğini önemsemeyebilirsiniz.
Böyle bir şey için sadece “gereksiz kuruntu” diyebilirim.
Flört dediğiniz şeyle içinde zina da bulunan durumu kastediyorsanız ve bunu bilerek yapıyorsa söz konusu kişiler, bu durumda evlilik değil iman bile tehlikeye girer. Tek kurtuluş, bu işin fiilinden veya düşünülmüş olmasından bile ciddi bir tevbe etmektir. Zina değil de gezip tozmak ise kastedilen, o durumda da bile bile bir bereketsiz zemin üzerine evlilik kurulmuş olur ki adı üstünde bereketsiz bir zemin olur o zemin. Bu durumda da tevbe ve istiğfar nihai çaredir. Sonra da tevbeyi korumak. Bütün bunlara rağmen ciddi bir tevbe gerçekleşirse umarım Allah Teâlâ rahmetini indirir kuluna.
Eğer tevbe etti iseniz ki ettiğinizi söylüyorsunuz: Bu olayı hafızanızdan silin. Asla hiç kimseye ama asla söylemeyin. Hatta hatırlamayın bile. Ne evliliğinizin ne de dindarlığınızın bundan etkilenmesi diye bir şey yoktur. Kendinizi hiç böyle bir şeye bulaşmamış gibi kabul etmeniz gerekir. Şeytan sizi oyalayıp, Allah'ın affettiği bir günah üzerinden sömürmek istemektedir. Şeytana alet olmayın. Hayatınızı yaşayın. Dininize sarılın.
Evlenmeyi sadece bir itaat kavramı içinde düşünmek yanlış olur. Evlilik hayattır. Hayatı düşünür gibi düşünmelidir evlenmeyi. İtaat onun bir bölümüdür sadece. Ana hatları ile genç bir kızın evlilik düşüncesi için şu şablonu çizebiliriz: Her şeyden önce biyolojik olarak vakti gelen bir evlilik düşünmelidir. Evlilik vakti yaşla ilgili değildir. Her bedenin evlenme ihtiyacı için zamanı farklı olabilir. Mü'min bir insan olarak imanı ve dini ekseninde bir tasarım yapmalı ve asla bunu taviz konusu olarak görmemelidir. Evliliği ile alakalı olarak anne babasının onunla bağlantısı ihmal edilmeyen bir evlilik düşünülmelidir. Kabiliyet, ekonomik denklik, kültür, etnik ve çevre faktörleri ihmal edilmemelidir. Bunlara dikkat edilmemesi durumunda evlilik bilerek zora sürülmüş olur. Evliliğin gerçekleşeceği zamanın sosyal hayatı ve evliliğin bulunduğu nokta dikkate alınmalıdır. Asla istişare edilmeden kararlar verilmemelidir. Beğenme, sevme ve bağlanma gerçekleşmeden istişareli iş yapılmalıdır. Yaşlı insanların birikimi çok önemli bir fırsattır. Duygusallığın etkisinde kalınması durumunda genç yaştaki bir kızın kendi kuyusunu kazabileceği gerçeği unutulmamalıdır. Evlilik açısından gerekli sağlık tedbirleri alınmalı, yaşanan sağlık sıkıntıları ve evlilik uzmanı ile istişare edilmelidir. Öyle veya böyle tevekkül çizgisinde yol almak kalbe huzur verir.
Yirmi yıldır yatağa gelmemek ileri derecede bir sorunu gösterir. Bu sorun sadece kadının inadından kaynaklanıyorsa o kadın için Allah'ın rızası açısından ağır bir sorun vardır. Yalnız şu da bilinmelidir ki, bu tür sorunlar tek taraflı hatadan kaynaklanmıyor olabilir. Herkes hatasını bilip düzeltmeye çalışmalıdır.