Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evliyim ve üç çocuğum var. Eşim bana sürekli hakaret edip küfür ediyor, evden kovuyor ve hatta "kâfir" diyor. Evliliğimiz boyunca bu durum hiç değişmedi. Çarşaflı olduğum için de beni aşağılıyor. Eşin, karısına bu şekilde hakaret etmesi nikâhı düşürür mü? Bu durumda ne yapmam gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Belirttiğiniz büyük günahı yani Allah’a küfretmeyi yapan bir insan dinden çıkmış olur. Eşi ile nikâhları da o anda biter. Eşinin iddet bekleme süresi (üç hayız dönemi) geçene kadar tekrar tevbe edip iman ederse yeni bir nikâha gerek kalmadan bir araya gelebilirler. Bu süre içinde tevbe etmezse iddet bitimi ile beraber nikâh da sonsuza kadar bitmiş olur. Yıllar geçse de durum böyledir. Daha sonra ne zaman tevbe eder ve yeniden evlenmek isterlerse iki şart önemlidir: a- İman ve tevbe gerçekleşmiş olacak. b- İlk evlilik gibi yeniden nikâh yapacaklar. Bu hükmü bu şekilde bilmeden dinden çıktığı hâlde karı koca olmaya devam ettikleri günler varsa, onun için Allah’a istiğfar edecekler. Ayrıca yapılacak bir iş yoktur.
Mushaf’ı, hakaret kastederek yere atmak dinden çıkmaktır. Maazallah öyle bir şey yapan yeniden iman etmedikçe mü'min sayılmaz. Kastı hakaret olmayan, sizin örneğinizde olduğu gibi sinirlerine hâkim olamadan yaptığı bir eylem olduğunda ise küfür olmayacağı umulur ama yine de istiğfar etmesi gerekir. Kur'an’ımızı her türlü saygıyla ve titizlikle yüce tutmak gerekmektedir. Bu bir iman meselesi olarak görülmelidir.
Bu durumu aile büyüklerinizle ya da müftülükteki irşad heyeti ile tespit ettirin, nikâhınız düşmüş olabilir, ona göre davranırsınız.
Sizin çocuktan önce evlilik konusunda aşmanız gereken badireler var. Önce eşinizle birlikte problemleri; anlaşamadığınız konuları tespit edin. Daha sonra bunları beraberce çözmeye çalışın. Birbirinizi motive edin. Hemen vazgeçmeyin. Yuvanız için mücadelenizi verin. Gerekirse aile terapistinden destek alın. Allah yardımcınız olsun.
Öncelikle Allah size güç ve sabır versin. Yaşadıklarınız gerçekten zor ve yıpratıcı bir durum. Bir yanda eşinizin kötü alışkanlıkları ve size, çocuklarınıza olan kötü davranışları var; diğer yanda ise bir yuva kurmuşsunuz, iki evladınız var ve ayrılıp ayrılmama konusunda büyük bir çıkmaz içindesiniz. İslam evliliği korumayı teşvik eder ancak evlilik, zulme dönüşmemelidir. Eğer eşinizin hataları düzelme ihtimali varsa değişmeye niyetliyse ve bir çözüm yolu bulma imkânı varsa sabretmek anlamlı olabilir. Ama eğer sürekli sizi ve çocuklarınızı kırıyor, ruhen ya da fiziksel olarak zarar veriyor, değişmeye niyeti yoksa sabretmek yerine kendinizi ve çocuklarınızı koruma yoluna gitmek gerekebilir. Eşinizle son bir defa net konuşma yapın. Ona açıkça şunu söyleyin: “Sana çok fırsat verdim, değişmeni bekledim ama artık böyle devam edemem. Eğer değişmek istiyorsan bunu göstermen lazım. Yoksa yoluma devam etmek zorundayım.” Ona belli bir süre tanıyın (örneğin üç ay gibi) ve bu süreçte nasıl davrandığını gözlemleyin. Eğer eşinizin saygı duyduğu biri varsa (babası, annesi, abisi gibi) onunla konuşmasını isteyebilirsiniz. Ancak bu çözüm bazen işe yarasa da bazen de sorunu daha da karmaşık hale getirebilir. Eğer eşiniz başkalarının müdahalesine tepki gösteriyorsa bu adımı dikkatli değerlendirin. Bir aile danışmanı veya psikolog ile görüşmek, size net bir yol gösterebilir. Eğer eşiniz kabul ederse eş terapisine gitmeyi teklif edebilirsiniz. “Ya Rabbi, benim ve çocuklarım için en hayırlı yolu nasip et. Şayet sabretmemiz gerekiyorsa bize sabır ver; eğer ayrılmamız gerekiyorsa bunu kolaylaştır.” diye dua edebilirsiniz. Allah sizin ve evlatlarınızın hakkında en hayırlı kararı vermenizi nasip etsin.
Erkek, eşi üzerinde bir otoriteye sahiptir ancak bu otorite sevgi, şefkat ve adaletle uygulanmalıdır. Baskıcı, aşağılayıcı, hakaret içeren bir tavır İslam ahlakıyla bağdaşmaz. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), hanımlarına karşı son derece nazik, anlayışlı ve merhametliydi. Onları incitmekten kaçınır, ihtiyaçlarını gözetirdi. Erkeğin rızasını kazanmak, kadının onunla iyi geçinmesi ve ona karşı hürmetkâr olması anlamına gelir. Ama bu, erkeğin kadına zulmetmesine, hakaret etmesine veya onu baskı altına almasına izin vermez. Peygamberimiz, kadınların haklarını defalarca vurgulamış ve şunu söylemiştir: "Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü siz onları Allah’ın emanetiyle aldınız." (Müslim, Hac, 147) Dinimizde kadın, eşinin rızasını kazanma yükümlülüğü taşısa da bu durum kadını bir köle gibi her konuda izne tabi kılmaz. Kadın, evin sorumluluğunu taşır ve çocuğuyla ilgili kararlar alabilir. Peygamber Efendimiz, kadınların annelik ve ev içerisindeki sorumluluklarını överek, kadını "evinin ve çocuklarının çobanı" olarak tanımlamıştır. (Buhari, Cuma, 11) Evinizle ilgili harcamalar konusunda size bu kadar baskı yapılması da ahlaklı bir Müslüman’a yakışmaz. Erkeğin, eşine ve çocuğuna nafaka vermesi farzdır ve bu, kadını rencide edecek bir şekilde yapılmamalıdır. Bu bilgileri hatırlattıktan sonra şunları çözüm olarak sunabilirim. Yaşadığınız zorluklara karşı sabırla Allah’a yönelin ve çözüm için dua edin. Allah, kulunu haksızlık karşısında yalnız bırakmaz. Eşinizle sakin bir zamanda konuşmayı deneyin. Ona hissettiklerinizi, size yaptığı davranışların ne kadar yıpratıcı olduğunu anlatın. Onun davranışlarının Müslüman ahlakına uymadığını uygun bir dille ifade edin. Durumu tek başınıza çözmekte zorlanıyorsanız, güvenilir bir aile büyüğünden veya bir arabulucudan destek isteyebilirsiniz.
çarşaf konusundaki diğer fetvalar
Bacım, hepimiz Allah’ın rızasını kazanmak için yoğruluyoruz. Elhamdülillah deriz. Rabbim mübarek kılsın. Elinizi, ayağınızı, kalbinizi sabit kılsın. Âmin. Sizi tebrik ederim. Allah’ın emri tesettürdür, çarşaf şart değildir. Çarşafa takılıp eşinizle tartışma üretmemelisiniz. Allah’a emanet olun.
Bacı, beklentilerinde haklısın, bir itirazım yok ama iki çocuktan sonra önceliğini ailenin ayakta kalmasına vermelisin. Bu tartışmalar aileni bitirir hatta seni dininden bile soğutabilir. Direkt haram olan bir şeyi istemedikçe itiraz etmemelisin. İyi bir eş, gönül yapan bir kadın olursan zamanla eşin senin beklediğin gibi olabilir ama aksini düşünmeye bile gerek yoktur. Kanaatim bu şekildedir. Allah yardımcın olsun. Âmin.
Tesettür, Allah Teâlâ’nın emirlerinden bir emirdir. Allah'ın emirleri üzerinde kulların söz hakkı yoktur. Allah, emreder kulu itaat eder. Dolayısıyla Allah'ın kulu olan hiç kimse farz olan tesettürle ilgili yorum hakkına sahip değildir. Çarşaf güzel, takva ve örnek olarak öne çıkarılmış bir tesettür tarzıdır. Ancak alternatifsiz, tek şekil ve olmazsa tesettür olmaz bir kıyafet değildir. Tesettür farz, çarşaf ise bu farzın alternatifli şekillerinden biridir. Farz olan tesettürünüz hakkında eşiniz söz hakkı sahibi değilken tesettürünüzün şekil hakkında eşinizle inatlaşmadan, aile huzurunu kaçırmadan bir çözüm yolu izlemeniz gerekmektedir.
Sözünü ettiğiniz çarşaf neticede evlilik saadetinizden önemli değildir. Eşinizle muhabbetinizi öncelikli tutmalısınız. Sabredin, çarşafın kalitesini değiştirin, daha kalınını giyin. Zamanla da eşinizin esneyebileceğini düşünün, inatlaştırmamaya gayret edin.
Elbette kişiden kişiye günahın ağırlığı da değişir ama aynı ağırlık, o ağırlığa karşılık olacak bir tevbe ile biiznillah kalkar. Kul, günah işledikten sonra hemen tevbeye sarılmalıdır. Tevbe ciddi bir pişmanlık ve o pişmanlığı doğrulayacak eylemler demektir. İşlenmiş günaha sevk eden ortam ve sebepleri kaldırmak, kötülüğün yerine iyi işleri yerleştirmek, çokça istiğfar etmek, ibadete ağırlık vermek, çok Kur'an okumak bu doğrulayıcılardandır. Yarın ve daha sonra ne olacağına ise takılmamak gerekir. İnsan en çirkin günahı işledikten sonra bile en iyi kullardan olabilir. Bu kapı tevbesini koruyan ve kendisini yenileyen herkes için geçerlidir. Herkes için!
Söz, nişan ya da başka bir gerekçe... Bayan mahremi olmayan bir erkeğin önüne hangi elbise ile çıkabilirse sen de onu giyeceksin; beden ayrıntılarını göstermeyen, erkeğe albenili görüntü vermeyen bir elbise olacak. Pahalı olması önemli değildir. Kaliteli olsun, iyi olsun, pahalı olsun ama mahremin olmayan bir erkek senin ayrıntılarını o elbiseden anlamasın.