Fetva Meclisi
Soru
Değerli hocam ben üç çocuk annesi olan bir kadınım. Tesettür anlamında elimden geleni yapıyorum. Daha güzel olanı istiyor ve dua ediyorum. Ferace kullanıyorum ve üstüne uzun eşarplar takıyorum ama gönlüm çarşaftan yana. Eşim feraceye yeni alıştı daha. Kendisi tesettürümle alakalı ne kadar söz hakkı sahibidir? Bu konuda benim isteğim mi yoksa eşimin isteği mi olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinimizin 'şundan başkası olmaz' denebilecek bir kıyafet emri yoktur. 'Muhakkak tesettür olacak' demektedir. Tesettür de bayanın erkek gözden korunmasıdır. Çarşaf, öne çıkarılmış bir kıyafet tarzı olmakla beraber alternatifsiz değildir. Bacınızın neden böyle bir diretme içinde olduğunu inceleyin. Bir şey bildiğinden çok bir inat peşinde olması muhtemeldir.
Ne o ne de diğeri! Önemli ve gerekli olan tesettürdür. Tesettür de sizi bir genç kız olarak erkek arkadaşlarınızın gözlerinden koruyan şeydir. İsimlere takılıp kalmayın, pratiğe bakın.
Selamünaleyküm. Tesettürünüzle alakalı olarak çarşaf, tek tesettür değildir. Sizi dışarıdan gören biri açısından kadınlığınız belli olmuyorsa yani Allah'ın haram ettiği teşhir ortaya çıkmıyorsa bir sakıncası yoktur kıyafetlerin. Bugün şu kıyafet yarın da ondan daha iyisini giyersiniz inşaallah. Yeter ki sizdeki heyecan eksilmesin.
Sizin çarşafla ilgili tespitlerinize aynen katılıyorum. Çünkü şimdi hanımların giydiği çarşaf, eskilerin çarşafı ile aynı değil. Çok ince ve yapışkan bir kumaş olduğundan rüzgârda, yağmurda ve benzeri hafif zorlanmada tesettür olmaktan çıkmaktadır. Kalın bir iç kıyafet olmadıkça çarşaf iyi bir tesettür olma özelliği taşımıyor. Evet, tip olarak çarşaf, en güzel olandır. Ama bu çarşaflar, o çarşaf değildir. Önemli olan tesettürdür. Çarşaf şekline takılmak kuru bir takıntı ve tutuculuk olarak önümüzde duruyor. Size tavsiyem, bu konuyu eşinizle geniş bir zamana yaymanızdır. İnatlaştırırsanız, aile huzurunuzu kaçırırsınız. Kaş yaparken göz çıkarmayın. Allah sıhhat ve afiyetinizi daim etsin.
Tesettür, kadınlar için kıyafet açısından kullanılan bir kavram. Tesettür, kadının vücudunu örtmesi anlamında kullanılıyor. Çünkü tesettür Allahu Teâlâ’nın dininin avret olarak bize bildirdiği beden bölümlerinin gizlenmesi anlamına geliyor. Kadın için de yüz, el ve topuktan aşağısı ayaklar hariç her yer avrettir. Avretin örtülmesi Allah’ın emridir. Bir seçenek, tercih falan asla değildir. Allah emrettiği için tesettüre girilir. Kadınların tesettürü, güzel giyinmeleri değildir. Tesettür asla moda olamaz. Tesettürün kendisi de tesettürü gerektirecek hale gelirse Allah’ın maksadı ve emri gerçekleşmiş olmaz. Tesettürden maksat, yani özellikle kadının örtünmesinin istenmesi, yabancı gözlerin dikkatinden uzak kalmaya yöneliktir. Yani bir erkek bir kadına gözü iliştiğinde onun kadınlığıyla ilgili boyutu anlamıyor olması, hissetmiyor olması gerekiyor. Eğer tesettür, kadının üzerindeki cazibeyi artırıyorsa, bunun adı çarşaf bile olsa Allah’ın emrettiği tesettür diyemeyiz ona. Çünkü tesettürdeki ölçü; çarşaf, manto, pardösü, şalvar, herhangi bir şey değildir. Allah’ın emri çarşaf veya manto olarak isimlendirilemez. Allah, tesettürü emretmiştir. Tesettür, kadının erkeğin gözünden korunmasıdır. Bunu çarşaf sağlıyorsa Allah çarşafı emretmiştir, bunu pardösü sağlıyorsa Allah onu emretmiştir. Bunu herhangi bir yöresel kıyafet sağlıyorsa Allah bunu emretmiştir. Ama bir kadın, mesela çarşaf en yaygın kıyafet olarak tesettür kıyafeti bilindiği için çarşafı zikrediyorum, çarşaf giydiği halde vücut organları, dikkat eden bir erkeğin gözünde belli olacak kıvamda ise, gerek inceliği, şeffaflığı acısından ve gerekse darlığı açısından rüzgârlı bir yerde çarşafın aldığı şekil yüzünden vücut organları teşhir edilecek halde bulunuyorsa buna tesettür diyemeyiz. Tesettür adıyla kullanılmış kıyafet diyebiliriz. Veya bir başörtüsü, renginden, üretimindeki teknik özelliklerden dikkat çekiyorsa bunun adı tesettür değildir. Çünkü Allah Teâlâ’nın emrettiği başörtüsü veya çarşaf veya ayakkabı modeli değildir; kadının gizlenmesidir. Kadının erkeğin gözünden korunmasıdır. Bu, renk baskısıyla veya zorlamalarla daha cazip hale geliyorsa bunu tesettür olarak adlandıramayız İslam’ın, “şu kıyafet olacak, başkası olmaz diye” verdiği bir isim yoktur. Çarşaf da bu kuralın içindedir. Yani çarşaf, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin, Kur’an-ı Kerim’in, “başkası olmaz, illa bu olacak” dediği bir kıyafet değildir. İslam, ölçüler koymuştur kadın için. Ama zorunlu kıyafet belirtmemiştir; bu hükmü böyle koyalım. Şart olan yanınızdan geçen bir erkeğin sizin hakkınızda bir bilgi sahibi olmayacağı, sizin bedeninizin bir ayrıntısını izleyemeyeceği bir şey giymenizdir. Bunu pantolon sağlıyorsa mesele yoktur. Pantolon isminden dolayı yasak olmaz. Teşhir ettiği için mesela bacaklara ait ayrıntıyı gösterdiği için yasaktır. O olmuyorsa zararı da olmaz. İçeride veya dışarıda, iç kıyafet dış kıyafet fark etmez, durum böyledir. Kadınların giyimlerinde RENK kaydı yoktur. Evet, siyah renk ağırlıklı tercih gibi bilinmektedir. Fakat siyah şartı yoktur. Ölçü şudur: Kadın, yabancı bir erkek tarafından çekici bulunmayacak! Bunu temin eden siyah ise siyah gereklidir, beyaz ise beyaz gereklidir. Siyah, kadın için zorunlu bir renk değildir. Dış kıyafeti kastediyoruz tabi. Siyah, süslenmeye ve ziynete en uzak renk olduğu için genelde Müslüman kadınlar siyah giyinmeyi dışarıda uygun bulmuşlardır; uygun da bir tercih yapmışlardır. Renk üzerinden değil kıyafetin tesettürü sağlayıp sağlamaması üzerinden bu meseleye bakarız. Mesela bazı Afrika ülkelerinde kadınlar beyaz giyiniyorlar. Doğal, coğrafya şartları gereği de bu zorunlu oluyor. 1000 kadından 3 tanesi siyah giyinse orada bu siyah dikkat çekeceği için sorunlu renk hâline gelir, zorunlu değil sorunlu bir renk hâline gelir. Dolayısıyla kadınlar için “siyah” diye bir şart yerine “tesettür” diye vazgeçilmez bir şart kullanıyoruz. Tesettürlü Müslüman hamının vakarını koruma siyaseti ise şöyle olmalıdır: - Yüzde yüz tesettür içinde olalım. - Tesettürümüz kendi başına bir ziynet olmasın. - Teşhir için kendimizi zorlamayalım. - İlgiye iltifat etmeyelim. - Artı bir ilgi sebebi çıkarmayalım.
Şöyle bir plan üzerinde duralım: A- Ailenizle sürtüşerek bir noktaya gelemezsiniz. Dışlayamayacağınız bir çevredir o çevre. Onlar boş tenekeye vurdukları için yıpranmayacaklardır. Siz ise dolu bir kaba vuruyorsunuz ve vurdukça veya vuruldukça delinme riski taşır. Bu hayatta, yıpranmamayı ilke edinmemiz gerekiyor. B- Dinimizin emirlerini farzlar ve farz olmayanlar olarak ikiye ayırmalıyız. Farzlar bizim asla taviz veremeyeceğimiz, farz olmayanlar ise şartlara göre denge kurabileceğimiz işlerdir. Mesela bayanın tesettürü bir farzdır. Aksi bir uygulama yani farzı yok sayma isteği kimden gelirse gelsin bayan tesettürden taviz veremez. Tesettürün rengi ise farz değildir. Siyah veya başka bir renk olabilir. Bu durumdaki tercihi ise çevre şartlarına hatta bayanın fiziki yapısına bakarak belirleyebiliriz. Tesettürden taviz vermekle renkten taviz vermeyi aynı tutarsak bile bile kendimizi dar bir koridora kilitlemiş oluruz. Bunun sonucunda da yapmamız gereken başka işleri yapamayız. Enerjimiz ve şevkimiz tükenir. C- Ortada bir tesettür sorunu varsa siz, onlarla tartışmalı olmayan alanları iyi değerlendirin. Mesela nezaketiniz ve hürmetiniz onları adeta ezmelidir. Birden çok konuda tartışma durumunda olursanız birden çok cephede savaşan asker gibi olursunuz. Bu da erken pes etme demek olur. D- Ne edin edin çocuğu tartışma alanının dışına çıkarın. Çocuğun uzun süren bir tartışmada nefse hoş gelen tarafa meyledeceği büyük ihtimaldir. Çok dikkat edin. E- Bütün bunlara rağmen hiçbir şey olmuyor gibi işinize bakmak zorundasınız. Namazda rahatlayın, eşinizle böyle bir konuda bir olmanın lezzetini ve getireceği rahatlığın kıymetini bilin. F- Ve unutmayın: Cihat ediyorsunuz. Bu bir cihattır. Ne bekliyordunuz? Allah yardımcınız olsun.
çarşaf konusundaki diğer fetvalar
Bacı, beklentilerinde haklısın, bir itirazım yok ama iki çocuktan sonra önceliğini ailenin ayakta kalmasına vermelisin. Bu tartışmalar aileni bitirir hatta seni dininden bile soğutabilir. Direkt haram olan bir şeyi istemedikçe itiraz etmemelisin. İyi bir eş, gönül yapan bir kadın olursan zamanla eşin senin beklediğin gibi olabilir ama aksini düşünmeye bile gerek yoktur. Kanaatim bu şekildedir. Allah yardımcın olsun. Âmin.
Bacım, hepimiz Allah’ın rızasını kazanmak için yoğruluyoruz. Elhamdülillah deriz. Rabbim mübarek kılsın. Elinizi, ayağınızı, kalbinizi sabit kılsın. Âmin. Sizi tebrik ederim. Allah’ın emri tesettürdür, çarşaf şart değildir. Çarşafa takılıp eşinizle tartışma üretmemelisiniz. Allah’a emanet olun.
Sözünü ettiğiniz çarşaf neticede evlilik saadetinizden önemli değildir. Eşinizle muhabbetinizi öncelikli tutmalısınız. Sabredin, çarşafın kalitesini değiştirin, daha kalınını giyin. Zamanla da eşinizin esneyebileceğini düşünün, inatlaştırmamaya gayret edin.
Elbette kişiden kişiye günahın ağırlığı da değişir ama aynı ağırlık, o ağırlığa karşılık olacak bir tevbe ile biiznillah kalkar. Kul, günah işledikten sonra hemen tevbeye sarılmalıdır. Tevbe ciddi bir pişmanlık ve o pişmanlığı doğrulayacak eylemler demektir. İşlenmiş günaha sevk eden ortam ve sebepleri kaldırmak, kötülüğün yerine iyi işleri yerleştirmek, çokça istiğfar etmek, ibadete ağırlık vermek, çok Kur'an okumak bu doğrulayıcılardandır. Yarın ve daha sonra ne olacağına ise takılmamak gerekir. İnsan en çirkin günahı işledikten sonra bile en iyi kullardan olabilir. Bu kapı tevbesini koruyan ve kendisini yenileyen herkes için geçerlidir. Herkes için!
Eşinizin size "kâfir" demesi ve ağır hakaretler etmesi dinen son derece ciddi bir konudur. Bir Müslümanı kâfir olarak nitelemek büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Kim birine 'Ey kâfir!' derse ve o kişi gerçekten kâfir değilse bu söz sahibine döner." (Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111) Nikâh açısından ise iki durum vardır: Eğer eşiniz, sizin gerçekten İslam’dan çıktığınızı kastederek "kâfir" diyorsa bu küfür hükmüne girer ve kendisi İslam'dan çıkmış olabilir. Bir kişinin küfre düşmesi durumunda nikâh da düşer. Eğer öfke ile bilinçsizce veya aşağılamak amacıyla söylemişse bu küfür hükmüne girmez ama büyük bir günah işlemiş olur. Bu durumda nikâh düşmez ancak şiddetli bir günah işlediği için tövbe etmesi gerekir. Aile içi saygısızlık ve psikolojik şiddet, İslam’da kabul edilemez. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır." (Tirmizî, Menâkıb 63) buyurmuştur. Evlilikte temel değerler olan sevgi, merhamet ve saygı bozulduysa kadının hakkı gözetilmelidir. Kocanız sürekli kötü davranıyor, hakaret ediyor ve psikolojik şiddet uyguluyorsa öncelikle eşinizle ciddi bir konuşma yapmalısınız. Onun bu davranışlarını kesinlikle kabul etmediğinizi belirtmeli ve tevbe edip değişmesi için adım atmasını istemelisiniz. Bu konuda aile büyüklerinden veya güvenilir saygın bir âlimden destek alabilirsiniz.
Söz, nişan ya da başka bir gerekçe... Bayan mahremi olmayan bir erkeğin önüne hangi elbise ile çıkabilirse sen de onu giyeceksin; beden ayrıntılarını göstermeyen, erkeğe albenili görüntü vermeyen bir elbise olacak. Pahalı olması önemli değildir. Kaliteli olsun, iyi olsun, pahalı olsun ama mahremin olmayan bir erkek senin ayrıntılarını o elbiseden anlamasın.