Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evli ve iki kız çocuğu annesiyim. Kendimi bildim bileli yıllarca namazımı ziyan ettim. Başladım bıraktım, başladım bıraktım ama annemle babam hep uyardı, hep dua etti, olmadı. İçimde ne olduğunu bilemedim ama hep o engele takıldım. İster şeytan deyin ister nefis ben onu bir türlü yenemedim. Yıllarca çalıştım sekreter olarak. O dönemde araştırmak, okumak ve öğrenmeye çalışmak yoktu bende. Rabbim o günlerimin yanlışlarını affetsin. Bir yıl önce bir rüya ile açık gittiğim çarşıdan kapalı döndüm. Açık kıyafetler ve makyaj malzemelerini hiç yaşanmamış saydım ve yepyeni bir sayfa açtım. Namaz yine askıda kaldı, başaramadım tabi “Bu Ümmetin Kızı” kitabınızla tanışana ve sayfalarını çevirmeye başlayana kadar. Kelimeleriniz öyle tesirliydi ki ben kendimi abdest alırken buldum. Şimdi ezanı duyar duymaz bir an önce kılmalıyım düşüncesiyle kıvranıyorum. Allah ebeden razı olsun. O kitaba başladım başlayalı ne gözyaşım dindi ne de pişmanlıklarım ve geç kalmışlığım. Şimdi “Ramazan Risalesi” kitabınızı bekliyorum. Bu mübarek ayı kitabınızla değerlendirmek istiyorum. İzninizle sorumu da sormak isterim. Ben hep dua ederdim eğer bir gün kapanacaksam çarşafla kapanmak isterim diye. Nitekim kapandığım günlerde hemen diktirdim ama eşim pek razı olmayınca kaldırdım çekmeceme. Dinimizde çarşafla örtünmek farz mıdır? Feraceler ve aşağı kadar inen örtülerle örtünmek de gereğini yapmak mıdır? Hep dualarımda olacaksınız.
Cevap
Benzer fetvalar
Bacı, “ben Müslüman değilim” diyen biri ile aranızda iman farkı oluşur. Bu farkla nasıl nikâhlı kalabilirsiniz? Önce bunu çözmelisiniz. Eşiniz Müslüman değil ise sizin nikâhınız yoktur zaten. Namaz kılmayabilir ama dinden çıkmak daha başka bir şey. Çarşaf ise tesettürün olmazsa olmazı değildir. Çarşaf olmayan ferace gibi tesettürler de var, onları giyebilirsiniz. Çarşaf yüzünden boşanmanızın anlamı olmaz. Tekrar ve daha geniş düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Allah sizi muvaffak kılsın. Sabır ve sebat ile yol almayı size de bize de müyesser etsin. Şunu ilke edinmelisiniz: Bir yerde haramla kesin bir şekilde yüzleşecek ve ona düşecekseniz, hiçbir şekilde taviz veremez, orada bulunamazsınız. Ortada bir ihtimal bulunuyorsa o takdirde de tedbirler alırız. Tedbirimiz yeterli oluyorsa ne ala, değilse imanımızı ve akıbetimizi düşünür, orayı terk ederiz. İlahiyatı buna göre düşünün. İlahiyat sonrasını da bu mantıkla ele alabilirsiniz. Ama her zaman mükemmeli arayan bir ev hanımlığını, iyi bir anneliği yeğlemelisiniz. Çarşaf şart değildir, tesettür şarttır. Tesettürü sağlıyorsa giydiğinizin adı önemli değildir. Allah'a emanet olun.
Allah'a kul olmak, nefse ağır gelen bir imtihana hazır yaşamak demektir. Şeytan, Allah'ın kulu olmaya çalışan her mü'min erkek ve kadının içinde bulunduğu hayat üzerinden kıyaslar yaptırarak yıpratmaya çalışır. Neticede moralsiz, keyifsiz ve her gün biraz daha gergin mü'minlerdir hedefi. Sizin de ifade ettiğiniz gibi Rabbimiz mü'min kadınlara tesettürü emretmiş, mü'min erkeklere de kadınların tesettür imtihanı gibi onların zorlanacağı başka konular üzerinden imtihan etmektedir. Her cins kendi yaratılmış olduğu fıtrat, duygusallık ve anlayış üzerinden sınanmaktadır. Size ağır gelen bir emir bir başkasını zorlamazken onu da zorlayan bir başka konu olacaktır. Siz bugün tesettür üzerinden zorlandığınızı ifade ediyorsunuz bir başka mümin Rabbimizin başka bir emri olan mesela namaz üzerinden zorlanmaktadır. Her zorlandığımız konuda Rabbimize sığınmaya, daha iyi kul olmak için adımlar atmaya ihtiyacımız vardır. Kendi kendimize hak vererek yol aldığımızda haklı olmuş olmuyoruz. İrademizi Hakka, doğruya göre yönlendirdiğinizde ise kalp rahatlığı ile yaşıyoruz. Tesettür konusu şu an sizin imtihanınız. Buna sabretmeniz, nefsinizle mücadele etmeniz, Rabbinizden yardım istemeniz bir sonraki imtihanınızla karşılaştığınızda sizi daha güçlü bir irade sahibi haline getirecektir. Sabredin, Çevrenizi sizin kıyafetinizi benimseyenlerden oluşan bir çevre ile değiştirin, Başınızdakine takılı kalıp da kilitlenmeyin. Sürekli kendinizi geliştirin. Boşta kalmayın Kur'an Kerim okuyun, ilmihal öğrenin. Sohbet meclislerine katılın. En çok da iradenizi gösterin.
Dinimiz tesettürü emretmiştir. Çarşaf alternatifsiz bir emir değildir. Tesettür varsa çarşaf diye bir diretmeye gerek yoktur. Tesettür değilse çarşafın da bir anlamı yoktur. Böyle bir tek kelimeye takılıp kalabilecek zamanda değiliz, kendinizi gereksiz yere yıpratmayınız. Çarşaf veya başka bir şey; ne olduğu önemli değildir. Yeter ki şu hususlara dikkat edilsin: a-Sizin bedeninize ait ayrıntılar dikkatle bakan biri tarafından anlaşılmasın. b-Üzerinizdeki kıyafetinizin kendisi bir sanat eseri gibi dikkat çekip üzerinize gözleri toplamasın. c-Giydiğinizi Allah rızası için niyet ederek giyin. Tesettür ÇARŞAFla sınırlı değildir. Çarşaf, ferace, elbise, başörtüsü… Hiçbiri şart değil. Dinimizin “şundan başkası olmaz” denebilecek bir kıyafet emri yoktur. Çarşaf, öne çıkarılmış bir kıyafet tarzı olmakla beraber alternatifsiz değildir. En iyi, en güzel deriz ama “tek” diyemeyiz. Bu bakışınızı böyle değiştirmelisiniz. Şart olan kadın dışarı çıktığında bedenine ait ayrıntıların belli olmamasıdır. Üzerindekiler onu daha cazip duruma getirmemesidir. Kumaş ve dekor üzerinden incelemeye gerek yoktur. Kadın, üzerinde çarşaf varken meselâ rüzgârlı bir havada ayrıntıları belli olmayan bir kıyafet giymiş olmalıdır. Bedeni teşhir etmeyen, bakanların gözünde cazip izler bırakmayan, cinselliği çağrıştırmayan her giyim tesettürdür. Kendinizi zorlamayın. Özellikle aileniz ile bu konuda asla karşı karşıya gelmeyin. Ona yakın bir kıyafet giyinin, onlar da rahat etsinler. En yakınınızdakilerle sürtüşerek bir yere varamazsınız. Zamana yayarak iş yapmayı becermelisiniz. Bir yılda gelinecek noktaya bir haftada gelirseniz dikkat çekersiniz, kendiniz de bıkarsınız zaman içinde. İyi biliniz ki, örtünmekle sadece dini bir emri yerine getirmiş olmuyorsunuz. En büyük cihat seviyesinde bir iş yapıyorsunuz ve gerçek bir Müslüman kadın olma yolunda ilerliyorsunuz. Bunun muhakkak zorlukları olacaktır. Onları göğüslemeye hazır olun. Elbette cennetin bir bedeli olacaktır. Bu kadar büyütmenize gerek yoktur, tesettürü sağladıktan sonra her kıyafet olabilir. İsme takılıp kalmayın, tesettürün maksadına dikkat edin.
Allah senin bu gayretini, gözyaşını, dua dolu kalbini zayi etmez. Her cümlenden imanın diriliği, sabrın güzelliği ve bir Müslüman kadının ailesi için duyduğu derin merhamet okunuyor. Allah seni razı olduğu yolda daim eylesin, işini kolaylaştırsın, kalbini ferahlatsın. Ne yapabilirsin? Önce kendi kalbini koru. Şeytan bazen en çok "Acaba Allah kabul eder mi?" diyerek seni yoldan döndürmeye çalışır. Unutma: Yaptığın her doğru hareket, Allah içinse kıymetlidir. Senin yolunu açan da O’dur, adımını gören de O’dur. Eşini zorlamadan, örnek olarak devam et. Namaza kaldırırken sertlik değil, sevgi ile yaklaşman; bazen sadece yanında kılman bile çok etkili olur. Namazı öğrenmesi zaman alır ama öğrenme isteği varsa bu bile çok büyük bir işarettir. Tarikat meselesinde içini rahatlatayım: Tarikatlar İslam’ın dışında yapılar değil ama her tarikat doğru usulle gitmez. Gittiği yeri dinle, usullerine bak, şeriat ölçüsünde mi, değil midiye ölç. Eşini sadece sohbete yönlendirmen, niyetin temizse, sorun değildir. Ancak rahatsızlık duyduğun, kalbine oturmayan bir durum varsa uzak kalmakta haklısın. Zaten namazı, Kur’an’ı öğrensin istiyorsan, bu temel ihtiyaçlarını sade kaynaklarla da öğrenebilir. Kardeşin için: Genç yaşta harama bulaşmış ama sen onun elini bırakmamışsın. Bu büyük bir sevap. Namaz kılmasa bile onu namaza kırmadan çağır. Belki onunla gönül diliyle konuşmak, nasihat etmekten daha tesirli olur. Yaptığını anlat, değişimin faydasını paylaş, suçlama. Dua etmeye devam et. Babanla ilgili geçmiş acılar sende yaralar bırakmış ama sen hâlâ aileyi bir arada tutuyorsun. Bu çok büyüklüktür. Allah seni rahmet sebebikılmış olabilir. Kırmadan, küsmeden ama sınırını da bilerek davran. Ailenin iyiliği için çalış ama kendini yok sayma. Kardeşim, senin bu yükün ağır gibi görünse de her sabrın sonunda bir “ferahlık kapısı” vardır. Sen yolun başındasın, sabırla devam et. Bu aile senin dualarınla ayağa kalkacak inşallah. Unutma, Allah niyeti samimi olanı destekler. Sen anlatırsın, O hidayet verir. Sen kaldırırsın, O ayağa diker. Dualarım seninle. Vazgeçme. Sen çok kıymetli bir yoldasın.
Selamünaleyküm. Kızım, seni nasıl tebrik etsem bilemiyorum. Ne güzel bir dala tutunmuşsun, Allah yolunu açık etsin, kalbine huzur yağdırsın. Evet, anne babalarımızı bütün saygınlıkları ile karşımızda tutacağız, hürmette kusur etmeyeceğiz, hizmetlerinde bulunacağız, hep önümüze geçirmiş olacağız. Ancak bütün bunlar, onları Rabbimizin de önüne geçirmemizi gerektirmiyor. Onları, anne baba olarak bulundukları konumda değerlendireceğiz. Önce ve her şeyden önce bizi yaratan gelecek. Sonra da bizi yaratanın, bizi yaratmak için sebep olarak yarattığı anne babalarımız gelecek. Açık verme, kusur etme, ihmal etme, gevşeme. Allah'a güven, heyecanla devam et. Sonunda babanın da kalbinin yumuşadığını ve secdeye kapandığını görünceye kadar oturma sakın.
çarşaf konusundaki diğer fetvalar
Bacı, beklentilerinde haklısın, bir itirazım yok ama iki çocuktan sonra önceliğini ailenin ayakta kalmasına vermelisin. Bu tartışmalar aileni bitirir hatta seni dininden bile soğutabilir. Direkt haram olan bir şeyi istemedikçe itiraz etmemelisin. İyi bir eş, gönül yapan bir kadın olursan zamanla eşin senin beklediğin gibi olabilir ama aksini düşünmeye bile gerek yoktur. Kanaatim bu şekildedir. Allah yardımcın olsun. Âmin.
Tesettür, Allah Teâlâ’nın emirlerinden bir emirdir. Allah'ın emirleri üzerinde kulların söz hakkı yoktur. Allah, emreder kulu itaat eder. Dolayısıyla Allah'ın kulu olan hiç kimse farz olan tesettürle ilgili yorum hakkına sahip değildir. Çarşaf güzel, takva ve örnek olarak öne çıkarılmış bir tesettür tarzıdır. Ancak alternatifsiz, tek şekil ve olmazsa tesettür olmaz bir kıyafet değildir. Tesettür farz, çarşaf ise bu farzın alternatifli şekillerinden biridir. Farz olan tesettürünüz hakkında eşiniz söz hakkı sahibi değilken tesettürünüzün şekil hakkında eşinizle inatlaşmadan, aile huzurunu kaçırmadan bir çözüm yolu izlemeniz gerekmektedir.
Sözünü ettiğiniz çarşaf neticede evlilik saadetinizden önemli değildir. Eşinizle muhabbetinizi öncelikli tutmalısınız. Sabredin, çarşafın kalitesini değiştirin, daha kalınını giyin. Zamanla da eşinizin esneyebileceğini düşünün, inatlaştırmamaya gayret edin.
Eşinizin size "kâfir" demesi ve ağır hakaretler etmesi dinen son derece ciddi bir konudur. Bir Müslümanı kâfir olarak nitelemek büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Kim birine 'Ey kâfir!' derse ve o kişi gerçekten kâfir değilse bu söz sahibine döner." (Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111) Nikâh açısından ise iki durum vardır: Eğer eşiniz, sizin gerçekten İslam’dan çıktığınızı kastederek "kâfir" diyorsa bu küfür hükmüne girer ve kendisi İslam'dan çıkmış olabilir. Bir kişinin küfre düşmesi durumunda nikâh da düşer. Eğer öfke ile bilinçsizce veya aşağılamak amacıyla söylemişse bu küfür hükmüne girmez ama büyük bir günah işlemiş olur. Bu durumda nikâh düşmez ancak şiddetli bir günah işlediği için tövbe etmesi gerekir. Aile içi saygısızlık ve psikolojik şiddet, İslam’da kabul edilemez. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır." (Tirmizî, Menâkıb 63) buyurmuştur. Evlilikte temel değerler olan sevgi, merhamet ve saygı bozulduysa kadının hakkı gözetilmelidir. Kocanız sürekli kötü davranıyor, hakaret ediyor ve psikolojik şiddet uyguluyorsa öncelikle eşinizle ciddi bir konuşma yapmalısınız. Onun bu davranışlarını kesinlikle kabul etmediğinizi belirtmeli ve tevbe edip değişmesi için adım atmasını istemelisiniz. Bu konuda aile büyüklerinden veya güvenilir saygın bir âlimden destek alabilirsiniz.
Elbette kişiden kişiye günahın ağırlığı da değişir ama aynı ağırlık, o ağırlığa karşılık olacak bir tevbe ile biiznillah kalkar. Kul, günah işledikten sonra hemen tevbeye sarılmalıdır. Tevbe ciddi bir pişmanlık ve o pişmanlığı doğrulayacak eylemler demektir. İşlenmiş günaha sevk eden ortam ve sebepleri kaldırmak, kötülüğün yerine iyi işleri yerleştirmek, çokça istiğfar etmek, ibadete ağırlık vermek, çok Kur'an okumak bu doğrulayıcılardandır. Yarın ve daha sonra ne olacağına ise takılmamak gerekir. İnsan en çirkin günahı işledikten sonra bile en iyi kullardan olabilir. Bu kapı tevbesini koruyan ve kendisini yenileyen herkes için geçerlidir. Herkes için!
Söz, nişan ya da başka bir gerekçe... Bayan mahremi olmayan bir erkeğin önüne hangi elbise ile çıkabilirse sen de onu giyeceksin; beden ayrıntılarını göstermeyen, erkeğe albenili görüntü vermeyen bir elbise olacak. Pahalı olması önemli değildir. Kaliteli olsun, iyi olsun, pahalı olsun ama mahremin olmayan bir erkek senin ayrıntılarını o elbiseden anlamasın.