Fetva Meclisi
Soru
Evlenmek isteyen genç kızlar duygusal açıdan nasıl bir donanıma sahip olmalıdırlar? Bu donanımı nasıl elde edebilirler? Bu soruyu sormamdaki amacım ise genç kızlara evlilik tavsiyesi olarak sadece itaat telkini yapılıyor. İtaat edebilme kıvamına nasıl geleceğimizden çok da söz edilmiyor. Ben geçinilmesi kolay itaatkâr bir hanım olmak için kendimi eğitmek istiyorum. Vereceğiniz cevabı ise bir test gibi değerlendirip eksiklerimi görmek istiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Hayır, çözüm seni mü'min insan olarak gören biri ile evlenmektir. Böylece sen senin gibi bir insanla evlenmiş olursun. Az olan sana yeter böyle bir evlilikte. Hayatı mobilyadan ve gösterişten ibaret zanneden biri ile evlendiğinde ise o da mü'min olsa bile mal seni boğar. Bu birinci şarttır. İkinci olarak da şunu bilmelidir gençler: Babalar çocuklarını evlendirmek için borç yapmak zorunda değildirler. Evlenmek isteyen, her yerin iş kaynadığı bir zamanda gerekiyorsa ara işlerde çalışarak evlilik için birikim yapmalıdır. O birikim, Allah’ın izni ile bereketlenir ve kişinin önü açılır. Evlenmek istediği için bütün kapıların kendisine açılacağını zanneden yanlış düşünmektedir. Öğrencilik asla çalışıp para biriktirmeye engel değildir. Bu bir bakış tarzı, sahipleniş ve gerçekçilik düzeyidir. Bunu göstermelidir genç. Böylece eş adayına talip olurken de “adamlık” vasfı hakkında kendisini ispat etmiş olacaktır. Mü'min insan olarak “tevekkül” mantığımız da bunu gerektirir.
Evlenilecek kişinin farz-haram hassasiyeti, aile ilişkileri, sizin ve onun eğitim seviyesi denklik konusunda muhakkak önemsenmesi gereken konulardandır. Bu kriterler arasında eğitim durumunu, görüştüğünüz kişi; bir arkadaş olarak, eş olarak gülüp eğlenebileceğiniz, beraber yola çıkabileceğiniz, anlayış sahibi, kültürel birikim bakımından aynı dili yakalayabildiğiniz bir insan olduktan sonra esnetebilirsiniz. Karşı tarafı küçük görmek için değil belli bir uyum yakalayabilme niyeti ile belli kriterler aramanız yanlış değildir. Bu bakımdan içiniz rahat olabilir. Bir kişinin, evlenmeden önce farz namazları aksatma, zararlı madde bağımlılığı, ahlaki afiyet gibi sorunlarını evlendikten sonra bir anda düzeltebilmesi binde bir denebilecek kadar zayıf bir ihtimaldir. Bu yüzden bu konuları önemsenmeyecek basit özellikler olarak değerlendirmek doğru değildir. Hatta bu konular, evliliğin sağlıklı devam etmesi bakımından ciddi birer risktir. Bu bakımdan namaz konusunda çevrenizin namaz vb. konularda size çizdiği senaryo gerçekçi gözükmemektedir. Mü'min basiretle hareket eden, yanlışa düşmemek için tedbir alan kimsedir. İleride evliliğin huzur, mutluluk ve güven ortamını bozacak durum ve beklentileri aşırıya kaçmamak kaydıyla kıstas olarak belirlemek de bu tedbirlerden biridir. Bu yüzden çevrenizin söyledikleri sizi vesveseye sevk etmesin. Bahsettiğiniz kriterlere dikkat edin. Bunu elinizden geleni yapmak olarak görüp Allah'a dayanıp güvenin. Bol dua edin. İtimat ettiğiniz biri ile istişare ederek yol alın. En son olarak istihare yapmayı ihmal etmeyin. Çevrenizdeki sözlere takılmayın. Siz elinizden geleni yaptıktan sonra Allah'ın kaderine teslim olarak ilerlemek size huzur versin. Rabbimiz dünya ve ahiret huzuru yakalayabileceğiniz bir evlilik yapmayı nasip etsin. Bu süreci size kolay kılsın diye dua ederiz.
Selamünaleyküm. Evlilik, Allah'ın koyduğu ve insan fıtratının gerektirdiği bir kanundur. Anne veya baba olmak bu kanunun önünde olmaya hak sahibi kılmaz. Evlenmenin sizin için farz olduğunu gördüğünüzde annenize itaat etmeniz gerekmez. Onu da kırmadan evlenin. Kendinizle alakalı sürecin ne durumda olduğunu en iyi siz belirleyebilirsiniz. Şu kadarını bilin ki, ateşin etrafında dönüyorsunuz. Nefsinize güvenmeyin, şeytana dikkat edin.
Babaya itaat farzdır, Allah’ın emridir. Zina gibi bir haram riskinden uzak durmak da Allah’ın emridir. Bu ikinci emir birinci emirden daha öncelikli bir emirdir. Babanız sizin cehenneme gireceğiniz sürece bilmeden de olsa sebep olamaz/olmamalıdır. Önce siz kendinizi tartın, değerlendirin, bir gençlik hevesi midir yoksa evlenmeye hazır mısınız onu inceleyin/incelettirin. Hazırsanız babanızı karşınıza alın ve nazik bir şekilde kendi işinizi kendiniz çözecek kadar ciddi olduğunuzu söyleyin. Bir süre sonra da evlenin. Bu hususta ve bu noktada babanıza itaat etmeniz gerekmez.
1- Bir kere yaşınız geç kalmışlık yaşı değildir. Tam evlenmesi uygun bir yaştasınız. Geç kalmış ya da sorun halini almış olmak için en az iki-üç yılınız daha var. 2- Gelen tekliflerde öncelikle Peygamber aleyhisselamın tavsiyesine uyup, din ve ahlâk şartını arayın. Ama sadece din demiyorum; din ve ahlâk ikisi de aransın. 3- Din ahlâk şartından sonra kesinlikle fiziki vasıf arayın. Gözünüze hoş gelen, seveceğiniz bir insanla evlenmeniz gerekir. 4- Ekonomik vasıfların hiç birini aramayın. İş, diploma ve benzeri talepleriniz olmasın. 5- Ailevi ilişkilerine önem verin. Anne ve babası ile olan ilişkisi nasıl yürüyor, onu izlemeye çalışın. Allah'tan sonra anne ve babasını görmeyen evlenilmeye değer biri değildir. 6- Bağlı olduğu bir cemaati varsa onu araştırın. Kör bir taklitçi ile evlenilmesi de doğru değildir. 7- Olumlu veya olumsuz cevap için kesinlikle zaman ayırın. Üç gün düşünmeden cevap vermeyin. 8- Son kararınızı İSTİHARE yaparak verin. 9- İtimat ettiğiniz biri ile muhakkak istişare yapın. Tek başınıza karar vermeniz eksik olur. 10- Bir kaç kere başlayıp bozulmaya takılmayın. Onuncu görüşmede bile sonuca ulaşsanız bu normaldir. Allah işinizi kolay etsin.
Bu durumda İSTİHARE zamansız olmuş, önce güzel bir İSTİŞARE etmelisiniz. Mesela bir doktora bunu danışmalısınız. Kendinize sormalısınız: Çocuksuz bir evlilik senin için ideal mi? İyi düşünmeyen iyi sonuçlar göremez. Duygusallıktan uzak durup hayat boyu sürecek bir yürüyüşe hazır olmalısınız. Geç kalmadan böyle yapın, kırk ölçün bir biçin.
eş konusundaki diğer fetvalar
Flört dediğiniz şeyle içinde zina da bulunan durumu kastediyorsanız ve bunu bilerek yapıyorsa söz konusu kişiler, bu durumda evlilik değil iman bile tehlikeye girer. Tek kurtuluş, bu işin fiilinden veya düşünülmüş olmasından bile ciddi bir tevbe etmektir. Zina değil de gezip tozmak ise kastedilen, o durumda da bile bile bir bereketsiz zemin üzerine evlilik kurulmuş olur ki adı üstünde bereketsiz bir zemin olur o zemin. Bu durumda da tevbe ve istiğfar nihai çaredir. Sonra da tevbeyi korumak. Bütün bunlara rağmen ciddi bir tevbe gerçekleşirse umarım Allah Teâlâ rahmetini indirir kuluna.
Böyle bir şey için sadece “gereksiz kuruntu” diyebilirim.
Bir büyük başa birden fazla hisse ile girilebilir. Bu hisselerin “kurban bayramındaki kurban” niyetine olmaları gerekmez. ALLAH RIZASI İÇİN KESİLEN her kurban o hisselerden biri olabilir.
Belirttiğiniz büyük günahı yani Allah’a küfretmeyi yapan bir insan dinden çıkmış olur. Eşi ile nikâhları da o anda biter. Eşinin iddet bekleme süresi (üç hayız dönemi) geçene kadar tekrar tevbe edip iman ederse yeni bir nikâha gerek kalmadan bir araya gelebilirler. Bu süre içinde tevbe etmezse iddet bitimi ile beraber nikâh da sonsuza kadar bitmiş olur. Yıllar geçse de durum böyledir. Daha sonra ne zaman tevbe eder ve yeniden evlenmek isterlerse iki şart önemlidir: a- İman ve tevbe gerçekleşmiş olacak. b- İlk evlilik gibi yeniden nikâh yapacaklar. Bu hükmü bu şekilde bilmeden dinden çıktığı hâlde karı koca olmaya devam ettikleri günler varsa, onun için Allah’a istiğfar edecekler. Ayrıca yapılacak bir iş yoktur.
Hanefi mezhebi fukahası bu nedenle nikâhın feshedilmesini uygun bulmazken diğer üç mezhebin fukahası bu nedenle nikâhın feshedilebileceğini söylemişlerdir.
Bir kadının kocasının evi dışında kimsenin evinde dinen zorunlu olduğu bir görevi yoktur. Bir insanlık, nezaket, sosyal ilişki olarak bakılmalıdır meseleye. Siz dinen sorumlu değilsiniz ama ortada eşinizin annesi ve babası var, yapabildiğiniz kadarı ile yapmaya çalışın. Durumu da eşinizle değerlendirin. Eşiniz size anlayış gösterdikten sonra diğerlerinin ne diyeceğini önemsemeyebilirsiniz.