Fetva Meclisi
Soru
Karı kocanın iki farklı takvim/imsakiye kullanması, dolayısıyla da bilhassa sahuru ayrı yapması ve sabah namazını ayrı kılmasında bir sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Güvenliği açısından sıkıntı yoksa çocuğun o yaşta iken aranızda olmasında sakınca olmaz.
Siz nikâhtan ne anlıyorsunuz o zaman? Nikâhla beraber aranızdaki bütün yasaklar kalkmıştır. Sizin, yirmi yıllık evli karı-koca'dan dinen de kanun de farkınız yoktur. Evet, örfümüz düğün öncesini karı-kocalığa uzak durma dönemi olarak görmektedir, buna saygılı olmak gerekir ama eşinizin yaptığı biraz gençlik meyilli iş de olsa onun abartmasına karşı sizin de ters abartma yapmadan orta yolu bulmanız gerekir.
Selamünaleyküm. Bu husustaki zaruret sağlıkla ilgili hayatî bir tehlike açısından söz konusu olabilir. Başka bir çözüm bulmalısınız. Kaldı ki, o da nihaî çözüm değildir zaten.
Böyle bir ilaç uygulamasının namaz açısından sakıncası yoktur ama o gün oruçlu ise orucunu kaza etmesi gerekir. Oruç dışındaki vakitte böyle bir müdahale yapılmış da sonradan oruç vakti gelmiş ve niyet edilmiş ise o ilaç içeride olduğu için oruca bir zarar yoktur.
Size düşen, doğru bildiğinizi hatırlatmaktır. Evlat babaya ve anneye karşı sadece uyarma düzeyinde bir ikaz yapabilir. Onu, bu noktadan sonra kendi işiyle başbaşa bırakın.
Önüne geçip namaz kıldırmayı kast ediyorsanız bu caiz değildir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Herkes kendi ibadetinden mesuldür. Eşiniz size öyle bir iyilikte bulunursa siz de kazanırsınız o da kazanır. Böyle bir durum olmazsa sizin orucunuzun fidyesini veremeyeceğiniz için bir vebaliniz olmaz. İstiğfar edersiniz, dua edersiniz. Allah yardımcınız olsun.
Kızım, ilmin ilk şartı sabırdır. Sen sabır barajını geçmeden ilim elde edemezsin. Senin için iyi bir sabır konusu olmuş annen. Bunu nimet bil ve geçmeye çalış. Ne anneni kır ne de ilim sevdasından vaz geç. Bir de evlenmenden sonra daha serbest kalacağın için hırsını o zamana sakla. Böylece daha gerçekçi ve sağlıklı bir ilim fırsatın olur. Madem ilim yolcusu olmak istiyorsun, bak işte ilmin gereği budur. Başla bakalım ilme.
Ali bin Ebi Talib radıyallahu anhın Fatıma radıyallahu anhanın ilk gece ayağını yıkadığına dair sahih bir bilgiye sahip değilim. Ayrıntısını bilmiyorum.
Böyle bir anlayışa göre, genç yaşta namaz kılmanın da bir anlamı olmamalıdır. Namazla haccın ne farkı vardır? Bu anlayış, ibadeti mezara daha yakın olduğu varsayılan ihtiyara uygun gören, gencin yaşayacak daha çok zamanı vardır gibi düşüncenin ürünüdür. O anlayışa göre insan, yapabileceğini yapar, batacağı kadar batar, sonra da güzel bir hac yapar ve "hacı efendi" olup ticareti bırakır. Yakın bir zamanda da ölüp, garanti cennete girer! Ölür ölmez de ona nasıl olsa "merhum" denecektir. Bu, zevklere göre tasarlanmış bir din düşüncesidir. Siyasetten, ekonomiden ve hayattan tecrit edilmiş din düşüncesidir. Hac için en uygun zaman en genç zamanlardır. Buluğ çağından önce olmamak kaydıyla, bilhassa yirmi-otuz yaş arası hac yapmak kadar bereketli bir hac olamaz.
Bizim kanaatimize göre böyle bir kurban kesiminde en azından ağır bir kerahet vardır.
Kaç sayfa kitap okunacağı doğru bir ölçü değildir. İnsan hangi kitabı okuduğu ve ne anladığı önemlidir. Bir sayfa bile yetebilir. Yüz sayfa da boş olabilir. Ölçüyü bu şekilde kuralım. Allah yardımcımız olsun.