Fetva Meclisi
Soru
Hocam sağlığım müsaade etmediği için (şeker, tansiyon ve sürekli ilaç kullanımı) Ramazan orucunu tutamıyorum. Geliri olmayan bir hanımım. Ancak eşimin geliri var. Benim kefaretimi ödemek eşimin üzerine yükümlülük mü?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşiniz hasta olduğu için oruç tutamadığını kastediyorsanız elbette onun fidyesini vermekle hem ona sevap kazandırırsınız hem de siz sevap kazanırsınız. Eşinize geçmiş olsun. Allah Teâlâ size afiyet versin.
Hayır, kimse kimsenin ibadetinin mesuliyetini almaz; yardım etmek için kalkıp destek olsanız siz de sevaba ortak olurdunuz.
İbadetle yükümlü olmak için akıl nimeti ile yaşıyor olmak gerekir. Aklı yok düzeydeki biri için bu durumu bütün Ramazan boyunca devam ediyorsa, ibadet sorumluluğu yoktur. Onun fidye vermesi de gerekmez. Alzheimer hastası sıfır akıl noktasına gelmiş ise oruç tutması da fidye vermesi de gerekmez.
Aleykümselam.Üzerine gerekmeyen bir şeyi yapıyorsa yani fiilen öyle bir durumu yoksa yaptığı işin anlamı yoktur, o hastalığı ile öyle bir oruç tutmamalıdır. Kefareti de yoktur.
Her gün için bir fakire bir fidye verin. Bir fidye Ramazan sonunda verilen fitre miktarıdır. Allah afiyetinizi daim etsin.
Selamünaleyküm.Hiç bir şey yapmanız gerekmez. Allah mübarek etsin, işinizi kolay etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir farklılığın, kuru bir taraftarlık veya kör bir taassup nedeniyle değil de ilim saikalar nedeniyle olduğu sürece oruç açısından sakıncası olmayacağını düşünürüz. Namaz için de aynı durum geçerlidir. Aile içi ilişkilerdeki huzur ve istikrar açısından ise kadının batıl bir cihat olmadığı sürece kocasını örnek almasının daha makul olacağını düşünürüz. Allah yardımcımız olsun.
Böyle bir anlayışa göre, genç yaşta namaz kılmanın da bir anlamı olmamalıdır. Namazla haccın ne farkı vardır? Bu anlayış, ibadeti mezara daha yakın olduğu varsayılan ihtiyara uygun gören, gencin yaşayacak daha çok zamanı vardır gibi düşüncenin ürünüdür. O anlayışa göre insan, yapabileceğini yapar, batacağı kadar batar, sonra da güzel bir hac yapar ve "hacı efendi" olup ticareti bırakır. Yakın bir zamanda da ölüp, garanti cennete girer! Ölür ölmez de ona nasıl olsa "merhum" denecektir. Bu, zevklere göre tasarlanmış bir din düşüncesidir. Siyasetten, ekonomiden ve hayattan tecrit edilmiş din düşüncesidir. Hac için en uygun zaman en genç zamanlardır. Buluğ çağından önce olmamak kaydıyla, bilhassa yirmi-otuz yaş arası hac yapmak kadar bereketli bir hac olamaz.
Kızım, ilmin ilk şartı sabırdır. Sen sabır barajını geçmeden ilim elde edemezsin. Senin için iyi bir sabır konusu olmuş annen. Bunu nimet bil ve geçmeye çalış. Ne anneni kır ne de ilim sevdasından vaz geç. Bir de evlenmenden sonra daha serbest kalacağın için hırsını o zamana sakla. Böylece daha gerçekçi ve sağlıklı bir ilim fırsatın olur. Madem ilim yolcusu olmak istiyorsun, bak işte ilmin gereği budur. Başla bakalım ilme.
Bizim kanaatimize göre böyle bir kurban kesiminde en azından ağır bir kerahet vardır.
Ali bin Ebi Talib radıyallahu anhın Fatıma radıyallahu anhanın ilk gece ayağını yıkadığına dair sahih bir bilgiye sahip değilim. Ayrıntısını bilmiyorum.
Ömer Hayyam, astronomi dalında söz sahibi biridir. Matematikte de iyi bir seviyede olduğu söylenir. Yaşadığı dönemde de, ölümünden sonra da kimliği üzerinde tartışmaların yoğunlaştığı biridir. Akideye ters sözlerine bakılırsa maalesef Müslüman olmadığı söylenecek bir durumdadır. Alkol düşkünlüğü gibi hastalıklarından kurtulamamıştır. Hindistan İngilizler tarafından işgal edildiğinde, Ömer Hayyam kültürünü özellikle canlandırmak istemişlerdi. Ülkemizde de şiirleri şarapçılar arasında şöhret bulmuş biridir. İman etmiş, istiğfar etmiş olarak Rabbine kavuşmuş olmasını temenni ederiz.