Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben küçüklükten beri et ve içinde et bulunduran hiçbir gıdayı yiyemiyorum, yemek istiyorum ete karşı herhangi bir sağlık problemi oluşturan durumum yok ama elimde değil. Bazı insanlar et tüketmemenin imanı zayıflattığını söylüyorlar doğruluğu nedir, ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu bir hastalıktır, tedavisi için gerekeni yapın. Allah’ın nimetlerinden istifade etmeliyiz. Tedavi olmazsanız ortaya çıkabilecek sonuçlardan vebale girebilirsiniz.
Sıhhat açısından sakıncalı olan şeyin yenmesi de caiz olmaz. Çiğ etin tıpça uygun olmayan kadarı yenmez.
Mesele sağlık meselesidir. Doktorların sakıncalı bulduğu et yenmez. Böyle bir ölçü üzerinden hareket ediniz.
Et konusunda hassas olmak gerekiyor; Müslüman olmayandan et alınmamalıdır, menşei bilinmeyen et tüketilmemelidir ama vesveseye dayandırılmış bir hassasiyet dinimize zarar verebilir.
Selamünaleyküm. Elbette öyle davranacaksınız, imanımız bunu gerektirir. Şu kadar ki, mesela bir Müslüman’ın evinde yemek yerken o da sizin gibi hassasiyeti olan biri ise, orada araştırma yapmanız gerekmez. Ama ulu orta her yerde et yiyemeyiz. Allah işimizi kolay etsin.
O çocuk dediğini bilemem ama annenin baktırdığı basit bir tuzak ve hurafe. Hiç kimse gaybı bilemez. Yüzeysel bakarak inceleyin, kişinin iyiyim diye yaptığı yemine de inanmanız gerekmez. Siz inceleyin.
iman konusundaki diğer fetvalar
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabı yani ilk Müslüman olan nesil elbette bizimle aynı imanı, aynı Kur'an’ı ve aynı davayı paylaşmaktadırlar. Daha da isabetli olan ise şudur: Biz elbette onlarla aynı iddiaları ve yolu sürdürdüğümüzü söylüyoruz. Buraya kadar bir sorun yoktur. Ne var ki, onlar hakkındaki kararı bizzat Allah Teâlâ verdi ve onların kimliğini onayladı. Biz ise henüz iddia sürecindeyiz. Bizim yapmayı ideal ve iddia ettiğimiz şeyler onların başarıp bitirdiği şeyler oldu. Başta Kur'an’ımız olmak üzere onları bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz övdü ve takdir etti. Tarih onları öne çıkardı. Bu sebeple kâğıt üzerinde bir aynı olma söz konusu olur ama pratikte aynı olmayı ispat edemeyiz. Onlar hakkında ana hatları ile şu malumatı tespit etmemiz gerekir: Sahabiler Allah onlardan razı olsun, Peygamber aleyhisselamın talebeleri ve ilk neslidir. İmanla dolu kalpleri, ispat edilmiş Allah ve Peygamber sevgisi, konuştuklarına ve sözlerine sadakatleri, ortaya koydukları fedakârlıkları ve benzeri ayrıcalıklarıyla onlar bu ümmetin en üstünleri oldular. Onlardan daha imanlı, daha ahlâklı, daha iyi ibadet yapan olmadı, olmayacak da. Kur'an’ımız onları böyle övdü. O kadar ki bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onları sevmeyi imandan, onlara buğz etmeyi de nifaktan saydı. Kıyamete kadar mü'min olarak yaşamak isteyen ve Rabbine imanla gitmek isteyen herkes böyle bilmek ve bunu kabul etmek zorundadır. Hiçbir zaman ve hiçbir kavram onları eskitemeyecektir.
Başım gözüm üstüne sözü, saygı ve itaati yansıtan bir anlatımdır. Bu sözün iman açısından bir sakıncası yoktur. Yöresel bir ifade olarak özel ve aykırı bir anlam ifade etmedikçe söylenebilir.
Vekil olacak kişi için “mü'min” olma şartı aranabilir ama “iyi mü'min” şartı aranmaz. Bu durumda nikâhın batıl olduğu sözü doğru değildir.
SUİZAN kötü düşünmek, olumsuz inanmak demek olduğuna göre kul, Allah hakkında kötü düşünürse şüphesiz bu ucu, Allah’ı inkâr etmeye kadar götürebilir bir tehlikedir. Mesela bir kul, Allah’ın yanlış yarattığını, zulmettiğini, azap etmekte haksız olduğunu söyleyecekse olsa imanı gider. Sadece şunu ilave edebiliriz bu bilgiye: Belki, böyle bir hatanın bilgi eksikliğinden kaynaklanması yani sahibinin kastı olmadan buna batması ya da çok geniş bir ilmi gerektiren konulardan birinde bu hataya düşmesi gibi bir nedenle imanın gitmemesi söz konusu olabilir. Yoksa imanı kaydıran sebeplerden biridir suizan.
Böyle bir hatadan dolayı yanlışı anlayıp istiğfar etmek ve namaz başta olmak üzere ibadetlere devam etmek yeterlidir.
Anlaşılan sende takıntı/vesvese/obsesif problemi var. Bu tür dalgalı düşünceler kalbine uğradığında kabullenme ve "hayır, öyle bir iş yok" diyerek ilgilenme. Aksi takdirde başa çıkamazsın. Kendine eziyet etme. Müslüman bir hanımefendi olarak kendine küfrü (kaynağı şeytandan gelen bilgilerle) yakıştırmamalısın.