Fetva Meclisi
Soru
Hocam size daha önceden itikadı bir meselede danışmıştım, haşa “Allah baba kızar” ifadesinin durumunu sormuştum. Ben bunu duyduğum kişilere giderek bunun yanlış bir ifade olduğunu anlattım. İhlas suresinin üçüncü ayetini okudum onlara. Onlar da yanlış olduğunu anladılar zaten böyle bir itikadı inançları da yokmuş hocam onu anladım. Şimdi bu kişiler için tecdidi nikâh gerekir mi? Gerekirse bunu nasıl yapmalıyız sayın hocam? Cevaplarsanız sevinirim. Allah razı olsun sizlerden.
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir söz ağır bir bataklığa kaydırır. Allah muhafaza buyursun. Yalnız bunu söyleyenlerin o sözün bir Hristiyan itikadı kaynaklı olduğunu bilmediklerini umuyoruz. İnşaallah bu sözle dinden çıkmamışlardır diye dua ederiz.
Batılı batılla reddetmenin anlamı ve bereketli bir sonucu yoktur. Bizim iman ettiğimiz hak, biiznillah yeterlidir. Size tavsiyemiz şudur: Kendinizi birilerini ikna etmeye mecbur hissetmeyiniz. İman ettiğiniz hakkı yaşayın, onu hakkı ile temsil etmeye çalışın. Pisliği bir başka pislik ile temizlemek anlamsızdır. Allah yardımcınız olsun.
Yüzde yüz haklısınız. Sizin gibi düşünüyorum, sizi haklı buluyorum, üstüne söyleyecek bir söz de bulamıyorum. Sadece sizden dua istiyorum. Ben de size dua ederim.
Bunu bir takıntı durumuna getirmeyin, abartılacak bir durum yoktur. Her insanın öyle veya böyle benzeri geçmişi olur. İbadetinizi yapın, yaşamaya bakın ve bunu unutun. Allah yardımcınız olsun.
Siz, Allah yolunda cihat etmeyi kendinize aşılayın ve çocuğunuzun sizi mücahit bir baba olarak zihnine nakşetmesini sağlayın.
Üzerinize düşeni yapın, babanız hakkını helal etmese bile kendinize sıkıntı yapmayın. İhtiyacı olduğunda yanında olun, eski günleri açmayın, babanızla tartışmadan uzak durun. Dua etmeyi de unutmayın.
iman konusundaki diğer fetvalar
SUİZAN kötü düşünmek, olumsuz inanmak demek olduğuna göre kul, Allah hakkında kötü düşünürse şüphesiz bu ucu, Allah’ı inkâr etmeye kadar götürebilir bir tehlikedir. Mesela bir kul, Allah’ın yanlış yarattığını, zulmettiğini, azap etmekte haksız olduğunu söyleyecekse olsa imanı gider. Sadece şunu ilave edebiliriz bu bilgiye: Belki, böyle bir hatanın bilgi eksikliğinden kaynaklanması yani sahibinin kastı olmadan buna batması ya da çok geniş bir ilmi gerektiren konulardan birinde bu hataya düşmesi gibi bir nedenle imanın gitmemesi söz konusu olabilir. Yoksa imanı kaydıran sebeplerden biridir suizan.
Anlaşılan sende takıntı/vesvese/obsesif problemi var. Bu tür dalgalı düşünceler kalbine uğradığında kabullenme ve "hayır, öyle bir iş yok" diyerek ilgilenme. Aksi takdirde başa çıkamazsın. Kendine eziyet etme. Müslüman bir hanımefendi olarak kendine küfrü (kaynağı şeytandan gelen bilgilerle) yakıştırmamalısın.
Vekil olacak kişi için “mü'min” olma şartı aranabilir ama “iyi mü'min” şartı aranmaz. Bu durumda nikâhın batıl olduğu sözü doğru değildir.
Başım gözüm üstüne sözü, saygı ve itaati yansıtan bir anlatımdır. Bu sözün iman açısından bir sakıncası yoktur. Yöresel bir ifade olarak özel ve aykırı bir anlam ifade etmedikçe söylenebilir.
Bu sadece sizin sorununuz değildir. Her mü'min öyle veya böyle bu sorunla karşılaşabilir. Kalbimizdeki iman nabız gibidir; yükselir azalır ve yaşam devam eder. Tamamen sıfırlandığında ise ölüm söz konusu olur. bunu takıntı yapmamaya çalışın. Takıntıya dönüştüğü zamanlar ise kendinizi başka işlere yönlendirin. Bu konuların irdelendiği arkadaş meclislerinden de uzak durun. Sesli zikirler yapın. Sesli Kur'an okuyun. İlgilenmez ve yolunuza devam ederseniz biiznillah sıkıntı da olmaz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabı yani ilk Müslüman olan nesil elbette bizimle aynı imanı, aynı Kur'an’ı ve aynı davayı paylaşmaktadırlar. Daha da isabetli olan ise şudur: Biz elbette onlarla aynı iddiaları ve yolu sürdürdüğümüzü söylüyoruz. Buraya kadar bir sorun yoktur. Ne var ki, onlar hakkındaki kararı bizzat Allah Teâlâ verdi ve onların kimliğini onayladı. Biz ise henüz iddia sürecindeyiz. Bizim yapmayı ideal ve iddia ettiğimiz şeyler onların başarıp bitirdiği şeyler oldu. Başta Kur'an’ımız olmak üzere onları bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz övdü ve takdir etti. Tarih onları öne çıkardı. Bu sebeple kâğıt üzerinde bir aynı olma söz konusu olur ama pratikte aynı olmayı ispat edemeyiz. Onlar hakkında ana hatları ile şu malumatı tespit etmemiz gerekir: Sahabiler Allah onlardan razı olsun, Peygamber aleyhisselamın talebeleri ve ilk neslidir. İmanla dolu kalpleri, ispat edilmiş Allah ve Peygamber sevgisi, konuştuklarına ve sözlerine sadakatleri, ortaya koydukları fedakârlıkları ve benzeri ayrıcalıklarıyla onlar bu ümmetin en üstünleri oldular. Onlardan daha imanlı, daha ahlâklı, daha iyi ibadet yapan olmadı, olmayacak da. Kur'an’ımız onları böyle övdü. O kadar ki bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onları sevmeyi imandan, onlara buğz etmeyi de nifaktan saydı. Kıyamete kadar mü'min olarak yaşamak isteyen ve Rabbine imanla gitmek isteyen herkes böyle bilmek ve bunu kabul etmek zorundadır. Hiçbir zaman ve hiçbir kavram onları eskitemeyecektir.