Fetva Meclisi
Soru
Evli bir hanımefendiyim, 5 aylık bir bebeğim var. Dini bütün biriyim elhamdülillah; namazıma, ahlakıma, tesettürüme dikkat etmeye çalışıyorum elimden geldiğince. Ama bazen imanımın azaldığını hissediyorum hatta bazen sorgulamaya kadar gidiyor bu durum. Bana tavsiyeniz ne olur, neler yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Geçmiş olsun. Allah ecrinizi ziyade kılsın. Bu durumlardaki bebeklerin alınması tavsiye ediliyor ama fıkhen bunu uygun gören Alimler yaygın değildir. Şöyle bir mesele var: Tıp adamları olayı çocuğun yaşaması veya ölmesi açısından bakıyorlar. Dinimiz ise bunun yanında o çocuk sayesinde anne ve babanın kazanacağı sevap açısından da bakıyor. Sizin altı ay bile olsa o durumdaki bir canlıya hizmet etmeniz, onun heyecanı ile akşamlayıp sabahlamanız büyük bir ecir kaynağıdır. Size tavsiyem dokunmayın; çocuk doğsun, yaşayabildiği kadar yaşasın, size şefaatçi olarak Rabbine gitsin. Eğer anneye zarar gelme ihtimali olursa o zaman müdahale edilmesinde sakınca yoktur. Allah sabrınızı artırsın. Sabredin, sayılı günler çabuk geçer ama o sayılı günlerde kazandığımız sevaplar biiznillah bizi cennete götürür. Size de annesine de sabırlar diliyorum. Allah yardımcınız olsun.
Ömrünüzün sonuna kadar tevbe istiğfar etmeye devam etmelisiniz. Çok tevbe edin. Ahiretinizi kurtarmaya çalışın.
Bu düşüncenin kalbinizde oluşmasına kocanız mı, çevreniz mi sebep oldu bilmiyorum ama arka planda şeytanın kalbe nüfuz ederek yaptığı bir oyun var. Kalbinize siz farkında ve isteğiniz olmadan cahiliye mikrobu bulaşmış. Siz tevbe etmeye devam edin. Allah'ın el-Hakîm olduğunu yüreğinize hatırlatın. Gerekirse her sabah tesbih çeker gibi yüz defa el-Hakîm deyin. Kalbinizden "Rabbim ne yaparsa, neyi yaparsa, niçin yaparsa ne zaman yaparsa en iyisini yapar" deyin. Sonunda Allah'ım bu hastalıktan beni kurtar deyin. İnşallah hiçbir rahatsızlığınız kalmayacak. Allah şimdiden doğacak kızımıza sağlık, âfiyet ve iman selameti lütfetsin.
Selamünaleyküm. Sağlığımızın iniş çıkışları olduğu gibi ibadet hayatımızın da iniş çıkışları olabilir. Allah Teâlâ hepimizi iman ve ibadet ehli olarak bu hayatı bitirebilenlerdin kılsın. Eşinizi geçici bir sorun yaşıyor olarak kabul edin, daha rahat çözersiniz sorunu. Bıktıracak tarzı da seçmeyin. Her gün aynı tepkilerle karşısına çıkmayın. Ara ara ve farklı diller kullanın. Onun durumun çocuğunuza yansıtmayın. Adı kirlenmesin. İç sesler genellikle boş vakitten ve gereksiz işlerle meşguliyetten kaynaklanır. Dolu dolu bir hayat yaşayın. Daha kaliteli işler üretin. Kur'an okumayı ve zikir yapmayı ihmal etmeyin.
Kimse sizin kafanızda ne olduğunu bilemez, hiç kimse! Onu unutun. Sizin durumunuz tansiyonu inip çıkan bir insanın durumudur. Tansiyon iner çıkar ama kalp çalıştıkça hayat devam eder. Bunları dert etmekten vazgeçin. Mü'min insansınız, elhamdülillah. İmanınızın kıymetini bilin. Gereksiz irdelemeleri terk edin. İbadetlerinizi yapın. Kur'an okuyun. Hayatınızı biraz daha yoğun yaşayın. Gerekiyorsa ek iş yapın. Bunların tamamı geçicidir. Neredeyse herkesin benzer halleri vardır, olabilir de. Bir de doktora görünüp, tıbben gerekli bir şey olup olmadığını sorun. Gerisini de Allah'a salın. Size dualar ederiz.
Eksik görmek konusunda ben de senin gibiyim diyebilirim; kendimi hiç tam görmedim, göremedim, göremem de. İnsanız ve peygamber değiliz. Eksik geldik, öğrene öğrene yükseleceğiz biiznillah. Eksik olduğunu bilip öğrenmeye devam etmek doğal olandır. Eksik olduğunu bilip bunu takıntıya dönüştürmek ise doğal değildir, hastalıktır. İkisi arasında kendinize yer bulun. Yaşınız itibariyle sizdeki bu sıkıntıyı aşmanız için uzun zaman gerekmez. Gayret edin, takıntı yapmayın. Çokça Kur'an okuyun. Sabah akşam zikirler yapın. Kendinize iyi ve salih bir çevre oluşturun. Özellikle sabah namazı üzerinden tavizsiz bir namaz planlaması ile yaşayın. Allah yardımcınız olsun. Âmin.
iman konusundaki diğer fetvalar
Anlaşılan sende takıntı/vesvese/obsesif problemi var. Bu tür dalgalı düşünceler kalbine uğradığında kabullenme ve "hayır, öyle bir iş yok" diyerek ilgilenme. Aksi takdirde başa çıkamazsın. Kendine eziyet etme. Müslüman bir hanımefendi olarak kendine küfrü (kaynağı şeytandan gelen bilgilerle) yakıştırmamalısın.
Böyle bir hatadan dolayı yanlışı anlayıp istiğfar etmek ve namaz başta olmak üzere ibadetlere devam etmek yeterlidir.
SUİZAN kötü düşünmek, olumsuz inanmak demek olduğuna göre kul, Allah hakkında kötü düşünürse şüphesiz bu ucu, Allah’ı inkâr etmeye kadar götürebilir bir tehlikedir. Mesela bir kul, Allah’ın yanlış yarattığını, zulmettiğini, azap etmekte haksız olduğunu söyleyecekse olsa imanı gider. Sadece şunu ilave edebiliriz bu bilgiye: Belki, böyle bir hatanın bilgi eksikliğinden kaynaklanması yani sahibinin kastı olmadan buna batması ya da çok geniş bir ilmi gerektiren konulardan birinde bu hataya düşmesi gibi bir nedenle imanın gitmemesi söz konusu olabilir. Yoksa imanı kaydıran sebeplerden biridir suizan.
Vekil olacak kişi için “mü'min” olma şartı aranabilir ama “iyi mü'min” şartı aranmaz. Bu durumda nikâhın batıl olduğu sözü doğru değildir.
Başım gözüm üstüne sözü, saygı ve itaati yansıtan bir anlatımdır. Bu sözün iman açısından bir sakıncası yoktur. Yöresel bir ifade olarak özel ve aykırı bir anlam ifade etmedikçe söylenebilir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabı yani ilk Müslüman olan nesil elbette bizimle aynı imanı, aynı Kur'an’ı ve aynı davayı paylaşmaktadırlar. Daha da isabetli olan ise şudur: Biz elbette onlarla aynı iddiaları ve yolu sürdürdüğümüzü söylüyoruz. Buraya kadar bir sorun yoktur. Ne var ki, onlar hakkındaki kararı bizzat Allah Teâlâ verdi ve onların kimliğini onayladı. Biz ise henüz iddia sürecindeyiz. Bizim yapmayı ideal ve iddia ettiğimiz şeyler onların başarıp bitirdiği şeyler oldu. Başta Kur'an’ımız olmak üzere onları bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz övdü ve takdir etti. Tarih onları öne çıkardı. Bu sebeple kâğıt üzerinde bir aynı olma söz konusu olur ama pratikte aynı olmayı ispat edemeyiz. Onlar hakkında ana hatları ile şu malumatı tespit etmemiz gerekir: Sahabiler Allah onlardan razı olsun, Peygamber aleyhisselamın talebeleri ve ilk neslidir. İmanla dolu kalpleri, ispat edilmiş Allah ve Peygamber sevgisi, konuştuklarına ve sözlerine sadakatleri, ortaya koydukları fedakârlıkları ve benzeri ayrıcalıklarıyla onlar bu ümmetin en üstünleri oldular. Onlardan daha imanlı, daha ahlâklı, daha iyi ibadet yapan olmadı, olmayacak da. Kur'an’ımız onları böyle övdü. O kadar ki bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onları sevmeyi imandan, onlara buğz etmeyi de nifaktan saydı. Kıyamete kadar mü'min olarak yaşamak isteyen ve Rabbine imanla gitmek isteyen herkes böyle bilmek ve bunu kabul etmek zorundadır. Hiçbir zaman ve hiçbir kavram onları eskitemeyecektir.