Fetva Meclisi
Soru
Çocuğu olmayan bir çiftin anasız babasız bir bebeği alıp bakabilmesi; artık onun annesi ve babası olabilmesi nasıl caiz olur? Bir de birkaç kişiden duydum, bir tane hormon iğnesi varmış. Kadına vurulduğu vakit göğüslerinde süt oluşturuyormuş. Ve bu aldığı çocuğu emzirdiği vakit onun annesi yerine geçebiliyormuş. Böylece çocuğun annesi ve babası hükmünde olabiliyormuş. Bu ne kadar mümkündür dinimize göre?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Anne adayından çıkan süt, sütün ihtiva ettiği insana gıda olma yönünü kaybetmemiştir. Bu nedenle de dondurulmuş olsa bile bebek onu yirmi dört ayını doldurmadan içti ise SÜT ANNELİK gerçekleşmiştir.
Süt hukuku oluşmasının en temel şartı, süt emecek çocuğun yirmi dört ayı geçmemiş olmasıdır. Kadının sütünün bizzat memeden emilmesi şart değildir. Sütün taze olması da gerekli değildir. Taze süt, dondurulmuş süt veya farklı bir şekilde mideye indirilmiş süt aynıdır. Netice olarak dondurulmuş süt ile süt anneliği sağlanabilir.
Yirmi dört aydan küçük olan bir çocuğu emzirirseniz o sizin süt evladınız olur. Miras hariç diğer çocuğunuzla aynı durumda olur. Yalnız yetiştirebilmeden önce, diğer çocuğunuzla uyumu konusunda sıkıntı çekme riskiniz bulunmaktadır. Bir çocuk daha derken eldekini zayi etme riskinizi de unutmayınız. Öyle bir çocuğu alıp büyütmenin sevabını ise konuşmaya bile gerek yoktur, büyük hayır işlersiniz ama her büyüğün sıkıntısı da büyük olabilir. Size tavsiyemiz şudur: Eşinizle tam ittifak etmeden girmeyin bu işe, ikiniz de tam istiyor olun ki şeytana fırsat kalmasın. Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun.
Süt emmenin yirmi dört ayı geçmemiş olması gerekir. Ve belli bir oranda mesela emdi bıraktı denecek oranda emzirilmesi gerekir. Buna göre hareket edilmelidir. Fukahanın önemli bir bölümü kadının sütünün hamilelikten kaynaklanmasının şart olmadığını söylemiştir. Süt hormonu sağlayan bir uygulama ile kadının göğsünden süt geliyorsa direkt memeden veya bir kaba konarak kaptan çocuk onu içince sütanneliği gerçekleşir. Kadın sütanne olunca da mahremiyetle ilgili kurallar gerçekleşir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus gelen nesnenin KADINDAN GELEN SÜT olmasıdır. Süt gibi bir şey olması yeterli olmaz.
Kadının memesinden çıkmış olacak şekilde bir süt elde ederseniz o süt “süt çocuğu” oluşturmak için yeterli olur.
a. Tıbbi kaynaklardan öğrendiğimiz kadarı ile memeden gelen sütün tek kaynağı kadının doğumu değildir. Doğumla bağlantılı organları kadar beyinle alakalı noktalar da bulunmaktadır. Hormonlar süt ürettiği kadar kadının duygusallığı, psikolojik etkenler de süt nedeni olabilmektedir. Bu da şu demektir: Hamile kalmamış hatta evlenmemiş bir kadından da süt gelebilir. Önce bu durumu tespit etmiş olalım. b. Doğum yapmış bir kadından gelen süt veya hamile kalmamış bir kadından gelen süt aynıdır. İkisi de onu emen veya o süt midesine inen çocuk açısından annelik/evlatlık ilişkisini oluşturur. Mühim olan süttür, annenin konumu değildir. c. Kadından çocuğun midesine geçen sütün direkt memeden emilmesi veya memeden bir yolla alındıktan sonra çocuğa mesela biberonla verilmesi süt evlatlığı bağlantısı açısından aynıdır. d. Kadının çocuğa aktarılan sütünün miktarı bakımından Hanefi mezhebi fukahası az/çok ayrımı yapmamıştır. Adına “süt emme” denebilecek her miktar için kural oluşmuş kabul edilir. İhtiyaten bu kuralla hareket edilmelidir. e. Süt ilişkisi oluşması açısından anne için (emziren kadın için) bir yaş tahdidi yoktur ama emecek çocuğun YİRMİ DÖRT AYI geçmemiş olması gerekir. Bu zaman dilimini aşan çocuk süt emse de bu bağ oluşmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Nikâhın sahih olmasının en önemli şartı iki şahidin huzurunda icra edilmesidir. Erkeğin nikâhlı bulunduğu eşinden izin alması diye bir şart yoktur. Bu, onun ahlâki yapısıyla ilgili bir durumdur. Allah'a emanet olun.
Kumar olan, farz ibadetlerden ve aileye hizmetten alıkoyan, kâfirlere benzeten, vakit israf ettiren, çirkin sözler söyleten her şey haramdır.
Bir bayanın tıbbi bir gerekçe olmadıkça göbekle diz kapağı arasını kendisi gibi bir bayana bile göstermesi haramdır. Tıbbı bir neden olursa o nedenin gerektirdiği kadar gösterme veya tedavi caiz olur. Bu bölgenin dışındaki tüylerin bir bayan tarafından alınması ise caizdir. Yalnız, yapılan o işlemin tıp açısından ne kadar sağlıklı olduğunu da ayrıca incelemek gerekmektedir: Zira böyle işlerde önce çok yararlı gibi beyanlar yapılırken bir kaç yıl sonra şu hastalığa bu riske neden olmaktadır şeklinde açıklamalar gelmektedir. Allah'a emanet olun.
TOKİ'nin satışında ödenecek miktar net olarak belli değildir. Bu açıdan fıkıh gözüyle TOKİ satışında sakınca vardır. Allah'a emanet olunuz.
Zekâtın bildiğiniz gibi bir nisabı vardır. Yani nisab belli olduktan sonra her yıl zekât verilir. Bu nisab 81 gram altın veya onun bedeli olabilecek bir maldır. Elinizde o kadar mal veya daha fazlası varsa onu başlangıç kabul edin. Bir yıl sonra (355 gün) elinizdeki mala bakın; nisabtan aşağı düşmüş ise zekât vermeyeceksiniz. Olduğu gibi duruyor veya arttı ise bütününün yüzde iki buçuğunu zekât verirsiniz. Daha sonraki yıllarda da aynı şekilde devam edersiniz. Faiz olan bölüm için zekât verilmez. Çünkü o, yok sayılan bir maldır. Malınızı hesaplarken de, - Elinizdekiler, - Bankadakiler (ilave görmüş halleri ile), - Alacaklarınız, - Ticaret yapıyorsanız satılık mallarınız hesaplanacaktır. Toplamı belli olduktan sonra da sabit borçlarınız ve o ayki ödenecek tahakkuk etmiş faturalarınız elinizdeki maldan düşürülür. Kalan netin yüzde iki buçuğunu verirsiniz. Allah'a emanet olun.
Faizin hükümran olduğu yasalar çizgisindeki bankaların adı ne olursa olsun helallikte yüzde yüz olduklarını söylemek mümkün olmadığı gibi hepsinin aynı olduğunu söylemek de mümkün değildir. Özel ilgelenerek izleyerek karar verilmesi gerekmektedir. Allah'a emanet olun.