Fetva Meclisi
Soru
Sayın Nurettin Yıldız Hocam. Allah "Sübhanehu Teâlâ" Sizlere Sıhhat Selâmet Afiyet Huzur versin... Bir Fetva sorum olacak İnşaallah. Bir kadın sebepsiz kocasını terk edip hile ile kocasını kandırıp paralarını ve altınları toplayıp baba evine dönmeyecek şekilde kaçarsa bu para ve altınlar geri mahkeme yoluyla istense caiz olur mu? Hile yapıp kocayı terk eden kadının hükmü ve mehir durumu ölçüsü nedir? Selâm ve Dua ile...
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle bilmen gerekir ki mehir senin özel mülkündür. Evlilik esnasında sana verilen bilezikler ister “peşin” mehir olarak verilmiş olsun ister “verilecek” diye sözleşilmiş olsun senin malındır. Şu hâlde Eşin senin iznin olmadan altınlarını ticarette kullanamaz. Mehir, kadının kendi tasarruf hakkına sahip olduğu maldır. Koca, karısının malını onun açık izni olmadan kullanırsa gasp etmiş olur. Zarar oluşmuşsa, tazmin etmesi gerekir. Altınları alıp birine verdiyse ve o kişi de dolandırıcı çıktıysa, eşin mehir olan bu malın bedelini sana ödemekle yükümlüdür. Çünkü sen ne izin verdin ne de bu işe ortak oldun. “Niyeti kötü değildi” denilmesi durumu değiştirmez. İyi niyetle de olsa, izinsiz yapılan bir işlem sonucunda mal ziyan olursa, bu zararı yapan kişi telafi eder. Niyet sevap kazandırır ama kul hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda ne yapmalısın? Önce sakin kal. Eğer bu mesele eşinle aranda büyük bir kırgınlığa yol açtıysa, haklarını bil ama evini dağıtmadan çözüm bulmaya çalış. Bu tür meselelerde şeytan tarafları doldurur, evleri yıkar. Buna fırsat verme. Eşinle ciddi ve sakin bir şekilde konuş. Ona, bu altınların senin özel malın olduğunu, hiçbir bilgilendirme olmadan böyle bir riske atmasının kul hakkı olduğunu izah et. Tazmin sorumluluğu olduğunu hatırlat. Eşin pişmansa, elinden geldiği kadarıyla bu zararı telafi etmeye çalışmalı. Borç alıp ödemesi, peyderpey tamamlaması, bu konuda gayret göstermesi gerekir. Çünkü bu sadece aranızdaki bir mesele değil kul hakkı ve ahiret sorumluluğudur. Eğer eşin bu durumu hafife alıyor, telafi yoluna gitmiyor, pişmanlık göstermiyorsa, bu durumda aile büyüklerinden veya güvendiğiniz bir âlimden ya da müftülükten arabuluculuk istemek uygun olur. Bacım, sen sabrını kaybetme. Hakka dayalı bir çözüm arayışında ol. Eşin hatalı ama bu hatası evlilik kurumunu yıkmadan, adil bir şekilde telafi edilebilir.
Selamünaleyküm. Bu soruda müphemlik var. Bu müphemliğe dikkat ederek şu cevabı verebiliriz: - mehir ilk belirlendiği şekildedir. Daha sonraki ilaveler bir vaat olabilir yani söz vermedir, mehir değildir. Söz ise yerine getirilir elbette. - Kadının baba evine gitmesi ile nikâh düşmez, erkeğin boşaması ile nikâh düşer. O gitmelerde erkeğin boşaması olup olmadığına göre durum değişecektir.
Onunla yatağa girdi iseniz, mehir onun tarafına geçmiş demektir; vermek zorundasınız. Konuşun, istemezse bir sakıncası yok sizde kalır. Ya da pazarlık edin, indirsin.
Bunun için belirli bir rakam yoktur. Eşinizle aynı hayatı yaşayacağınıza göre onun zorlanacağı bir şey sizin de zorlanmanız olacaktır. Mehir ise dinimizin bir emridir. Ortalama bir şey isteyebilirsiniz. Mesela yirmi gram altın veya benzeri bir şey ile başlayabilirsiniz. Bu hususta pazarlık yapmanız da caizdir. Peşin almanız gerekmez. Aranızda neye ittifak ederseniz o geçerlidir. Allah mübarek etsin.
Önce şunu belirtmeliyim: Birimiz hoca da olsa mü'min kardeşleriz; birbirimizi ikaz edecek, yanlış bulduklarımızı düzelteceğiz elbette. Sizin bizi ikaz etmenizde ne sakınca olacak, neden alınalım ki? Allah razı olsun, nezaket gösterip ikaz etmek istemişsiniz. Hasseten teşekkür ederim size. Belirttiğiniz meseleye gelince: a- Nisa suresinin 19.ayeti, zina gibi açık bir hata işlemeyen kadına verdiği şeyleri erkeğin geri alma yönünde bir baskı yapmasını yasaklamaktadır. Bu bakımdan âyetin hükmü açıktır. b- Mehir, erkeğin kadına verdiği ve kadının hakkı olan bir haktır. Kadın, cima veya cima sayılacak bir beraberlikle beraber o hakkın sahibi olmuş olur. Böylece kadına elde ettiği hakkı iade etmesi diye bir şey o noktadan sonra olmaz. Bu da sabit bir hükümdür. c- Zina eden kadını sıkıştırmak isteyen kocasının, ona verdiği şeylerin bir kısmını geri istemesi, onu cezalandırma mahiyetinde hakkıdır. Bu isteyeceği şeylerden biri de ona vermiş olduğu mehir olabilir. Bu da âyetin izin verdiği bir durumdur. d- Bunların toplamından şu hüküm çıkmıyor: ‘Zina gibi bir hatadan ötürü eşini boşayan kadından kocası mehrini geri alır.’ Bu şekilde açık bir hüküm yoktur. Şu şekilde anlaşılması ise mümkündür, doğrudur: ‘Kadın yüz kızartıcı bir suç işlediği için erkek onu mehir dâhil verdiği şeylerle sıkıştırıp cezalandırabilir.’ Size tekrar teşekkür ederim. Allah razı olsun.
Selamünaleyküm.Boşama erkeğin elindedir. Kadının çıkması, kızması durumu değiştirmez. Ailenin sarsılması başka şey nikâhın bitmesi başka şeydir.
hile konusundaki diğer fetvalar
Referans bir yalana ve hileye dayanmadığı sürece, kendi liyakat ve ehliyetini sunman şeklinde olursa sakıncalı değildir. Elbette itimat açısından referans aranmaktadır. Sen de aranan şartları ispat etmeye çalışmış olacaksın. Allah Teâlâ yardımcın olsun.
Kopya aldatmadır, hiledir. Bu ikisi de Müslüman için sakıncalıdır.
Müslüman hile ve yalandan uzak olan insandır. O kartın kullanılması için konan kurallarda olmayanı yapmak caiz olmaz.
Hile ve sahtekârlığın bulunduğu yerde mümin olmaz. Kul hakkı olan işler, ahirette çözümü zor işlerdir.
Göz göre göre bir hak yemedi iseniz, hile yapmadı iseniz bu sonuçla görev almanızda bir kul hakkı yoktur biiznillah.
Yasalara aykırı değilse alabilirsiniz.