Fetva Meclisi
Soru
Hocam, fetvanız kafama takıldı sormak istedim. Âcizane, size karşı edepsizlik değil kafama takıldığı için soruyorum. fetvameclisi.com/fetva-evden-kacan-kadinin-mehir-hakki-20250.html Bu fetvanız Nisa Suresinin 19. ayetine ters düşmez mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bu durum, 'âlim' kelimesinin değer kaybetmesinden kaynaklanıyor. Herkesin âlim olabildiği bir zamanda yaşıyoruz. Bu bir fitnedir. Ümmetimizin geçmişteki ilim birikimini bugünlere taşıyan büyük şahsiyetlerimizi yok sayanı bizim de yok saymamız gerekir. Meseleye böyle bakın.
Değerli kardeşim, Ben veya sen, bu ümmetin ne kadarıyız? Bu sorun ve sizin o soruna çözüm öneriniz olayın hacminin karşısında hacmi ne kadarıdır? Düşünmek, kavramak yeterli mi? Müslümanlar olarak şu içinde bulunduğumuz buhranları bir tek kadın ve evlilik başlığına indirgeyebilir miyiz? Bu ve benzeri sorulara sizin vereceğiniz cevaplar benim cevaplarımla hemen hemen aynı olacaktır zannederim. Benim sizden, sizin benden farklı düşünmeniz mümkün değildir. Şu var ki, bizim cevaplarımız mü'minlerin bedelini ödeyemeyeceği cevaplar olmamalıdır diye düşünüyoruz. Gösterdiğimiz hassasiyetimiz, önemli/öncelikli/zamanında olan olsun diye bir çizgi üzerinde yürümektedir. Hiçbir netice getirmeyecek konulara girmenin, onları izah etmenin makul bir yararını göremiyorum. Rabbim muinimiz olsun.
Zina etmiş bir kadınla evlenmenin fıkhi hükmünü soruyorsanız, evlenilebilir. Ancak, şimdi ona acıyorken ileride siz acınacak hale gelebilirsiniz. Dikkat edin, duygusal olmayın. Evet, tevbesi mümkündür, etmiştir de. Ama siz bunu ne kadar ölçtünüz, ya da o tevbesinde ne kadar direnebilecek? İyi düşünün, acınacak hale gelmeyin. Allah'a emanet olun.
Allah’ın en büyük haramlarından biri zinadır. Zina pek ağır bir haramdır. Evli kadının zina etmesi ise daha ağır bir haramdır. Bir erkeğin nikâhında iken zina eden kadınla alakalı hükümleri şöyle özetleyebiliriz: a- Bu kadın, Rahîm ve Ğafûr olan Allah’a sığınıp tevbe etsin. Kalbinin nabzı kadar önemli bilsin bu tevbeyi. Tevbesindeki ciddiyeti meleklere ispat etsin. Kendisini ibadete versin. O çirkinliği sevk eden ortamlara veda etsin. İspat edilmiş ve korunmuş bir tevbe ile yaşasın. b- Çirkinden daha çirkin bir iş olan bu zinası ile kadının nikâhı düşmez. Böyle bir kadının zinasını kocası bildiğinde onu boşama hakkına sahiptir. Çocuklar veya sosyal konum gibi bir nedene binaen boşayamaz bir durum olursa onunla karıkocalığa devam etmesinin dinen bir sakıncası yoktur. Ulemanın ağırlıklı görüşü böyledir. Kadının, bu kabahati tekrarlamak gibi bir duruma dönüştürmesi hâlinde ise erkeğin onu boşaması en azından mürüvvet açısından tavsiye edilir. c- Kesinlikle ve kesinlikle kadın bu rezilliği kimseye söylememelidir. Şeytan onu bu bataklığa düşürdükten sonra yaptığını ona buna anlatarak ikinci, üçüncü, dördüncü kere aynı suçun melekler tarafından kaydedilmesine sebep olmaktadır. Eğer tevbesinde samimi değilse o zaten laneti bulmuş demektir. Tevbesinde samimi ise tevbenin gereği olarak kabahatini gizlemelidir. Bu gizlemeye eşi de dâhildir. Allah Teâlâ ona ömür verir de yaşatırsa tevbe fırsatı da veriyor demektir; fırsatı iyi değerlendirilmelidir. d- Elbette böyle bir faciada nikâhlı erkeğin hakkı bir nebze vicdanı kalmış bir insanı ezip duracaktır. Yani o kadın, eşinin hakkını düşündükçe ezilecektir. Buna denecek bir şey yoktur. Zaten o kadının tevbesini de biz, içine doğru akıp duran gözyaşları olarak anlamaya çalışıyoruz. Elbette ezilecektir. Burada bu kadının eşi ile olan ilişkilerinde eşinin hakkını, onurunu korumayı konuşurken bir de mü'min bir toplumda evli bir kadının zinasının ifşa edilmesi ile oluşacak rezaletin onun eşini de aşıp sayısını Allah’tan başkasının bilemeyeceği kadar mü'min insanı erkeğiyle kadını ile yaralayacağını unutmamak gerekir. Zinanın yayılma sürecinin hızlanmasına sebep olacaktır. Dağ ağırlığında bir suçun çakıl taşı gibi görülmesine neden olacaktır. Meseleyi aile olarak gördüğümüzde, bu ümmetin de bir aile olduğunu unutmadan karar vermeliyiz. e- Kadın gerçekten bu rezilliğin altında ezildiğini hissediyorsa ve boşanmayı kendisi için kurtuluş görüyorsa başka bir gerekçe altında boşanmayı sağlamasını tavsiye ederiz. Ateşe benzin dökmenin hiçbir anlamı yoktur.
Güzel kardeşim, Sen de anlamışsın ki, mesele fetvaya göre iş yapma meselesi değil zevkini tatmin meselesi olmuş. Senin bir nişanlı eş adayı olarak rızan etkili değildir. Nikâh akdinden önce nişanın hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Onun hayat takdiri bu şekilde ve değişimi kabul etmiyorsa sen de taviz verebileceğin nokta olarak görmüyorsan meseleye “aile içi mesele” olarak bakma, “aile zemini oluşturma çalışması” olarak bak. Zaten doktorun doktorla evlenmesi bu ve benzeri sıkıntıları beraberinde getirir büyük ihtimalle. Konuya daha geniş bir yelpazeden bakmaya çalış.
Öncelikle bilmen gerekir ki mehir senin özel mülkündür. Evlilik esnasında sana verilen bilezikler ister “peşin” mehir olarak verilmiş olsun ister “verilecek” diye sözleşilmiş olsun senin malındır. Şu hâlde Eşin senin iznin olmadan altınlarını ticarette kullanamaz. Mehir, kadının kendi tasarruf hakkına sahip olduğu maldır. Koca, karısının malını onun açık izni olmadan kullanırsa gasp etmiş olur. Zarar oluşmuşsa, tazmin etmesi gerekir. Altınları alıp birine verdiyse ve o kişi de dolandırıcı çıktıysa, eşin mehir olan bu malın bedelini sana ödemekle yükümlüdür. Çünkü sen ne izin verdin ne de bu işe ortak oldun. “Niyeti kötü değildi” denilmesi durumu değiştirmez. İyi niyetle de olsa, izinsiz yapılan bir işlem sonucunda mal ziyan olursa, bu zararı yapan kişi telafi eder. Niyet sevap kazandırır ama kul hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda ne yapmalısın? Önce sakin kal. Eğer bu mesele eşinle aranda büyük bir kırgınlığa yol açtıysa, haklarını bil ama evini dağıtmadan çözüm bulmaya çalış. Bu tür meselelerde şeytan tarafları doldurur, evleri yıkar. Buna fırsat verme. Eşinle ciddi ve sakin bir şekilde konuş. Ona, bu altınların senin özel malın olduğunu, hiçbir bilgilendirme olmadan böyle bir riske atmasının kul hakkı olduğunu izah et. Tazmin sorumluluğu olduğunu hatırlat. Eşin pişmansa, elinden geldiği kadarıyla bu zararı telafi etmeye çalışmalı. Borç alıp ödemesi, peyderpey tamamlaması, bu konuda gayret göstermesi gerekir. Çünkü bu sadece aranızdaki bir mesele değil kul hakkı ve ahiret sorumluluğudur. Eğer eşin bu durumu hafife alıyor, telafi yoluna gitmiyor, pişmanlık göstermiyorsa, bu durumda aile büyüklerinden veya güvendiğiniz bir âlimden ya da müftülükten arabuluculuk istemek uygun olur. Bacım, sen sabrını kaybetme. Hakka dayalı bir çözüm arayışında ol. Eşin hatalı ama bu hatası evlilik kurumunu yıkmadan, adil bir şekilde telafi edilebilir.
fetva konusundaki diğer fetvalar
Kurbanı kesmeden önce, keserken ve kestikten sonra kendi kulağımıza ölümü ve ahireti unutmamayı fısıldamamız iyi olur.
Ne ise peşinde koştuğumuz, yüreklerimizi işgal eden onu feda etmeliyiz.
Mü'min olarak inandığımız değerleri tartışma konusu yapamayız. Siz inandığınıza inanmaya devam edin. Asla kimse ile tartışmayın. Bu zamanın imtihanı da dinimizi ve değerlerimizi bu tür fitnelerden uzak tutmak olacaktır. Fitneden ve fitneye kaydıran ortamlardan uzak durun. Allah sizi korusun.
Sigara hiçbir zaman içilemez. İçilmemesi gerekir. Oruçlu iken içildiğinde ise orucu bozar. Bunu zevk alarak kullanan birinin de bozduğu Ramazan günü orucu için keffaret tutması gerekir.
Selamünaleyküm. Tövbe için bir sınır yoktur. En ağır günah için bile tövbe vardır. Yalnız tövbe, söz konusu günahtan kesin el çekmek ve ciddi bir şekilde pişman olmaktır. Sözle tövbe edip işe devam etmek şeklinde olursa o tövbe değildir ve değeri yoktur. Eğer geçmiş günahlar fetvasını öğrenmek, kurtuluş yolunu bilmek için anlatılıyorsa vebali yoktur. Bir tür önemsememekten kaynaklanan bir anlatım ise vebaldir, günaha şahit tutmaktır.
Bu tür takıntılar, ibadet lezzetini geleneğe çevirmekten kaynaklanır. Ramazan ayında Kur'an okunur, okunması gerekir. O mübarek günlerde Allah'ın kitabını doya doya okuduktan sonra hatim bitirmek veya şurayı şu zamanda okumak önemli değildir. Bunlara takılmayınız. Ramazan ayını Kur'an ile doldurun da nasıl yaparsanız yapın.