Fetva Meclisi
Soru
Hocam evlenirken giyeceğimiz gelinlik nasıl olmalıdır? Daha doğrusu gelinlik giymemiz doğru mu? Eğer gelinlik giymek tesettüre uygun değilse gelinlik dışında ne giyebiliriz? Yardımcı olursanız çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Kız çocukları, kundaktan çıktıktan sonra 'Müslüman Kız' gibi giydirilmelidirler. Belki bu, onların çarşaf ve benzeri kıyafetleri giymeleri anlamında değildir ama 'serbest' giydirilen bir kızın daha sonra 'kurallı' giydirilmesinin zor olacağına dikkat edilmesi gerekmektedir. Çok katı kuralların tatbik edildiği bir giyim de doğru değildir; nefrete neden olabilir. Bu bir imtihandır; ortasını bularak kazanmaya çalışacağız. Bu dönemde kız çocuklarımızı ciddi bir şekilde zorlayacak sorunların başında onların çevresini oluşturan akranlarının hatta kendi ailelerinden daha dindar gördükleri ailelerin kızlarının giyim kuşamlarındaki çarpıklıklardır. Bu manadaki kötü örneklik belki de dinde önder durumunda olanların kızlarının, hanımlarının giyim kuşamlarının örnekliği en az siyonizm baskısı kadar ağır bir baskıyı oluşturmaktadır günümüz aileleri için. Ama bu bir imtihan! Kızlarımızın kıyafetleri çarşaf veya abaye olmasın ama bedenlerini de teşhir etmesin. İsraf olmasın. Aylık kullanılıp atılmasın. Üzerinde küfrü simgeleyen işaretler bulunmasın. Erkekleri kışkırtan tarzda olmasın. Kızlarımız güzel giyinsin ama cinsel giyinmesin. Yedi sekiz yaşlarındaki henüz bebeklikleri geçmemiş kız çocuklarımızın düğünde giymeyi tasarladığı gelinliği hayal etmesi bir afetin işareti değil midir? Kızlarımız, aybaşı olmuş gibi görülmeye başladıklarında yavaş yavaş anneleri gibi giyinmelidirler. Bunun için de evlerimizde törenler yapılmalı, hediyeler alınmalı, övgüler yapılmalıdır. Anne baba, dede nine bu duruma mutlu olduğunu hissettirmelidir. Akrabalardan veya komşulardan bir fitneci de 'henüz erken, bırakın çocuğu' tarzında bir ifsat bombası kullanırsa onu da istiğfar edinceye kadar giriş-çıkış yasaklıları arasına koymalıyız. Çünkü böyle bir söz bütün emeklerimizin boşa gitmesini doğurabilir. Kızımız aybaşı olduktan sonra ya da aybaşı olmadı ise de on beş yaşından gün aldıktan sonra artık annesi gibi ya da mü'minlerin anneleri gibi giyinmeye mecburdur. O giyim de şudur: - Kızımızın bedenine ait ayrıntılar belli olmayacak. İnce, dar veya cinsellik yansıtan bir yönü olmayacak. - Giyimin kendisi bir ziynet ise üzerine bir dış kıyafet ilavesi ile namahremlerinin yanına çıkacak. Çocuklarımızı yetiştirmemizi sakın cihattan aşağı bir iş görmeyelim. Bilakis asrın cihadı onları yetiştirmektir. Hele hele kız çocuğu... O var ya o, bir cennet muştusudur. Her baba her anne şunu bilsin: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, üç kız çocuğu yetiştirene cennet vadetmiştir. Ancak kız çocuğu yetiştirmek onun lisanında, medreseye göndermek veya doktor yapmak değildir. Kızı, ona ümmetten olacak mücahitler yetiştirecek iffet abidesi yapmaktır. Cihat budur. Cihat budur. Cihat budur. Rabbim, bize bu çetin mücadelede yardım etsin.
Selamünaleyküm. Düğün öncesinde bu konuya girmeniz iyi olmamış; gelinlik kadınların putlarındandır. Bu put, bana göre de gelecekteki rahatsızlıkların işaretidir. Eşinizin gelinlik giymesi, dinden çıkmasını gerektirmez ama kalpteki kör taklidi gösterir. Rica edin giymemesi için. Muhakkak giyerse de yapacak bir şeyiniz yoktur.
Evlilik imtihanını basit göremeyiz. Siz, bu konuda ilk değilsiniz. Pek çok evlilik bu şekilde sonlanmaktadır. Şöyle bir takvim izleyebilirsiniz: a- Eğer sizin anlattıklarınız doğru ise (Eşinizi dinlemeden sizin tam doğruyu söylediğinizi saymamız mümkün değildir.) eşiniz, sizi erkek olarak beğenmemiştir. Anne babası, yemek mazeretin görünen yüzüdür. Yapılacak bir şey yoktur; böyle bir evlilik uzun yıllar sürmez. Eğer eşinizin yaşı, yirminin altında ise bu bir çocukluktur. Nasihat ettirerek düzeltebilirsiniz. Ama annesi babası onu teşvik eder durumda ise bu da zordur. Ayrılmaya razı olacaksınız. Bırakın ayrılma dilekçesini o versin de bari mahkeme size nafaka cezası vermesin. b- Boşanma gibi ağır bir konuda sizin yaptığınız gibi maddi kayıplar düşünülmez. Sizinki de bir çocukluk. Hayatınızın en ağır darbelerinden birini yiyorsunuz ve şu kadar lirayı düşünüyorsunuz. Size şunu söyleyeyim: Uyuyacağınız tek bir huzurlu gece bile o yedi buçuk milyardan daha değerli olmalıdır sizin gözünüzde. c- İlerde pişman olmamak için yeteri kadar istişare edin; onun ve sizin aile büyüklerinizi devreye sokun. Aklı başında büyükleriniz sana bu evlilik devam etmez derlerse hiç tereddüt etme. Boşa ve yeniden evlenmeye çalış. Asla bekâr kalma. Erkeğin dul iken bekâr kalması tehlikelidir. d- Gerdek gecesini aştığınıza göre mehir kadının hakkıdır. Eğer siz zorlamadan bilezikleri yani mehri size iade etti ise onlar da sizin oldu demektir. Geri vermeniz gerekmez. Yaşınızı yazmadığınız için daha kısıtlı cevap vermek durumundayım. Sabırlı olun. Allah'tan korkun, aceleci ve istişaresiz karar vermeyin. Kadına ait hiçbir hakkı ezmeyin; sizden gitsin ama kimsenin hakkı sizde kalmasın. Ve kesinlikle sürüncemede bir gün geçirmeyin; istişare edin, kalbiniz rahat edince de karar verin. Sonra da yolunuza devam edin. Ve sıhhatinizi, iffetinizi, şerefinizi, erkekliğinizi parayla asla ölçmeyin.
Selamünaleyküm. Hayır, fiziksel görüntüyü önemseyeceğiz, şeytanın gıdıklayabileceği esnek alan bırakmamaya çalışacağız. İyice sıkışmış olmak başka bir şeydir elbette. Normal şartlarda kuralı böyle işletin.
Gençliğin seni fevri (ani) yanlışlara/kararlara sürüklemesine fırsat verme. Tesettürün hususunda ailenle didişmen hiç doğru değil. Aileni de germe kendin de gerilme. Özellikle ailenle ayetler üzerinde cedelleşmen büyük hatadır. Biraz sakin ve anlayışlı ol. Empati kurmaya çalış. Onlar bir düzen ve anlayış içerisinde bir kalıpla yetiştiler. Sana verdikleri tepkiyi garipsemiyorum. İman ettiğin doğruları yaşamaya çalış. Ailenin seninle ilgili hoş olmayan söz ve yakıştırmaları da duyma ve görme... Anne babana sabredemezsen dışarıdakilerin eziyetine nasıl tahammül edeceksin. Anne babanın elini öp, sarıl... Cennete giden yolda anne babayla kavgalı olmamak da var. Ayrıca takvalı bir hanımefendi olmaya gayret et, Allah hayırlı bir kısmet de çıkaracaktır. Tesettürün konusunda da şu an daha ileri gitme. Sabırlı ol. Allah yardımcın olsun.
Mü'min kadının ev giyimini üçe ayıralım: a- Evinde sadece eşinin ve kendisinin bulunduğu durum. Bu durumda kadının farz olan giyimi yoktur. Evi dışa karşı mahrem ise evde her türlü oturabilir, dolaşabilir. Evet, bir edep olması açısından evde de hassas davranırsa faziletlisini yapmış olur ama ev içinde zorunlu bir kıyafetten söz etmemiz mümkün değildir. Yalnız şunu not ediniz: Eşinizin dışarıda göz emniyetini dikkate alarak siz de evde ona dışarıdakiyle bağ kurmasın diye göz şovu yaparsanız bu bir psikolojik hata olur; onu adeta dışarıya hazırlamış olursunuz. Onu sizinle diğerleri arasında kıyas yapmaya elinizle itersiniz. Siz de kesinlikle bunu mağlup bitirirsiniz. Bunu ince bir çizgi olarak tespit ediniz. b- Evde onunla beraber bulunması caiz olan babası, amcası, dayısı, kardeşi, çocukları, yeğenleri, kayınpederi gibi mahremleri bulunuyorsa bu durumda belli bir tesettür zorunluluğu vardır. Bu da şudur: Başı açık olabilir. Kolları sıvanmış olabilir, ayakları çorapsız olabilir. Ağır avret bölgesi ise asla açık olamaz, açık gibi olmasını sağlayacak şeffaf ve dar bir kıyafetle olamaz. Bu noktada da bir çizgi çizmemiz gerekiyor: Evet, evde çarşafla durması gerekmiyor ama mesela babası veya çocuklarının yanında, onların onun bedeni hakkında ayrıntı bilebilecekleri bir tavizi de sahiplenmemelidir. c- Evde kaynı, yabancı misafir veya benzeri mahremi olmayan birisi bulunduğunda ise ya onlarla yüzleşmeyeceği farklı bir ortamda duracak ya da sokak kıyafeti ölçülerinde tesettürlü olacak. Mü'min bacılarımız şunu anlamalıdırlar: Onların varlığı bu mü'min ümmetin varlığıdır. Bu mü'min ümmet, cihat ümmetidir. Kadınları da kıyamete kadar cihadın alt yapısını oluşturacaklardır. Dolayısıyla kadınların tesettürlü olmaları bir tercih veya “Müslüman Kadın Kültürü” niteliğinde anlaşılmamalıdır. Kadınlarımızın tesettürü mahza bir cihattır. Cihat ise adı ile maruf zaten, zordur. Allah yardımcıları olsun.
batı konusundaki diğer fetvalar
Meseleyi basit bir “kültür” düzeyinde ele alırsak hocanız haklıdır. Kaldı ki gelinlik esasen batı kültüründen önce bir şeytan kültürü sorunudur. İlla gelinlik ve beden teşhiri dayatması neden olabilir acaba? Kültür konusu olarak bile bakarsak hocanız, yüzlerce insanın önündeki genç bir kadının bedenini güzelleştiren bir kıyafetle evde üzerinde oturulan koltukların karşılaştırmasını nasıl yapacak? Mü'min kadınların şeytan kültürüne alet edilmesine razı olamayız.
Esasen bunlarda bir sıkıntı yoktur. Bunun ne faydası olacak sorusunun cevabını bulmadan körü körüne bunları taklit etmekte sakınca olur. Basit bir pasta yenmesinin sakıncası yoktur ama neden illa pasta da mesela baklava değil, neden? Çünkü kültürün kaynağı olan batıda baklava bilinmiyor, onları körü körüne taklit ise daha büyük bir sıkıntıdır.
Batılı ve küfrü taklit nitelikli işler mümin onurunu rencide eden işlerdir. Evet, bu belirttikleriniz abdeste ve gusle mani olmadıkça sakıncalı olduğunu söyleyemeyiz ama bir seviye kaybı endişesi de taşıdığımızı belirtiriz.
DOĞUM GÜNÜ, insanların insanlığı ve Müslümanlığı eritmeleri üzerine icat ettikleri uydurma bir uygulamadır. Batı menşeli olması da bunu gösterir. İnsanlığımızı ispat etmek, Müslümanlığımızın gereği olan kardeşliğimizi icra etmek için birimizin doğduğu günün beklenmesi esasen anlamsızdır. Ne yazık ki şeytan anlamlı veya anlamsız bakmadan batı ve batıl menşeli her şeyi sempatik duruma getirmiştir. Böyle işlerle ilgilenmemek en güzelidir.
Selamünaleyküm. Sinema ve tiyatronun caiz olabilmesi için aşağıdaki hususlara dikkat edilmiş olması gerekmektedir: 1- Bir âlimin veya heyetin caiz gördüğü konu/senaryo üzerinden olmalıdır. 2- Haramlardan birinin reklam edildiği, küfür olan bir sözün kullanıldığı, temsil gereği de olsa nikâh ve talak rolünün bulunduğu, kadının aktör olarak kullanıldığı senaryoda oynamak caiz olmaz.