İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hediyeleşmenin sünnet olduğunu biliyoruz ancak insanların doğum günlerinde hediye beklentilerini yüksek tutmaları ve bu duruma sanki mecburi bir durummuş gibi bakmaları rahatsız edici bir durum. Her konuda olduğu gibi bu konuda da Peygamber efendimizin duruşunu merak ederek size sormak isterim. Peygamber efendimiz doğum günlerine önem verir miydi?

Cevap

DOĞUM GÜNÜ, insanların insanlığı ve Müslümanlığı eritmeleri üzerine icat ettikleri uydurma bir uygulamadır. Batı menşeli olması da bunu gösterir. İnsanlığımızı ispat etmek, Müslümanlığımızın gereği olan kardeşliğimizi icra etmek için birimizin doğduğu günün beklenmesi esasen anlamsızdır. Ne yazık ki şeytan anlamlı veya anlamsız bakmadan batı ve batıl menşeli her şeyi sempatik duruma getirmiştir. Böyle işlerle ilgilenmemek en güzelidir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hususlarda size tavsiyem, mutedil olmanızdır. İnsanların nefislerine hoş gelen şeyleri bir veya beş kerede ikna edip kaldıramazsınız. Sabırlı olun. Bir kere düşünün; her yaş günü aynı zamanda ölüme bir sene daha yakın olmak değil midir? İnsan, ölüme biraz daha yakın olduğu için kutlama yapar mı? Yapıyor işte. Siz bildiğiniz hakikati koruyun, insanlarla cebelleşmeyin, kendinizi yıpratırsınız. Peygamber aleyhisselam efendimizin doğumunu kim kutluyor da örnek olacak bize; sahabe yapmış mı, Ebu Hanife yapmış mı? Yapan kim, cihattan uzak, laik ortamı korumak için yaşatılan kurumların sahipleri! Siz bildiğiniz yolda devam edin, Allah yardımcınız olsun.

Selamünaleyküm. Nureddin Hocam size doğum günü kutlamak ile ilgili bir kaç ayrın
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Önce şunu bilelim: İbadetler TEVKİFİDİR. Yani gerekçelerine dayalı olarak değil de emredilmelerine binaen yapılırlar. Eğer bir gerekçe belirtilmiş olursa o gerekçeyi ihya ederiz. Mesela muharrem orucunun gerekçesi, Musa aleyhisselamın Firavun zulmünden kurtulmasına dayalı bir gerekçedir. Ama umumiyetle ibadetlerde gerekçe bize belirtilmemiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hayatında pek çok önemli işin Pazartesi ve Perşembe günlerine rastladığını görüyoruz. Doğum, hicret ve benzeri mühim olaylar bu iki günde gerçekleşmiştir. Amellerin Allah'a arz edilmesi şeklinde bir izah da vardır. Ama doğum gününe binaen oruç tutması şeklinde bir özel uygulama yoktur. Allah'a emanet olunuz.

Peygamber aleyhisselam efendimiz niçin pazartesi günleri oruç tutmuştur, doğum g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Dikkat ederseniz buradaki durum, taklitten feragat edememe olarak önümüzde durmaktadır. Bu da, hastalığın içimize sindiğini gösteriyor. Kesinlikle dik durmanız gerekiyor. Eğer bizim aramızdaki saadet, yılda bir gün hediye almakla gerçekleşecekse vah halimize!

Selamünaleyküm. Hocam özel günlerle ilgili bir sorum olacaktı. Biz İslami bir ad
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Peygamber aleyhisselamın bize emri, onun ve raşid halifelerinin izinden gitmektir. Önceki ümmetlerin, peygamberlerinin onlara emanet ettiği dininin yerine kendilerinin oluşturduğu icatlara uymaları, ümmet olarak kaldırılmalarının nedeni oldu. Bu ümmet, eski ümmetlerin yaptığını yaparsa yanlış yapmış olur. Yapılması gereken törenler değil Sünnet'e ittiba etmektir. Herkes şöyle bir mazerete sığınmayı tercih etmektedir: Kötü bir zamandayız, insanlar ancak böyle törenleri anlayabilmektedirler. Bu da bir mazerettir. O zaman bu mazeretin karşılığını ne kadar bulabiliyoruz? Bir kere biz, başkalarından önce kendimizi düşünmek zorundayız. Adeta biz, Sünnet'i tam anlamıyla yaşadık da, başkaları anlamakta zorlandılar, bunun üzerine de onlar için taviz vermek durumunda kaldık. Bu doğru değildir. Maalesef gerçek olan, bizim de başkaları gibi asıl yapmamız gerekeni yapmakta ayak sürtmemizdir. Zorumuza gidiyor, kolayı ile teselli buluyoruz. Mevlid kandili kutlamaları, kutlu doğum haftası ve benzerleri, sahih sünnette ve Ashâb-ı Kirâm'ın hayatında görmediğimiz uygulamalardır. Allah sonumuzu hayır etsin. Yapmamız gerekenler varken beğendiklerimizle teselli bulamayız.

Selamünaleyküm Nureddin Hocam. Malumunuz bu Mevlit Kandili pazar gününe denk gel
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Irhasat yani Peygamber aleyhisselamın nübüvvetini güçlendiren olağanüstü gelişmeler haktır. Bunların en önemlisi denebilecek olan da Fil vakasıdır. Genel olarak ırhasatı kabul etmek gerekir. Direkt veya dolaylı olarak ayet ve hadislerle bize ulaşmıştırlar. Sorunuzda geçen ilk bebek günlerine ait bilgiler ise bize sahih ve sarih yollarla intikal etmediği için 'böyle oldu' düzeyinde bir bilgi olarak görmüyoruz ama 'onun için onlardan çok daha üstünü olurdu, Allah için zor değildir' deriz.

Peygamberimizin doğumu ile ilgili duymuş ve okumuş olduğum hadiseleri size sorma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Doğum günü bizim kültürümüzde yoktur. Doğum yıldönümü aynı zamanda mezara bir yıl daha yakın olma hali demektir. Kutlanacak bir tarafı yoktur ama esiri olduğumuz batı kültürünü aşamayanlar için söz söylemenin anlamı da yoktur.

Hocam bugün hemen hemen herkesin yaptığı doğum günleri kutlamaları oluyor. Bu tü

batı konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Batılı ve küfrü taklit nitelikli işler mümin onurunu rencide eden işlerdir. Evet, bu belirttikleriniz abdeste ve gusle mani olmadıkça sakıncalı olduğunu söyleyemeyiz ama bir seviye kaybı endişesi de taşıdığımızı belirtiriz.

Hocam protez tırnak ve makyaj eğitimi alıp uygulamak dinen caiz mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Esasen bunlarda bir sıkıntı yoktur. Bunun ne faydası olacak sorusunun cevabını bulmadan körü körüne bunları taklit etmekte sakınca olur. Basit bir pasta yenmesinin sakıncası yoktur ama neden illa pasta da mesela baklava değil, neden? Çünkü kültürün kaynağı olan batıda baklava bilinmiyor, onları körü körüne taklit ise daha büyük bir sıkıntıdır.

Hocam çocukların doğum gününü kutlamak caiz mi? Doğum gününü ailecek bir araya g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, Meselemiz başlı başına bir “gelinlik” meselesi değildir. Zira gelinlik bundan iki asır önce mesela yine giyiliyordu ama bugünkü şekli ile değildi. Meseleyi gelinlik boyutunda ele almamıza gerek yoktur. Kızlarımızın bu anlamda gelinlik giymelerinde herhangi bir sakıncadan söz edemeyiz. Neticede kız dünyasının hayallerini süsleyen bir sembolden söz ediyoruz. Sorgulamamız gereken bir başka ayrıntıyı sizinle paylaşmalıyım. O ayrıntı da şudur: Bu, kız dünyasının bir özlemi midir yoksa kız dünyasının abluka altına alındığı saldırının simgesi midir? Ne demek istediğimi sorabilirsiniz. Şunu demek istiyorum: Neden muhakkak gelinlik olacak? Mesela o gün gelinliğin üç katı daha değerli ve cazip bir kıyafet olsa bunu neden kabul etmiyor kızlar veya aileler de gelinlikte diretiyorlar? Bu sorunun cevabı sadece “herkes onu giydi” cevabıdır. Bu da ne demektir, herkese uyma düzeyinde kalmak! Bunu toplum psikolojisi diye de yorumlayabiliriz. Peki, bizim kızlarımız, bu ümmetin kızları, Allah’ın Âsiye olmalarını istediği kızlar neden “herkes” olsunlar? Gelinliği bir kıyafet olarak belirlemeden önce bu sorunun cevabını bulmalı değil miyiz; neden herkes gibi olma ihtiyacına karşı eziliyor kızlarımız, neden? Neden herkesin kendi zevkini itibara almıyoruz? Biz bir ümmet değil miyiz? Neden kızlarımız, o en önemli günlerinde dik durmayı denemiyorlar? Bu sorunun cevabı üzerinden yol alalım istersen kızım. Artık ne anladın veya ne tarafa evireceksin bu soruyu bilemiyorum ama isterim ki bu mübarek ümmetin kızları dünyanın teki, sabır abidesi, çile kadını, mürebbiye, muvahhide kadın Âsiye’yi örnek alsınlar. Öyle istiyorum, bu ümmetin kızlarına bunu uygun görüyorum. Sakın kızım, bu tavsiyeme “ama” ile başlayan bir cevap vermeyesin. “Ama” ve “benimki…” ile başlayan cevaplar çorabın sökülmesini simgeleyen ifadelerdir. Birinci ve en önemli olarak bunu düşünmeyi tavsiye ediyorum: Neden kızlarımız kendilerini herkes gibi olmaya mecbur hissetsinler, neden? Bir aile bu, “herkes gibi olma” zilletine bu kadar derin bağlılıkla başlar da sonra o aile meleklerin kanatlarında yol alabilir mi? Mümkün mü? Hepimiz görüyoruz, neredeyse gelinlik için borsa bile kurulacak. Gelinlikler serveti yansıtıyor adeta. Ya gelinlikle başlamış aile hayatı? Aile hayatımız nerede? Bize gelinlik getirenler neden aile huzuru getiremiyorlar. Madem hayatta bir defalık olan gelinlik verdiler bize neden hayatın tamamı için gerekli huzurumuzu koparıp aldılar bizden? Nerede kızlarımızın huzurlu yuva hayalleri? Bunları da bizim sorma hakkımız doğdu şimdi? Kızım, Birinci olarak zikrettiğim bu mesele gelinliği haram düzeyine taşıyan bir gerekçe değildir. Buna rağmen cılız iradeli bir kız gelinlik giyebilir ve giyince de haram işlemiş olmaz. Bunu tespit edeyim size. İkinci meselemiz ise haramlık açısından daha bağlayıcıdır. Gelinlik tesettür sağlamada yeterli değilse giyilmesine helal diyemeyiz. Tesettür ise bedeni giydirmek değildir. Bedeni gizlemektir. Gelinlik gelin hanımın bedenini gizliyorsa mesele yok, giyilebilir. Beden ayrıntılarını belirten bir gelinlik asla helal değildir. Baştan ayağa kadar gelin hanımın bedenini ve beden ayrıntılarını örtmeyen kıyafet erkeklerin bulunabileceği bir ortam için helal kıyafet olamaz. Bir üçüncü boyut daha var, o da meselenin bu ümmetten olmayanlara benzeme boyutudur. Onu yazmak istemiyorum. “Benzemek” sözcüğünü hafızamda koyacak yer bulamıyorum. Hafızam bu yaşadığımız hayatı algılayamıyor. Diyeceğimi bilemiyorum. Diyebildiğim bir şey var: Bu ümmetin kızları nerede, bu ümmetin! Bunu diyebiliyorum kızım, bunu haykırabiliyorum. Umarım anlamışındır kızım. Seni Allah’a emanet ederim.

Hocam evlenirken giyeceğimiz gelinlik nasıl olmalıdır? Daha doğrusu gelinlik giy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Meseleyi basit bir “kültür” düzeyinde ele alırsak hocanız haklıdır. Kaldı ki gelinlik esasen batı kültüründen önce bir şeytan kültürü sorunudur. İlla gelinlik ve beden teşhiri dayatması neden olabilir acaba? Kültür konusu olarak bile bakarsak hocanız, yüzlerce insanın önündeki genç bir kadının bedenini güzelleştiren bir kıyafetle evde üzerinde oturulan koltukların karşılaştırmasını nasıl yapacak? Mü'min kadınların şeytan kültürüne alet edilmesine razı olamayız.

Hocam okuldayken arkadaşım ile gelinlikle ilgili sohbetinizden dinledikten sonra
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Sinema ve tiyatronun caiz olabilmesi için aşağıdaki hususlara dikkat edilmiş olması gerekmektedir: 1- Bir âlimin veya heyetin caiz gördüğü konu/senaryo üzerinden olmalıdır. 2- Haramlardan birinin reklam edildiği, küfür olan bir sözün kullanıldığı, temsil gereği de olsa nikâh ve talak rolünün bulunduğu, kadının aktör olarak kullanıldığı senaryoda oynamak caiz olmaz.

Selamünaleyküm. Sinema çevrilirken gözetilmesi gereken hassasiyetler nelerdir. B

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.