Fetva Meclisi
Soru
Hocam evlenme durumu mümkün olduğu zaman hangi konularda taviz verilmemeli? Bir erkek olarak karşı taraftan mutlaka beklemem gereken özellikler nelerdir? Örneğin, namaz kılmayan ama ahlaklı ve iyi bir insan olması durumunda nasıl bir tavır takınmalıyım? Hangi hususlarda hassasiyet göstermeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle genç bir kız olarak namaz kılıyor olmanız ne güzel, ne mutlu size ki kulluğunuzu namaz kılan olarak yaşıyorsunuz. Elhamdülillah, Rabbim daim kılsın. Evlilik meselesine gelince: İnsanın hayatında alabilecek önemli kararlardan biridir. Karşımıza istemediğimiz, bizim kriterlerimize uygun olmayan birçok kişi çıkabilir ama biz seçici olmak zorundayız. Bu süreçte namaz kılıp Rabbimize dua ederiz, O’ndan hayırlı kişileri karşımıza çıkarmasını ve hayırlı bir karar vermemizi nasip etmesini isteriz; istemeliyiz de. Çünkü biz, en iyisini isteyip en iyisi olmaya çalışmalıyız. Eğer evlilik, hayatımızda öncelik vermemiz gereken bir düzeye geldiyse kriterlerimizden biraz vazgeçmeyi bilmeliyiz ama bu vazgeçme, Rabbimizin razı olmayacağı hatta taviz anlamında bir duruma bizi asla götürmemeli. Biz iyi olmaya çalışalım, vakti ne zaman gelecekse o zaman nasip olacaktır diye de düşünmemiz gerekir. Ailenizin görüşü ve rızasını da bu süreçte sakın ihmal etmeyin. Rabbim yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bu durum aynı zamanda evlendikten sonra onların girip çıkmalarını da etkileyecekse, önceden bunu konuşmanız gerekir. Eğer bu aşılamayacak bir durumsa, Allah Teâlâ sizin önünüze bunu engel olarak çıkartıyor demektir. Evliliği de ona göre düşünürsünüz.
Hacet namazı; bir ihtiyaçtan dolayı iki rekât namaz kılıp namazdan sonra dua etmeye denmektedir. Sahih olmasa da böyle bir hadis vardır, yapılabilir bir uygulamadır. Sorunuzda bahsettiğiniz konu, hayatımızın sonrasını hem dünya hem de ahiret açısından etkileyebilecek bir konudur evlilik konusu. Kişi kiminle evlenirse evlensin o, onun kaderidir. Kaderimizi yaşarken de irademizi kullanarak tercihlerimizi biz yaparız. Evlilik gibi önemli bir karar alırken de tercihi biz yaparız. Evlenirken kriter olarak bazı hususlara da dikkat edilmesi gerekmektedir. Kişiliğimiz, hayattan beklentimiz, kültürümüz, yaşam tarzımız gibi. Bunun yanında kalplerin ısınması da önemlidir ama tercihte bulunurken önce sevgi oluşsun, sonra kriterlere dikkat ederiz demek yanlış tercihi beraberinde getirebilir. Tabi ki hiç hoşlanılmayan biriyle iyi insan diye evlenilmeli denemez ama önce kriterlere öncelik verilmeli. Hadis-i şerifte de bir kişiyle güzelliği, malı, soyu ve dini için evlenildiği ancak tercihi dini açıdan yapanın kazanacağı vurgusu yapılmakta. Seçim sürecinde unutulmamalıdır ki bu süreç, tanıma sürecidir; kalbin tamamen salınıp sevgi eksenli olunmaması gereken bir süreçtir ki evlilik ile sonuçlanmaması gereken bir gelişme söz konusu olabilir. Aile büyüklerimiz ile istişarede bulunmayı, onların fikirlerini almayı da ihmal etmemeliyiz. Rabbim hayırlı bir evlilik nasip et diye duamızı da ihmal etmemeliyiz. Rabbimize her an sığınalım, gelebilecek imtihanlarda da O’ndan yardım isteyelim.
Sadece onu düşünerek plan yapmayın, kendinizi de düşünün. Ne kadar başarılı olabileceksiniz onun üzerinde? Siz ne kadar etkilisiniz? O ne kadar size sadık kalabilecek? Bunları da düşünün ve dengeli bir karar verin. O geçmişine tevbe ettikten sonra saydığınız şeylerin hiç biri evlenmeye mani değildir.
Allah Teâlâ sana sabır ve afiyet versin. Böyle bir hastalık veya bir başka hastalık nedeniyle “evlenemezsin” şeklinde bir kural yoktur. Eş adayını aldatacak bir evlilik yapmamalısın denir. Senin böyle bir problemin vardır, bir başkasının da buna denk gelebilecek başka bir problemi vardır. İkinizin evliliği birbirine denk gelebilir. Böyle bir evlilik yapabilmeye hazır olmalısın. Bunun için de sen normal hayatını yaşayarak beklemeye devam et. Allah yardımcın olsun.
Dindar kadınla evlenip evliliğin hayrını görmek isteyen birisinin aradığı kadın olmak için şunlara dikkat edilmelidir: İman esasları konusunda saplantılı ve tavizci olmayacak. Allah’a, peygamberlerine, ahiret gününe, Kur'an ve sünnete tavizsiz ve tartışmasız bağlı olacak, bu bağlılığı ile de iftihar edecek, kınayanın kınamasından çekinmeyecek. Karşılığını Allah’tan bulacağına inanarak eşinin gönlünü yapacak, kadınlığın gereklerini elinden geldiği kadarı ile aksatmayacak. Eş ve anne olmayı ibadet içerikli bir iş olarak görecek. Eşinin aynı zamanda bir nevi annesi gibi olacak ve onun imanına, ahlakına yardımcı olacak. Eksiklerini tamamlayacak. Ahlâk zafiyeti bulunmayacak. Büyük haramlardan kesinlikle uzak duracak ve küçük günahlarda da ısrarcı olmayacak, tevbekâr ve istiğfarlı biri olacak. İbadetlerini aksatmayacak. Namaz başta olmak üzere farz ibadetlerden geri kalmadığı gibi nafile takviyesi de bulunacak.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Bir erkeğin başka bir erkeğin örtülü olduğu halde avret mahalline dokunması niyet ve ortamın durumuna göre farklı değerlendirilir. Bu örtülü avret mahalline dokunma şehvet içerikli olursa haramdır. Şehvet içerikli olmayıp maksatsız bir dokunuşsa haram olmasa da mekruhtur/ahlaka ters/edepsizliktir.
Medyada kullanılan ticari reklamlar dâhil olmak üzere bütün reklam çeşitleri büyük bir risk oluşturmaktadır. Başta ahlâk olmak üzere dinimizi ifsat etmeye yönelik bu reklamlarla mücadele edilmelidir. Esasen Müslüman zaruri olmayan filmleri ve programları izlememelidir. İzlemek gerekiyor ve reklam adıyla da ifsat yapılıyorsa kurtulmanın çareleri araştırılmalıdır. Bunun için: Bir ücret vermeden engellenebiliyorsa o engellemeyi yapmak farz olur. Bir ücret ödenerek reklamlardan kurtulmak mümkün ise o ücreti vermek farz olur. Ücret ödemeden izinsiz bir programla engellenebiliyorsa izinsiz bile olsa o programı kullanmak gerekir. Buradaki izin kul hakkı sınırları içinde kalan bir izin değildir. Dinimiz ve ahlakımıza yönelik büyük bir ifsattan her türlü kurtulmanın çarelerini araştırmaya ve geliştirmeye mecburuz.
İmanımız, inancımız elbette en önemli kıymetlilerimiz. Bununla birlikte duruma bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Anlıyorum ki aslında bir çaba içerisindeniz lakin daha çok, daha daha çok çaba ve gayret göstermelisiniz. Sizin durumunuzda olan kişiler, inandıkları değerlerden ziyade nasıl hissettiklerine dayalı karar verme eğilimindedirler. Sizde değerlerinizle değil daha çok duygularınızla karar veriyor olabilirsiniz. Kimse daha sonra çok pişman olacağı bir karar vermek istemez aslında, ancak bazen imtihanlı tarafımızla yaklaşıp duygularımızı coşturup, arzularımız doğrultusunda hemen eyleme geçeriz. Sonuç ise utanç ve derin pişmanlık. Sendeki bu sarmal döngüyü neler besliyor, altında hangi duygular var mutlaka işin ehli biriyle çalışıp öğrenmelisin. Sendeki sorunun ne olduğunu anlayana kadar tedavi edemezsin. Yalnız kaldığın zamanlarda neden bu günaha yöneldiğinin altında yatan nedenler elbette var lakin insan bazen kendi sorunlarına etiket koymak, yüzleşmek istemez. Gün içinde sıklıkla aklınıza cinsellik ya da izlediğiniz bazı görüntüler geliyorsa, sizi zorlayan hisler ve durumlardan sonra yalnız kalıp günahınıza giden yollara hazırlık yapıyorsanız, bu günahı eyleme döktükten sonra pişmanlık ve hemen yenilenme ve tövbe ediyorsanız, hem de bu durumlar bir döngü şeklindeyse nerede olursanız olun ister evinizde, ister Kâbe'de siz bir bağımlısınız kardeşim. Öncelikle bu durumu gerçekçi bir şekilde kabul etmelisiniz. Sonrasında hiç zaman kaybetmeden bunun üstüne özel çalışacağınız planlamalar yapmalısınız. İffetli, namuslu ve temiz olma niyetiniz ve çabanız hiç bitmesin. Buna namazı, sünnet namazlarını, Kur’an’ı, sabah akşam zikirlerini merkeze alarak başlayabilirsiniz. Kendiniz için bol bol dua ve tövbe edin ve hep yaptığınız işlerden farklı işler yaparak bu durumdan inşaallah kurtulabilirsiniz. Mesela çok yoğun duygular geldiğinde yalnız bir odaya gidip kendinizle uğraşmak yerine hızlıca dışarı çıkıp yürümek, bir şeyler dinlemek ya da spor yapmak gibi başka uğraşı alanları geliştirebilirsiniz. Beyin sıklıkla aynı şeyleri düşünüp aynı eylemlerde bulunduğu için artık hep bunu ister. Ona istediğini vermeyerek döngüyü kırarak ve bu kırmaların sayısını arttırarak güçlenirsiniz. Sizi bu günaha götüren tetikleyiciler neler listeleyebilirsiniz. Örneğin boş ev, istek duygusunun fazlalığı, uykuya geçerken telefonunun yanında olması, yalnızlık duygusu vb. birçok şey olabilir. Başta da ifade ettiğim gibi daha çok, daha çok çaba… Rabbimiz, gerçekten iyileşmek için öncelikle kararlı bir istek, tüm hayatını tekrar düzenleyebilme azmi ve kuvveti versin inşaallah.
Şunu kesinlikle bilmeliyiz: Tevbe samimi ise tertemiz yapar. Tertemiz! Bunda asla şüphemiz yoktur. Eğer temizlemedi ise tevbenin samimiliğinde sorun vardır yoksa tevbe güçlüdür, temizleyicidir. Tevbeden sonra zihin tamamen unutur, arınmışlığa döner mi? Bu sorunun cevabında ayrıntı vardır: Zihin bir süre daha günahın kirinden etkilenmiş olabilir. Bu da kişinin tekrar şeytana yenilip yenilmeyeceğinin bir testi olarak devam eder. Kişi samimi ise o izden etkilenmez, iyilik yolunda yürümeye devam eder. Bir zaman sonra da tertemiz olma durumu zihinde de gerçekleşir. Yani bu bir mücadeledir. O mücadelede kişinin dirayeti, sabrı, imtihanı değerlendirmesine bağlı olarak kazanılır veya kaybedilir.
Kıyamet günü Rabbimizin huzurunda hesap vereceğimiz şeyin adı yaşadığımız hayatımız, geçirdiğimiz saatlerimiz, ürettiğimiz işlerimizdir. Bizim imzamızla ortaya çıkmış bir şey kesinlikle bizim hesap gündemimizde olacaktır. O işi mekanik bir sistemle veya manüel bir sistemle yapmış olmamız ya da yapay zekâyı kullanarak yaptırmış olmamız Allah katındaki hesap açısından bir şey değiştirmiyor. Meseleye böyle bakmamız gerekiyor. Bunun özeti şudur: Biz Allah’a ve ahiret gününde yaptıklarımızın hesabını vermeye iman ettik. Elhamdülillah. Yeryüzünde tek başına yaşamamızla bizi gözetleyen yüzlerce denetçi ile beraber yaşamamız arasında bizim açımızdan bir fark olmamalıdır. Bizim denetçimiz yüreğimizdedir.
Şu dünya hayatında insanın önünde bulunan her şey bir fırsattır. Bu fırsat dairesine yılan bile dâhildir. Yılan bile insan için onu faydalı bir işte kullanmaya yönelik projede değerlendirmek veya yılandan zehirlenmek arasında bir tercihi vardır. Teknolojik gelişmeler de böyledir. İnsan onu kendisi ve yaşadığı evren için yararlı pozisyonda kullanmak veya günümüzde olduğu gibi insanı kendi ürettiği teknolojinin harap ettiği bir mahlûka dönüştürmek arasında kötü bir tercihe mahkûm bırakılmıştır. Bugün gelinen noktanın özeti budur. İnsan ürettiği teknoloji ile kendi hemcinsini bile parçalayabilecek bir canavara dönüşmüştür. En basit örneklerden biri olarak bugün, mutfaklarda veya ofislerde kullanılan pek çok yararlı eşyanın aslında askeri maksatlarla üretildiğini ama zamanı geçince ya da rakipler de benzerini üretince sivil kullanıma verildiğini ne yazık ki gözlerimizle müşahede ediyoruz. İlaç sektöründe de benzer şeyden söz edilebilir. İnsan ürettiği ile insanlığını geliştirmeli ama ilahlaşmaya kalkışmamalıdır. Dinsiz ve ahlâksız bir teknolojinin sonunda nereye götürebileceğini çok açık bir şekilde izliyoruz.