Fetva Meclisi
Soru
Hocam erkeğin, başka bir erkeğin avretine, örtülü haldeyken (örneğin pantolonunun uyluk kısmına) dokunması haram mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kadın, -zaruret bulunmadıkça- eşi dışındaki herhangi bir erkeğin avret sayılan yerlerine bakamaz ve dokunamaz. Ayrıca eşi ve mahremleri dışındaki erkeklerin avret sayılmayan yerlerine de dokunamaz. Buna göre bakıma muhtaç durumdaki bir erkeğin bakımının, öncelikle eşi, sonra hemcinsi olan yakınları veya diğer erkek bakıcılar tarafından yapılması gerekir. Tüm bu kişiler arasında yaşlı veya hastanın bakımını yapacak kimse bulunamadığı takdirde, öncelikle mahremi olan bir kadın, bulunamaması halinde başka bir kadın tarafından bakılması zaruret hâline gelmiş olur. Böyle bir durumda söz konusu kadının bakıma muhtaç erkeğe zaruret miktarınca dokunmasında veya avret yerlerine bakmasında dinen bir sakınca olmaz. (bk. Merğînânî, el-Hidâye, 4/369)
Futbol sizin veya başkasının haramına sebep olduğu zaman sakıncalıdır. Uzak durun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Böyle kılınan namaz, namaz olarak kabul olur ama ortada saygısızlıktan kaynaklanan bir vebal olur.
Ev geniş ise ve mahremiyete dikkat edilerek bir misafirlik yapılacaksa ne sakıncası olur ama karma ve genel oturur şekilde bir misafirlik yapılacaksa o yanlıştır.
Avret bölgesine ait hizmetleri yapamayan bir erkeğin avretine illa bakılması gereken bir durum varsa ancak zaruret kadar başka bir erkek bakmalıdır. Böyle bir erkek yoksa gelini veya başka bir kadın hemşire yerine koyarak kendisini bakıp hizmetini yapabilir.
Başka bir ayrıntı yoksa sadece kocası yanında olan bir kadını ziyaret için haram ifadesini kullanamayız. Haram olmasa da riskten ve kerahiyetten söz etmemiz de şarttır. Mahremiyete dikkat ediliyorsa ve evde o yabancı erkekle tek başına kalınmıyorsa haram demeyiz. Bunu, bir zaruret olmadığı sürece sadece keyfi bir maksatla yapmanız ise mü'min bir bayan vakarına yakışmaz.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Evleneceğiniz kimselerde taviz veremeyeceğiniz konular: Eşinizin namaz kılması, dini emirleri benimsemesi ve haramlardan korkması gibi dini hassasiyetleri olması çok önemlidir. Güzel ahlak, güven ve sadakat olmadan huzurlu bir evlilik olmaz. Hayat tarzınızın ve hedeflerinizin uyumlu olması gerekir. Namaz kılmayan ama ahlaklı bir insan evlilikte sorun çıkarabilir. İslam’ın temel ibadetlerine özen gösteren biriyle evlenmek sizi daha huzurlu kılar.
Medyada kullanılan ticari reklamlar dâhil olmak üzere bütün reklam çeşitleri büyük bir risk oluşturmaktadır. Başta ahlâk olmak üzere dinimizi ifsat etmeye yönelik bu reklamlarla mücadele edilmelidir. Esasen Müslüman zaruri olmayan filmleri ve programları izlememelidir. İzlemek gerekiyor ve reklam adıyla da ifsat yapılıyorsa kurtulmanın çareleri araştırılmalıdır. Bunun için: Bir ücret vermeden engellenebiliyorsa o engellemeyi yapmak farz olur. Bir ücret ödenerek reklamlardan kurtulmak mümkün ise o ücreti vermek farz olur. Ücret ödemeden izinsiz bir programla engellenebiliyorsa izinsiz bile olsa o programı kullanmak gerekir. Buradaki izin kul hakkı sınırları içinde kalan bir izin değildir. Dinimiz ve ahlakımıza yönelik büyük bir ifsattan her türlü kurtulmanın çarelerini araştırmaya ve geliştirmeye mecburuz.
İmanımız, inancımız elbette en önemli kıymetlilerimiz. Bununla birlikte duruma bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Anlıyorum ki aslında bir çaba içerisindeniz lakin daha çok, daha daha çok çaba ve gayret göstermelisiniz. Sizin durumunuzda olan kişiler, inandıkları değerlerden ziyade nasıl hissettiklerine dayalı karar verme eğilimindedirler. Sizde değerlerinizle değil daha çok duygularınızla karar veriyor olabilirsiniz. Kimse daha sonra çok pişman olacağı bir karar vermek istemez aslında, ancak bazen imtihanlı tarafımızla yaklaşıp duygularımızı coşturup, arzularımız doğrultusunda hemen eyleme geçeriz. Sonuç ise utanç ve derin pişmanlık. Sendeki bu sarmal döngüyü neler besliyor, altında hangi duygular var mutlaka işin ehli biriyle çalışıp öğrenmelisin. Sendeki sorunun ne olduğunu anlayana kadar tedavi edemezsin. Yalnız kaldığın zamanlarda neden bu günaha yöneldiğinin altında yatan nedenler elbette var lakin insan bazen kendi sorunlarına etiket koymak, yüzleşmek istemez. Gün içinde sıklıkla aklınıza cinsellik ya da izlediğiniz bazı görüntüler geliyorsa, sizi zorlayan hisler ve durumlardan sonra yalnız kalıp günahınıza giden yollara hazırlık yapıyorsanız, bu günahı eyleme döktükten sonra pişmanlık ve hemen yenilenme ve tövbe ediyorsanız, hem de bu durumlar bir döngü şeklindeyse nerede olursanız olun ister evinizde, ister Kâbe'de siz bir bağımlısınız kardeşim. Öncelikle bu durumu gerçekçi bir şekilde kabul etmelisiniz. Sonrasında hiç zaman kaybetmeden bunun üstüne özel çalışacağınız planlamalar yapmalısınız. İffetli, namuslu ve temiz olma niyetiniz ve çabanız hiç bitmesin. Buna namazı, sünnet namazlarını, Kur’an’ı, sabah akşam zikirlerini merkeze alarak başlayabilirsiniz. Kendiniz için bol bol dua ve tövbe edin ve hep yaptığınız işlerden farklı işler yaparak bu durumdan inşaallah kurtulabilirsiniz. Mesela çok yoğun duygular geldiğinde yalnız bir odaya gidip kendinizle uğraşmak yerine hızlıca dışarı çıkıp yürümek, bir şeyler dinlemek ya da spor yapmak gibi başka uğraşı alanları geliştirebilirsiniz. Beyin sıklıkla aynı şeyleri düşünüp aynı eylemlerde bulunduğu için artık hep bunu ister. Ona istediğini vermeyerek döngüyü kırarak ve bu kırmaların sayısını arttırarak güçlenirsiniz. Sizi bu günaha götüren tetikleyiciler neler listeleyebilirsiniz. Örneğin boş ev, istek duygusunun fazlalığı, uykuya geçerken telefonunun yanında olması, yalnızlık duygusu vb. birçok şey olabilir. Başta da ifade ettiğim gibi daha çok, daha çok çaba… Rabbimiz, gerçekten iyileşmek için öncelikle kararlı bir istek, tüm hayatını tekrar düzenleyebilme azmi ve kuvveti versin inşaallah.
Şunu kesinlikle bilmeliyiz: Tevbe samimi ise tertemiz yapar. Tertemiz! Bunda asla şüphemiz yoktur. Eğer temizlemedi ise tevbenin samimiliğinde sorun vardır yoksa tevbe güçlüdür, temizleyicidir. Tevbeden sonra zihin tamamen unutur, arınmışlığa döner mi? Bu sorunun cevabında ayrıntı vardır: Zihin bir süre daha günahın kirinden etkilenmiş olabilir. Bu da kişinin tekrar şeytana yenilip yenilmeyeceğinin bir testi olarak devam eder. Kişi samimi ise o izden etkilenmez, iyilik yolunda yürümeye devam eder. Bir zaman sonra da tertemiz olma durumu zihinde de gerçekleşir. Yani bu bir mücadeledir. O mücadelede kişinin dirayeti, sabrı, imtihanı değerlendirmesine bağlı olarak kazanılır veya kaybedilir.
Kıyamet günü Rabbimizin huzurunda hesap vereceğimiz şeyin adı yaşadığımız hayatımız, geçirdiğimiz saatlerimiz, ürettiğimiz işlerimizdir. Bizim imzamızla ortaya çıkmış bir şey kesinlikle bizim hesap gündemimizde olacaktır. O işi mekanik bir sistemle veya manüel bir sistemle yapmış olmamız ya da yapay zekâyı kullanarak yaptırmış olmamız Allah katındaki hesap açısından bir şey değiştirmiyor. Meseleye böyle bakmamız gerekiyor. Bunun özeti şudur: Biz Allah’a ve ahiret gününde yaptıklarımızın hesabını vermeye iman ettik. Elhamdülillah. Yeryüzünde tek başına yaşamamızla bizi gözetleyen yüzlerce denetçi ile beraber yaşamamız arasında bizim açımızdan bir fark olmamalıdır. Bizim denetçimiz yüreğimizdedir.
Şu dünya hayatında insanın önünde bulunan her şey bir fırsattır. Bu fırsat dairesine yılan bile dâhildir. Yılan bile insan için onu faydalı bir işte kullanmaya yönelik projede değerlendirmek veya yılandan zehirlenmek arasında bir tercihi vardır. Teknolojik gelişmeler de böyledir. İnsan onu kendisi ve yaşadığı evren için yararlı pozisyonda kullanmak veya günümüzde olduğu gibi insanı kendi ürettiği teknolojinin harap ettiği bir mahlûka dönüştürmek arasında kötü bir tercihe mahkûm bırakılmıştır. Bugün gelinen noktanın özeti budur. İnsan ürettiği teknoloji ile kendi hemcinsini bile parçalayabilecek bir canavara dönüşmüştür. En basit örneklerden biri olarak bugün, mutfaklarda veya ofislerde kullanılan pek çok yararlı eşyanın aslında askeri maksatlarla üretildiğini ama zamanı geçince ya da rakipler de benzerini üretince sivil kullanıma verildiğini ne yazık ki gözlerimizle müşahede ediyoruz. İlaç sektöründe de benzer şeyden söz edilebilir. İnsan ürettiği ile insanlığını geliştirmeli ama ilahlaşmaya kalkışmamalıdır. Dinsiz ve ahlâksız bir teknolojinin sonunda nereye götürebileceğini çok açık bir şekilde izliyoruz.