Fetva Meclisi
Soru
Faiz'e herhangi bir şart altında ruhsat verilmesi söz konusu mudur? Böyle bir içtihat var mıdır? Zira ayeti kerimede faiz için bir "ama" ifadesi geçmiyor dolayısıyla istisnaları olan bir haram değil diye biliyorum. Yine de gerçek bir olay için icazetinin olup olmadığını sormak isterim? Gerçek olay : Bir kimse elindeki mülkleri dolandırıcılar aracılığıyla kaybetti. Buna mukabil; gerekli hukuki davaları açması gerekti fakat belirli meblağlar yatırmak mahkemeler tarafından zorunlu koşuldu. Bu maddi bedeller eşten dosttan rica ile toplanacak miktarlarda olmadığı için daha büyük bir dünyevi maddi zararlardan(mülklerini kaybetmemek için) , haciz ve hapis cezası gibi hükümlerden de kurtulmak adına faizle kredi çekerek mahkemelere bu bedelleri yatırdı. Şayet bu bedeller yatırılmamış olsaydı kişinin hakkını arama talebi kanunen reddedileceği için kişi mülklerini kaybetmiş olacaktı. Böyle meşakkatli bir süreçte kullanılan bu faiz için o kişinin gönlünü rahatlatacak icazeti almaktan ziyade bu işin karşılığını öğrenmek isterim. Zira bu kişi yakınımdır.
Cevap
Benzer fetvalar
Evvela siz, iktisat yaparak bir aylık birikimle yaşama yoluna kendinizi alıştırın. Buna rağmen, sizin iradenizin dışında ve tamamen kahır altında faiz ödemek zorunda kalırsanız inşallah ondan mesul olmazsınız. Allah'a emanet olun.
Faiz olan bir şeye mü'min talip olamaz.
Zaruret durumunda haramların geçici olarak kalkması kuralı faiz için de geçerlidir. Domuz etinin yenebileceği ağır şartlara benzer ağır şartlar faiz için de ortaya çıktığında faiz verilebilir. Kural umumidir ama Müslüman insanların domuzdan uzak kalma hassasiyetini sürdürmede gösterdikleri titizlik faiz için uygulanmayabilmektedir. Küçük bir eğme ile faizin bütününe kapı aralanabiliyor olduğunu görüyoruz. Domuz eti ile ilgili ruhsat, ölümcül durumlar veya alternatifin bittiği durumlarda tıbbi kullanımda iken faizi evi büyütmekten işi geliştirmeye kadar hayali denebilecek zaruretlerde kullanabiliyor insanlar. Bu nedenle de zaruretlerin faiz üzerinden örneklendirilmesi bir risk taşımaktadır. İnsanın dinini, bedenini, aklını, iffetini ve malını kökten ve hayali olmayan bir şekilde tehdit eden her sıkıntı için zaruretten söz edilebilir. Buradaki sıkıntı yoğun çalışmak zorunda kalmak, çok bunalmak, krediyi tüketmek gibi durumlar asla değildir. Muhtemel sıkıntıları zaruret boyutunda göremeyiz. “Şu yatırımı yapmazsan hapis cezası alırsın” ile “kesinleşmiş mesela beş yıllık hapis cezası kararı” aynı değildir. Mesela aynı ticareti taksitli bir ödeme ile ama pahalı olarak yapabilen için zaruret denecek gerekçeden söz edilemez. Kirada oturmak veya iş yeri açmak faize gerekçe olabilecek bir zaruret olamaz. Bu hassasiyetleri de şüphesiz herkes imanı ve takvası kadar kollayacaktır.
Bankayla zaruret olmadıkça ilişki içinde olmak caiz değildir. Paranızın aslı kirlenmemiş olsa bile siz vebal içinde olursunuz. Allah'a emanet olun.
Faizden tevbe etmiş ve bu günahtan kurtulmak isteyene yardım edilir ve edilmelidir. Yalnız bu konuda tevbe etmemiş kimseye ise mesafeli durmak doğru olandır.
Faizin her çeşidinin büyük günahlardan biri olduğu tartışılamaz bir konudur. Kıyamete kadar faiz için kesin haram olma ilkesi değiştirilemeyecektir. Bunu birinci ilkemiz olarak belirleyebiliriz. Neyin faiz nedeniyle haram olduğu neyin de olmadığı ise başka bir ayrıntıdır. Bu ayrıntı fakihlerin üzerinde asırlardan beri çalıştığı bir mesele olarak önümüzde bulunmaktadır. Ekonomik menfaatlerin dinden ve insandan daha değerli tutulduğu bir zamanda Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar açısından bazı zaruri ihtiyaçların temini için ‘o kadarı caiz olabilir’ denecek faiz ruhsatları bulunabilir mi sorusu git gide yaygınlaşmaktadır. Bir tarafta haram helal ayırmadan yaşayan kitleler bulunurken diğer taraftan kuruştan bile faiz ihtimali nedeniyle uzak durmaya çalışan dar bir kesimin zaruri ihtiyaçlarını dahi gidermekte zorlandığı da bir gerçektir. Bu çerçevede şu tespiti yapabiliriz: a- Bizim kanaatimiz normal şartlarda faizin hiçbir çeşidinin helal olmayacağıdır. Bazı ilim adamları ise Türkiye gibi ev edinmenin çok zor olduğu ortamlarda İLK EVİNİ satın alacak birinin başka bir çaresi kalmamış ise kredi ile ev alabileceğini söylemektedirler. Genel bir fetva değilse de gerçek bir zorunluluk yaşayan için değerlendirilebilir bir fetva olarak görülebilir zannederiz. b- Hangi şartların zorunluluk/çaresizlik olacağı herkesin kendi iman ağırlığına göre verebileceği bir karardır. Yöneticilerin yıllar süren gafleti, suiistimali veya vurdum duymazlığı nedeniyle ortaya çıkan fakirliği dinden taviz kopararak kapatmaya çalışmak elbette kabul edilemez. Ortadaki durum bir iman ve takva mücadelesidir. Takvadan yana olmaya dikkat edilmelidir. Ağır bir zaruret hâlinde ise zaruretler için verilen fetvalardan istifade edilebilir ama ZARURETİN ne olduğunu tespit herkes için farklı olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
banka konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir gerekçe ile işi terk etmeniz gerekmez. Maaşınız orada yatsın. Vakti gelince alın. Zaruret bulunur da bir iki gün alamazsanız da biiznillah sakıncası olmaz. Paranızı helal çalıştığını söyleyen bankalardan birine sonradan yatırın.
Sözünü ettiğiniz kurum için faizci bir kurum diyemeyiz.
Bildiğimiz kadarı ile PTT deki para nakil işlemi banka mantığı ile yapılmıyor. Bankacılık yaptığı işlemleri diğer bankalarla aynı tutulmalıdır. Para havale işleminde ise bir sakınca olmadığı kanaatindeyiz. Nakil için alınan ücret normaldir.
Buna infak demeden yapın. İnfak biraz daha sadaka anlamı çağrıştırıyor. Yetimlere ve benzeri müstahaklara verebilirsiniz.
Zekâtı veren kişinin onu alacak kişiye ulaştırması zekâtın gereğidir. Dolayısıyla havale masrafı gibi bir masraf zekâttan kesilemez. Zekat eksik verilmiş olur.
Kazancının tamamı banka gibi bir haram kaynaktan oluşanın ikramını yememek esastır. Onu bir inkâra sevk etmeyecek ya da husumet oluşturmayacak bir yöntemle mesela o gittikten sonra yemeyerek veya benzeri bir yöntemle ondan kurtulmak gerekir.