Fetva Meclisi
Soru
Domuz da haram faiz de. Domuz için zaruret durumunda yenir diye hep duyuyoruz. Faiz için bir zaruret yok mu, Müslüman ölse de faiz veremez mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Faizin her çeşidinin büyük günahlardan biri olduğu tartışılamaz bir konudur. Kıyamete kadar faiz için kesin haram olma ilkesi değiştirilemeyecektir. Bunu birinci ilkemiz olarak belirleyebiliriz. Neyin faiz nedeniyle haram olduğu neyin de olmadığı ise başka bir ayrıntıdır. Bu ayrıntı fakihlerin üzerinde asırlardan beri çalıştığı bir mesele olarak önümüzde bulunmaktadır. Ekonomik menfaatlerin dinden ve insandan daha değerli tutulduğu bir zamanda Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar açısından bazı zaruri ihtiyaçların temini için ‘o kadarı caiz olabilir’ denecek faiz ruhsatları bulunabilir mi sorusu git gide yaygınlaşmaktadır. Bir tarafta haram helal ayırmadan yaşayan kitleler bulunurken diğer taraftan kuruştan bile faiz ihtimali nedeniyle uzak durmaya çalışan dar bir kesimin zaruri ihtiyaçlarını dahi gidermekte zorlandığı da bir gerçektir. Bu çerçevede şu tespiti yapabiliriz: a- Bizim kanaatimiz normal şartlarda faizin hiçbir çeşidinin helal olmayacağıdır. Bazı ilim adamları ise Türkiye gibi ev edinmenin çok zor olduğu ortamlarda İLK EVİNİ satın alacak birinin başka bir çaresi kalmamış ise kredi ile ev alabileceğini söylemektedirler. Genel bir fetva değilse de gerçek bir zorunluluk yaşayan için değerlendirilebilir bir fetva olarak görülebilir zannederiz. b- Hangi şartların zorunluluk/çaresizlik olacağı herkesin kendi iman ağırlığına göre verebileceği bir karardır. Yöneticilerin yıllar süren gafleti, suiistimali veya vurdum duymazlığı nedeniyle ortaya çıkan fakirliği dinden taviz kopararak kapatmaya çalışmak elbette kabul edilemez. Ortadaki durum bir iman ve takva mücadelesidir. Takvadan yana olmaya dikkat edilmelidir. Ağır bir zaruret hâlinde ise zaruretler için verilen fetvalardan istifade edilebilir ama ZARURETİN ne olduğunu tespit herkes için farklı olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Ben zengin olduğu halde yüklü bir kira vererek başkasının evinde oturan da biliyorum. Kiracı olmak zaruret içinde olmayı göstermiyor. Nitekim bir insanın evi olduğu halde zaruret içinde olması da mümkündür. Zaruret hali, ortada kalma halidir. Bu da bir miktar vicdani bir karardır. Faize kapı açacak kadar zaruret içinde olmak herkese göre değişebilir. Kendimize takvaya daha yakın olan yolları aramamız gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
Faiz ebediyyen haramdır ama kullanılmasına ruhsat verilebilecek zaruretler olabilir. Bu zaruretin niteliği ve niceliği ise kişiye özel olarak incelenmelidir. Verdiğiniz örnekte misal faizden önceki alanlar çok çabuk tüketilmiş gibi durmaktadır.
Değerli kardeşim, memleketimiz ve bütün dünya çetin bir fırtınanın içinde can ve mal derdine düşmüştür. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır etsin. Bütün insanlığı kötü sonlardan muhafaza buyursun, gelişmelerden ibret almayı hepimize nasip etsin. Piyasada büyük bir para daralması olduğu ve daha da artarak devam edeceği muhakkaktır. Bunun sonucu olarak da bankalar üzerinden çare arayışları olacaktır. Faiz, Allah’ın en büyük haramlarından biridir. Normal piyasa şartlarında kuruşu için bile ruhsat verilemez. Mevcut olağan üstü ve ulusal hatta evrensel durum karşısında devlet bankalarının vatandaşları rahatlatmak için vereceği kredilerin caiz olması ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: a- Böyle büyük ve yaygın bir afetle bağlantılı konuda DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’nun vereceği fetva ile amel eden biiznillah vebale girmez. Sıkışmış olanlar kurulun kararlarını izleyebilir. b- Bizim şahsi kanaatimiz ise AÇ VE AÇIK denecek düzeye düşmeden faizli bir kurumun kapısında olmak caiz değildir. Dinimiz mesela domuz etini de haram etmiştir ama ölümle burun buruna gelene bir ruhsat vermektedir. Bu da ona benziyor zannederiz. Herkes kendi durumunu ve zaruretin oluşup oluşmadığını takdir etmelidir. Birbirimizin vebali ile ahirete gitmenin anlamı yoktur.
Benim bildiğim fıkıh bilgisine göre bu işlem; ancak KİRALAYABİLECEK bir ev dahi bulamayan Müslüman için zarureten caiz olabilir. Tapulu evi olmaması bir insan için faize ruhsat oluşturabilecek bir zaruret değildir. Bankanın bu işlemden kâr etmiyor olmasını da anlamlı bir gerekçe olarak görmüyorum. Faizli bir banka bu işten zarar bile ediyor olsa, Müslümanların faize karşı direncini ve dik duruşunu zayıflatmış olması, onun için en büyük kârdır. Korkarım bu da gerçekleşecektir neticede. Eğer bir önceki yıla göre faize karşı mesafemiz bir milim geriledi ise biz dünyalık ev kazansak da ahiret evimizi kaybedebiliriz maazallah.
Evet, dinimiz zorlu günler için ZARURET ZAMANI RUHSATLARI getirmiştir. Bu ruhsatların kullanılabilmesi için bazı ilkeler de konmuştur. Bu ilkelerin oluştuğu durumda zaruret çizgisine gelinmiş sayılır ve hükümler ona göre uygulanır. Sözünü ettiğimiz bu zaruret durumu özel olarak şu hususların gerçekleşmesi ile ortaya çıkar: 1. Zorunlu durum, muhtemel değil mevcut olmalıdır. Mesela bir ekonomik kriz bekleniyor başka şeydir, fiilen var olan ekonomik kriz başka şeydir. Zaruret ancak fiilen var olan için kullanılabilir. 2. Bu durum oluşunca Müslüman için hiçbir alternatif kalmamış olmalıdır. Mesela Müslüman, normal ticaretini veya geçimini ancak yedek arsasını satarak sürdürebilecek ise onun için faize ruhsat verebilecek bir zaruret konuşulamaz. 3. Böyle bir zaruret uygulaması, dinin temel kurallarını çiğneme nedeni olmamalıdır. Mesela başka bir insanın can ve mal güvenliğinin yok kabul edilmesi gibi bir yöntem olmamalıdır. 4. Bir şeye zaruri ruhsat verilmesi yasağın kaldırılmış olması değildir. Sadece bir merhaleyi aşmak ve bir sorunu gidermek içindir. Ruhsat bu sınırlı an için kullanılabilir, genel bir izin gibi kullanılamaz. Ruhsat kullanırken de en az zararlıdan daha zararlıya doğru atlanarak tercih yapılır. En temel ölçüleri ile bu şartlarda bir zaruret ruhsatından söz edilebilir.
domuz eti konusundaki diğer fetvalar
Yarın domuz eti yemekle ilgili de bir kanun çıkarabilirler; o zaman ne yapacaksınız? Kâfirlerin beğenisine göre bir kulluk yaşayamayız biz. Evet, yasal bir zorluk bizi bir kereliğine bir hataya sevk edebilir. Bir kere daha da sevk edebilir ama o hata hiçbir zaman bizim içimize sinmez, sinemez. Eğer Allah’ın bir haramı ile sürtüşmeden yaşayamayacaksak eğer hicret yollarını ararız. Gerekiyorsa hicret ederiz. Bu şekilde bakmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Gönül ister ki böyle bir uygulamaya hiç karışmamış olalım. Bulunduğunuz devletin zaruri saydığı bir uygulama olduğu için bir vebal olmamasını ümit ederiz. Mümkünse yemek dağıtma sırasında başka bir çalışana devretme yolunu deneyebilirsiniz. Mümkün değilse kalbimizde bu işten hoşlanmadığımız hissiyatını canlı tutarak dağıtım yaparsınız. Allah'ın bu durumdan kurtarması için de duanızı kesmeyin. Allah yardımcınız olsun, sıkıntılı durumlardan en kısa sürede kurtulmanızı nasip etsin.
İşin sadece pastane ürünlerini (tatlı, pasta, kek vb.) hazırlamakla sınırlıysa ve doğrudan domuz etiyle temasta bulunmuyorsan, çalıştığın işletmede haram ürünler satılıyor olsa da senin yaptığın iş doğrudan haram sınıfına girmez. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bazı önemli hususlar var: Harama yardım ve destek meselesi varsa sorun olur. Dinimizde “günaha yardım etmek” haramdır. Nitekim Kur’ân’da şöyle buyrulur: "Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın." (Mâide sûresi, 2. âyet) Eğer yaptığın iş domuz etli bir ürünün hazırlanmasına katkı sağlıyorsa (örneğin aynı mutfakta domuzlu ve domuzsuz ürünler birlikte hazırlanıyorsa) veya senin ürünün domuz eti içeren başka ürünlerle birlikte paketlenip satılıyorsa ya da sen müşterilere domuz içeren ürünleri de sunuyorsan o zaman bu, doğrudan olmasa da günaha dolaylı yardım kategorisine girer. Bu da çalışmayı şüpheli ve sakıncalı hâle getirir. Çalışma tamamen pastane içinde ve ayrıysa sen de sadece pastane kısmında çalışıyor, hiçbir şekilde domuz eti veya haram katkı içeren ürünlere dokunmuyorsan ve ayrı bir bölümde, temiz malzeme ile üretim yapıyorsan bu durumda çalışman caiz olur. Fakat ortamda haram ürünler bulunması sebebiyle bu kerâhetli/mekruh bir durumdur. Yani mübah olmakla birlikte sakıncalı bir zemin üzerindedir. Kalbinin rahatsız olması da bu yüzden yerindedir. Alternatif imkân varsa onu değerlendirmeni tavsiye ederim. Yani başka bir iş imkânı, başka bir pastane veya helâl hassasiyeti olan bir işletme varsa orada çalışmak öncelikli tercihtir ve bu senin hem rızkını hem gönül huzurunu artırır. İmkânı olan bir mümine düşen de budur. Rabbinden kolaylık dile kardeşim. Helâl rızık için gösterdiğin bu duyarlılık, senin için sadaka gibidir. Allah sana hayırlı ve tertemiz bir rızık kapısı açsın.