Fetva Meclisi
Soru
Benim dedemin ilk evliliğinden bir erkek iki de kızı var. Sonradan ayrılıp ikinci eşi yani anneannemle evleniyor, bu evlilikten de dört kız oluyor. Birinci evlilikteki erkek kardeş anneme namahrem mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Annenizin ikinci evlilik sebebi ile doğan çocukları da (babalarınız farklı olsa da) kardeşinizdir. Yani her iki durumda da mahremiyet ilişkisi vardır. Şu bilgi de aklımızda bulunsun; "Sâdece anne veya babanın aynı olması da mahremiyetin oluşmasını sağlar."
Evet, anneniz ve baba tarafından üvey teyzeniz kardeştirler. Bu teyzeniz sizin mahreminizdir. Bu iki kardeşin yalnızca şöyle bir farkı var. Miras alırken her iki kardeş kendi öz anne ve babalarından alacaklardır.
Ölen kişinin babası, annesi, iki kızı ve iki erkek kardeşi var kabul edersek sonuç şudur: Babası % 16,6 Annesi % 16,6 İki kız çocuğu % 33,3’şar Hisse alır. Başkası hisse almaz. Kendi öz annesi ondan önce öldü ise şu şekilde bölünecek: Baba % 33,3 Kızların her biri % 33,3
Selamünaleyküm. Sakın böyle bir şey yapmayın. Çocuk, üçüncü bir insan devreyi girmeden doğarsa adı normal çocuk olur. O kadınla evlenin, ondan çocuğunuz olsun, beraberce büyütün.
Dinimizde başkasının doğurduğu çocuğu evlat edinmek yoktur. Böyle bir iş yaparsanız eşiniz için ya da sizin için muhakkak sorun olur.
Bir insan babasının evlendiği annesi olmayan bir kadının BAŞKASINDAN OLMA ÇOCUĞU ile evlenebilir. Aile ortamınız ve çevre kültürünüz bunu kaldırıyorsa evlenebilirsiniz, dinen bir sakınca yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Keşke ne üniversite ne de tesbih namazı hiçbiri olmasa da TEK BİR SABAH NAMAZI KAÇIRMAYAN bir mü’min olsa idin!
Gerisi faziletli değil şeklinde anlaşılabilecek bir fazilet olmaz Kur'an'ımızda. Evet, o ayetler için bir faziletten söz edilmiştir ama bize pratik olarak şöyle bir sonuç getirecek şey olarak anlaşılmamalıdır.
Mest mubah bir iştir. Mubah olan bir şeyi kullanmak genç/ihtiyar ayrımına ancak onu mubah yapan nas ile mümkün olur. Mest için öyle bir ayrım yoktur. Kullanan kişinin onu keyfi için de kullanabilir zarureti için de. İbadeti hafife almak gibi bir kast ise her zaman ve herkes için olabilir. Onu ayrı bir zaviyeden değerlendiririz.
Eşinin yatağa davet ettiği bir kadın, makul bir gerekçesi olmadan eşini reddederse bu onun için bir vebal oluşturur. Bu vebal şöyle anlaşılmalıdır: O daveti reddettikten sonra mesela nafile namaz kılmaya kalkışsa o namaz 'kendisinden beklenen ve sevap kaynağı' bir namaz olmaz. Yoksa o kadının farz namazlarının kabul olmaması gibi bir anlayış yanlıştır. Öyle bir şey yoktur.
Hayır, böyle bir kural yoktur. Elbette Allah Teâlâ yaptığının benzerini yaşamadan kulunun ruhunu almayabilir. Bu bir ceza çeşidi olabilir ama kural değildir. Hata eden, ettiği hatadan tevbe etmelidir. Eğer hata bir insanla ilgili ise yani kul hakkı dediğimiz durum varsa tevbe ile alakalı olarak ilave bir durum daha oluşur; o kişi ile de helalleşmek gerekir. Hak sahibi yaşarken sadece tevbe etmek yeterli olmaz.