Fetva Meclisi
Soru
Tevbe suresinin son ayetinin faziletli olduğu söyleniyor. Böyle bir şey İslam’da var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Teravih namazının bir Sünnet olarak fazileti bellidir. Gün gün şeklinde bir fazilet de naslarda yoktur. Gerisi temenni niteliğinde olur. Temenni de sonuç olarak din adına bir hüküm değildir.
Müslümanların onu FASIK bilmesine sebep olacak bir hatadan tevbe edenin onu bilenlere de tevbesini iletmesi doğru olandır. Özellikle başkalarına zarar veren birinin o zararı kaldırması da bunun gibidir. Tevbe, günahın etki alanını temizlemek olarak anlaşılmalıdır.
Fatiha suresinden sonra okunan ayetler veya surelerde, Kur'an'daki sıralamaya dikkat edilmesi, ikinci rekaatte birincidekinden daha az okunması, kısa surelerden okunuyorsa ya peş peşe sureler okunmalı ya da en az iki sure atlayarak yani tek sure atlamadan okunmalıdır. Bu kural, özellikle farz namazlar içindir. Nafilelerde de buna riayet edilmesi elbette fazilettir ama namaza zararı yoktur.
Hatalı okunan ayeti doğru okumak yeterlidir. Allah kabul buyursun.
Fatiha'nın Kur'an ayetleri olarak okunması elbette mübarektir ama şu iş için şurada okunsun denmesi ancak nasla mümkün olur. O da yoktur. Buna rağmen, Kur'an'dan bir bölümün ihya edilmesi bakımından bir hasene olarak görüle gelmiştir. Camilerdeki toplu tesbihat için de ayın şeyleri söyleyebiliriz. Kökenini karıştırmamız, onun bid'at olmasından daha büyük bir risk getirecekse böyle şeyleri karıştırmamak ama doğru bildiğini yapmak evladır.
Selamünaleyküm. Bu namazların evde kılınmasında sakınca yoktur. Bu namazlar Cuma Namazı'nın ana ekseninden değildir. İhtiyaten kılınmaktadır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Mest mubah bir iştir. Mubah olan bir şeyi kullanmak genç/ihtiyar ayrımına ancak onu mubah yapan nas ile mümkün olur. Mest için öyle bir ayrım yoktur. Kullanan kişinin onu keyfi için de kullanabilir zarureti için de. İbadeti hafife almak gibi bir kast ise her zaman ve herkes için olabilir. Onu ayrı bir zaviyeden değerlendiririz.
Hayır, böyle bir kural yoktur. Elbette Allah Teâlâ yaptığının benzerini yaşamadan kulunun ruhunu almayabilir. Bu bir ceza çeşidi olabilir ama kural değildir. Hata eden, ettiği hatadan tevbe etmelidir. Eğer hata bir insanla ilgili ise yani kul hakkı dediğimiz durum varsa tevbe ile alakalı olarak ilave bir durum daha oluşur; o kişi ile de helalleşmek gerekir. Hak sahibi yaşarken sadece tevbe etmek yeterli olmaz.
Yasin suresi veya Kur'an'dan bir bölümün Latin harflerle okunmasının 'Kur'an okumak' düzeyinde okuma olmayacağını söyleyebiliriz. Öyle bir okuma yerine iyi bir hafızdan dinlemeyi tercih edebilirsiniz.
Dedenizin ikinci eşinden doğan çocukları annenizin (anneleri farklı da olsa) kardeşleridir.
Uçakta ayakta namaz kılmak mümkün değil ise ki genelde mümkün olmamaktadır, oturulan koltukta uçağın gittiği yöne doğru yani kıble aranmaksızın ima ile namaz kılınabilir.
Büyük veya küçük günahlar, işleneceği Allah Teâlâ'nın bildiği şeylerdir. Bunun için de 'kaderde vardı yani Allah biliyordu' denmiştir. Yoksa Allah yapılmasını emreder gibi yazdığı için yapılmış şeyler değildir. Herkes yaptığının cezasını 'o işi kasten yaptığı için' çekecektir.