Fetva Meclisi
Soru
Kul, yaşattığını yaşamadan ölmez mi? İnsanlar yaptıkları kötülüklerin aynısını yaşamadan ölmez mi? Yani demek istediğim, ben bir insana bir kötülük yaptım ve tövbe ettim, o kişiden bu iş için helallik de aldım. Yaptığım kötülüğü ilerde bir başkasından görür müyüm?
Cevap
Benzer fetvalar
Kul hakkı ile alakalı bir günah için sahibi ile helalleşmek şarttır. Onun dışındaki günahlar için samimi bir tövbe ve tekrar dönmemek yeterlidir. Devletin tatbik etmesi gereken cezalarla düşen günahlar vardır ama şu anda böyle bir imkân olmadığından en büyük umudumuz tövbedir. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Asıl olan hak sahibi ile helalleşmektir. Diğer günahlar gibi, tövbe etmek kul hakkını silmez. Sahibi hakkını helal etmelidir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda, o hak sahibine bir yol ulaştırılabilirse ya da onun adına sadaka olarak verilirse inşallah haktan kurtulmak mümkün olur.
Aleykümselam. Hayır, böyle bir şey yoktur. Kul, Allah ile arasındaki işleri yine Allah ile halleder. Tevbe eder ve kapatır geçmişini. İnsanlara mal olan işleri yapanlar içindir bu sözünü etitğiniz kural.
Kul hakkı ancak tevbe ve hakkı sahibine iade etmek yani helalliğini almakla kalkabilir. Nafile ibadetlerin çokluğu kul hakkını gidermez.
Bir insanın hakkına giren birisi tevbe etmelidir. Tevbesinin şartlarından biri de hakkına girdiği insandan helallik almasıdır. Helallik alması, ona verdiği zararı geri iade etmesidir. Size hakkını helal etmeyen kişiyi bir zaman sonra da olsa ikna etmelisiniz. Ona ait parayı bekletin. İlk fırsatta iade edersiniz. Hiç imkân olmaz da veremezseniz, bu arada o ölürse parayı onun adına sadaka verirsiniz.
İnsanların birbirlerinin ayıpları ile uğraşmamaları gerekir, herkes kendi ayıbı ile ilgilenmelidir. Bu nedenle de hadisi şerifte, ayıpladığı kişinin durumu başına gelmeden ölmez anlamında bir ikaz vardır. Buna rağmen şu kesin kuralı bilmek şarttır: Tevbesi olmayan bir günah asla yoktur. Yeter ki tevbe samimi olsun, hatanın tekrarı olmasın. Eğer bu ayıplamadan bir kul hakkı oluştu ise o takdirde de hak sahibi ile helalleşmek gerekir elbette.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yasin suresi veya Kur'an'dan bir bölümün Latin harflerle okunmasının 'Kur'an okumak' düzeyinde okuma olmayacağını söyleyebiliriz. Öyle bir okuma yerine iyi bir hafızdan dinlemeyi tercih edebilirsiniz.
Mest mubah bir iştir. Mubah olan bir şeyi kullanmak genç/ihtiyar ayrımına ancak onu mubah yapan nas ile mümkün olur. Mest için öyle bir ayrım yoktur. Kullanan kişinin onu keyfi için de kullanabilir zarureti için de. İbadeti hafife almak gibi bir kast ise her zaman ve herkes için olabilir. Onu ayrı bir zaviyeden değerlendiririz.
Gerisi faziletli değil şeklinde anlaşılabilecek bir fazilet olmaz Kur'an'ımızda. Evet, o ayetler için bir faziletten söz edilmiştir ama bize pratik olarak şöyle bir sonuç getirecek şey olarak anlaşılmamalıdır.
Uçakta ayakta namaz kılmak mümkün değil ise ki genelde mümkün olmamaktadır, oturulan koltukta uçağın gittiği yöne doğru yani kıble aranmaksızın ima ile namaz kılınabilir.
Büyük veya küçük günahlar, işleneceği Allah Teâlâ'nın bildiği şeylerdir. Bunun için de 'kaderde vardı yani Allah biliyordu' denmiştir. Yoksa Allah yapılmasını emreder gibi yazdığı için yapılmış şeyler değildir. Herkes yaptığının cezasını 'o işi kasten yaptığı için' çekecektir.
Yaşadığımız zamanın ahlak zafiyetleri ile o zamanın zafiyetlerini kıyaslayarak gerçeği anlayabilirsin. İnsanlık bugün nerelerde o gün nerelerde idi? Soğuklar arttıkça daha fazla ısınmak gerekmiyor mu?