Fetva Meclisi
Soru
Günahkâr olmak kader midir? Büyük günahları işlemek kader midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Böyle bir şey olmaz. Günahın büyüğü de küçüğü de günahtır. Şu var ki, iki günahtan biri muhakkak işlenecek bir risk ortamında isek küçük günahı işleriz ama bu bizim tercih etmemiz anlamında değildir, zararın azını yeğleme anlamındadır.
Böyle bir sözden ötürü kefaret gerekmez. Daha dikkatli olmak, günahlardan uzak kalmak gerekiyor. Allah'a emanet olun.
Günah işlemek bir günahtır. Günahı teşhir etmek de bir günahtır. Günahtan tevbe ederek kurtulunduğuna göre günahı teşhir günahından da tevbe ile kurtulmak mümkündür. Bunun tevbesinin şartı da onu bir daha tekrarlamamaktır.
Kader ve kazaya inanmak iman esaslarındandır. Ancak insanlar kaderi bahane ederek kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Bir insanın, “Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, ben ne yapayım?” diyerek günah işlemesi uygun olmayacağı gibi günah işledikten sonra kaderi bahane ederek kendisini suçsuz sayması da doğru olmaz. Kul sorumluluk doğuran fiilleri irâde edendir ama yaratan değildir; zira yaratmak Allah’a (c.c.) mahsustur. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Allah, her şeyin yaratıcısıdır.” (el-En‘âm, 6/102) buyrulmaktadır. Her şeyin yaratıcısının Allah olması, bizim sorumluluktan kaçarak kötü ve yanlış işleri Allah’a havâle etmemize yol açmamalıdır. Bu, kader inancını istismar etmek olur. Ayrıca kader ve kazaya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak, İslâm’ın kader anlayışı ile bağdaşmaz. Zira Allah, her şeyi birtakım sebeplere bağlamıştır. İnsan bu sebepleri yerine getirirse Allah (c.c.) da o sebeplerin sonucunu yaratır. Bu ilahi bir kanundur ve kaderdir. Sonuç olarak insanların, sorumluluk alanlarına giren meselelerde “Ben ne yapayım, kaderim böyle” demesi doğru değildir. İnsan, Allah’ın sorumluluk yüklediği alanda özgür bırakıldığı için inancından ve yapıp ettiklerinden hesaba çekilecektir.
Allah zulmetmez. Hâşâ zulüm Allah’ın işi değildir. Cezalandırmayı kastediyorsanız, Allah dilediğini yapar ama onun genel kanunu rahmetini daha geniş tutmaktır.
Selamünaleyküm. Sanal olarak işlemediği var sayılabilir ama ideal olarak bu söylenemez. İnsanın hata işlememesi mümkün değildir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yaşadığımız zamanın ahlak zafiyetleri ile o zamanın zafiyetlerini kıyaslayarak gerçeği anlayabilirsin. İnsanlık bugün nerelerde o gün nerelerde idi? Soğuklar arttıkça daha fazla ısınmak gerekmiyor mu?
Uçakta ayakta namaz kılmak mümkün değil ise ki genelde mümkün olmamaktadır, oturulan koltukta uçağın gittiği yöne doğru yani kıble aranmaksızın ima ile namaz kılınabilir.
Yasin suresi veya Kur'an'dan bir bölümün Latin harflerle okunmasının 'Kur'an okumak' düzeyinde okuma olmayacağını söyleyebiliriz. Öyle bir okuma yerine iyi bir hafızdan dinlemeyi tercih edebilirsiniz.
Direkt haram demesek bile haram şüphesi olan dememizde sakınca yoktur. Müslüman olmak, zora talip olmak demektir. Direnmek ve sonuna kadar mücadele etmek gerekir. Ramazan gününde kendisine oruç farz olan birinin orucu yemesine yardım etmek caiz değildir. Caiz olmayan bir işten kazanılan para da şüpheli paradır. Daha iyi bir iş bulmak veya o dönemi tatilde geçirmek ya da bir çare üretmek... Mücadele budur. Kola satmak ise alenen haramdır diyebileceğimiz işlerden değildir. Müslümanların onu stratejik savaş konularından biri olarak görmeleri gerekmektedir.
Hayır, böyle bir kural yoktur. Elbette Allah Teâlâ yaptığının benzerini yaşamadan kulunun ruhunu almayabilir. Bu bir ceza çeşidi olabilir ama kural değildir. Hata eden, ettiği hatadan tevbe etmelidir. Eğer hata bir insanla ilgili ise yani kul hakkı dediğimiz durum varsa tevbe ile alakalı olarak ilave bir durum daha oluşur; o kişi ile de helalleşmek gerekir. Hak sahibi yaşarken sadece tevbe etmek yeterli olmaz.
Tevbe suresi Medine dönemine ait cihaddan söz eden ayetlerdendir. Surenin o bölümünde cihaddan geri kalan ve daha sonra hatalarını itiraf eden münafıklardan söz edilmektedir. O ayette de münafıklara "madem öyle, çalışın da Allah, Resûlü ve müminler görsün." denmektedir. Âyetin bu genel manası, çalışma emrinin mü’minler için de geçerli olmasına mani değildir. Genel olarak âyet bir çalışma emri ihtiva ediyor denebilir.