Fetva Meclisi
Soru
Ramazan ayında yiyecek satmanın caiz olmadığını öğrendim. Peki, Ramazan ayında yemek satan bir lokantada çalışan Müslüman ne yapmalı? 1 ay boyunca izinli olmak da zor bir ihtimal, Müslüman böyle bir işe hiç girmemeli mi? Yine restoranlarda -maalesef- kola denen, bütçesiyle Müslümanların vurulduğu içecek satılıyor. Bunu istemeyerek de olsa servis etmek her Müslümanı düşündürmeli. Bu ve benzer durumlarla günlük hayatta çok sık karşılaşmaktayız, bir Müslüman olarak ne yapmamız gerekli? Ramazan ayında buralardan para kazanan mü’min haram para mı kazanmış olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ramazan ayında oruç tutması gerekmeyen yolcu, çocuk, hasta gibi birine yemek yedirilebilir. Normal bir Müslüman'a yemek yedirmek ise caiz değildir. O kazanılan para da helal olmaz.
Selamünaleyküm. Siz Cuma namazını kıldığınıza göre cumanız tamamdır ancak o saatte kazandığınız para sıkıntılı paradır, bereketinizi götürür. Ramazan ayında ise sadece kâfirlere yemek verebilirsiniz. Onu da ayırt edemeyeceğinize göre Ramazan'da kapatmanız gerekir.
Ramazan ayında hasta, yolcu vb. oruç tutmama ruhsatına sahip kimseler oruçlarını daha sonraki bir zamanda tutabilirler. (el-Bakara, 2/185; İbn Mâce, Sıyâm, 11-13 [1664-1670]; bk. Müslim, Sıyâm, 69 [335]) Mazereti sebebiyle oruç tutamayanların yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için Ramazan ayında lokanta vb. yerlerin açık olmasında dinen bir sakınca bulunmamaktadır. Ayrıca lokanta sahibi, oruç tutmayanların niçin oruç tutmadıklarını bilmek zorunda değildir. Fakat hem oruç tutanlara saygı için hem de yeni yetişmekte olan çocuk ve gençlerin, Ramazan gününde oruç tutulmayıp aleni yemek yenilmesinin olağan bir şey olduğu gibi bir izlenime kapılmamaları için mazeretli de olsa, yiyip içenlerin bunu açıktan yapmamaları uygun olur. Lokanta sahipleri de gerekli tedbirleri alarak böyle algılamalara fırsat vermemeye özen göstermelidirler.
Sizin yaptığınız iş bir lokanta işletmek gibi değildir. Kimin oruç yediğini kimin yemediğini tespit edemezsiniz. Siz gün içinde de kuryelik yapabilirsiniz. İnşaallah bir sakıncası olmaz.
Öncelikle, bir kardeşimizin ihtiyacı varsa ve kolide yalnızca helâl gıdalar yer alıyorsa (kime ait olursa olsun) bunları alıp tüketmekte hiçbir sakınca yoktur. Marketin sahibi alkol de satıyor olabilir. Ama kolide alkol değil sade ekmekten zeytine, bakliyattan hurmaya kadar helâl ihtiyaç maddeleri varsa bunun sorumluluğu paketleyene aittir. Eğer kolide alkol, domuz ürünleri veya şüpheli bir madde varsa elbette bunları reddetmek veya alıp o kısmını ayıklamak gerekir. Çünkü haramı almak caiz değildir. Bu durumda da “ben haram kabul etmem” diyerek sadece o parçayı geri çevirirsiniz, helâl kısmı üzerinize afiyet olsun. Ne var ki senin üzerine düşen, sadakayı veya yardımı alan kişi olarak paketin sahibinin işlerine, kazancının bütününe dair soruşturma yapmak değildir.
Farz ibadetleri hakkıyla yerine getirin. Namaz ve oruç ibadetini aksatmayın. Teravih ve diğer nafilelerden yapabildiğiniz kadarını yapın. Okuyabildiğiniz kadar Kur'an okuyun. Diğer zamanlardan daha fazla dua edin. Bid’atleri ve ibadetleri modernleştirmeyi benimsemeyin, benimseyenlerden uzak durun. Gıybet, dedikodu, yalan çıkmasın ağzınızdan. Kul hakkınız varsa üzerinizde onların helalliğini alın. Ramazan budur. Umutla rahmetinin sizi kuşatmasını bekleyin. Allah yardımcımız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Tevbe suresi Medine dönemine ait cihaddan söz eden ayetlerdendir. Surenin o bölümünde cihaddan geri kalan ve daha sonra hatalarını itiraf eden münafıklardan söz edilmektedir. O ayette de münafıklara "madem öyle, çalışın da Allah, Resûlü ve müminler görsün." denmektedir. Âyetin bu genel manası, çalışma emrinin mü’minler için de geçerli olmasına mani değildir. Genel olarak âyet bir çalışma emri ihtiva ediyor denebilir.
Kur'an'ımızın yazılı olduğu mushafın kâfirlere verilmesi, satılması caiz değildir. Bunun gerekçesi de mushafa gösterilmesi gereken saygıyı onun göstermeyeceğidir. Kur'an'dan bir ayet yazılı olan bir levha ise bu hükmü taşımayabilir. İlke olarak besmele bir ayet olduğu için ayete saygının gereği olarak verilmemesi uygun düşer. Verilmesinin caiz olmayacağı şeklinde kati bir hüküm de bilmiyorum.
Yaşadığımız zamanın ahlak zafiyetleri ile o zamanın zafiyetlerini kıyaslayarak gerçeği anlayabilirsin. İnsanlık bugün nerelerde o gün nerelerde idi? Soğuklar arttıkça daha fazla ısınmak gerekmiyor mu?
Kızım, bu meseleyi doktorla çözmen gerekiyor. Vakit geçirmeden doktora ulaş. Geçmiş olsun.
Büyük veya küçük günahlar, işleneceği Allah Teâlâ'nın bildiği şeylerdir. Bunun için de 'kaderde vardı yani Allah biliyordu' denmiştir. Yoksa Allah yapılmasını emreder gibi yazdığı için yapılmış şeyler değildir. Herkes yaptığının cezasını 'o işi kasten yaptığı için' çekecektir.
İki yer arasındaki mesafe doksan km’den fazla ise siz sadece YOLDA OLDUĞUNUZ ZAMANLAR seferi gibi olacaksınız. Yaşadığınız yerde ve çalıştığınız yerde oralı gibi davranacaksınız. Siz geçici bir işçi gibi değil sabit bir iş sahibi gibisiniz. Sık sık evinize dönmeniz durumu değiştirmez. Çalıştığınız yer sizin ikinci vatanız gibidir. Bu husus bir içtihat konusudur, farklı görüşler de bulabilirsiniz. Bizim kanaatimiz böyledir. Allah'a emanet olunuz.