Fetva Meclisi
Soru
Tevbe suresi 105. ayette, “Ve de ki: ‘Çalışın! Çünkü yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem Resulü, hem de mü'minler; ve hepiniz mutlaka o gizli ve açığı bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz; o zaman O, size neler yaptığınızı haber verecek.’ neyden bahsedilmektedir?
Cevap
Benzer fetvalar
İki türlü de olabilir; birilerinin kayıp gitmesi, birilerinin de kalması için olabilir. Zira hiçbir belge herkes için ortak belge olmaz. Bu tür konularda nihai doğrulamayı sağlamak mümkün değildir. Bu bir imtihandır, ebedi cehennemden kurtuluş veya ebedi kalış noktasında herkes imtihan olacak, başka çaremiz olmaz. Allah Teâlâ akıbetimizi hayretsin, imanımızı muhafaza buyursun. Bizi, ailemizi ve bütün mü’min kardeşlerimizi kalp kaymasından korusun.
Kur'an’ımızın hiçbir ayeti bu asırdaki hiç kimseyi muayyen bir kişi olarak asla göstermez. Bunu iddia etmek akılsızlıktır. Kur'an’ımız bütün mü'minlerin kitabıdır. Kimin o kitapta işaret edilen kişi olduğunu sadece Allah Teâlâ bilir. Böyle bir iddiada bulunmak, öyle biri olmamanın en belirgin işaretidir. Bunu yapan istiğfar etmesi gereken bir hata yapmaktadır. Ümmetin büyümesinden mutlu olanlar bu ümmet adına iş yapıyor demektir. Gerisi için sadece Allah ıslah etsin diye dua ederiz.
Tevbe en büyük ve kurtarıcı ibadetlerdendir. İyi mü'min olmanın göstergelerinden biridir tevbe. Zira insan olup da günah işlemez kimse yoktur. Şu veya bu günahı herkes işler, âdemoğlunun yazgısı böyledir. Günah işlemez olanlar peygamberler ve meleklerdir sadece. Bu nedenle mü'min insan, “Neden günah işledim?” tartışması yerine “Hemen tevbe etmeliyim.” gerçeği üzerine yoğunlaşmalıdır. Böyle yaparsa hem günahlarından kurtulur hem bereketli bir hayat yaşar. Tevbenin kabul edilip edilmediği gayba ait konulardan biridir, hiçbir insan bunu bilemez, bildiğini iddia da edemez. Tevbenin kabul edilmiş olmasının bazı işaretleri olabilir. O işaretleri şöyle değerlendirebiliriz: - Mü'min, tevbe ettikten sonra geçmiş günahının ezikliğini unutmaz, tevbe olmasa idi ne kadar büyük bir ziyanda olacağını sürekli hisseder. - Onu o günaha düşüren ortam ve kişilere karşı tedbirli olur ve yeniden günaha düşmemek için dikkat eder. - Tevbeden sonra ibadetlerini artırır ki sevapları hatalarını kapatsın. - Tevbe etmiş olmayı Allah’ın bir nimeti olarak görür, o nimetin şükrünü yapmaya çalışır.
Selamünaleyküm. Bir harf eksik veya fazla olmamak üzere Kur'an, koruma altındadır. Bu korumanın sahibi de Allah Teâlâ'dır. 'Allah Teâlâ, koruyamıyor!' demeden o sözü söylemek mümkün değildir. Bu sözün sahibini hain değilse zır cahil kabul ederiz.
Mü'min kendini ilgilendirmeyen bir işle uğraşmaz. Eğer sözü edilen olay mesela sizin sorumluluğunuzda biri ile ilgili ise, oğlunuz, işçinizle ilgili ise araştırırsınız. Yoksa araştırmanız vakit israfı olur. Allah'a emanet olun.
ŞİRK dahil, gereği gibi tevbe edilmiş bütün günahlar katiyetle affedilir. Tekrar dönülmedikçe geçmiş günahlar silinmiştir. Kur'an'ımızın bu konudaki hükümleri, onlarca hadisi şerif gayet açıktır. Bunun dışındaki sözler doğru değildir. Tevbe kadar güçlü bir temizleyicimiz yoktur. Rabbimizin mağfireti okyanuslar kadar büyük bir kiri bile temizleyecek genişliktedir. Allah kapısında kalmayı hepimize nasip etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kur'an'ımızın yazılı olduğu mushafın kâfirlere verilmesi, satılması caiz değildir. Bunun gerekçesi de mushafa gösterilmesi gereken saygıyı onun göstermeyeceğidir. Kur'an'dan bir ayet yazılı olan bir levha ise bu hükmü taşımayabilir. İlke olarak besmele bir ayet olduğu için ayete saygının gereği olarak verilmemesi uygun düşer. Verilmesinin caiz olmayacağı şeklinde kati bir hüküm de bilmiyorum.
Direkt haram demesek bile haram şüphesi olan dememizde sakınca yoktur. Müslüman olmak, zora talip olmak demektir. Direnmek ve sonuna kadar mücadele etmek gerekir. Ramazan gününde kendisine oruç farz olan birinin orucu yemesine yardım etmek caiz değildir. Caiz olmayan bir işten kazanılan para da şüpheli paradır. Daha iyi bir iş bulmak veya o dönemi tatilde geçirmek ya da bir çare üretmek... Mücadele budur. Kola satmak ise alenen haramdır diyebileceğimiz işlerden değildir. Müslümanların onu stratejik savaş konularından biri olarak görmeleri gerekmektedir.
Kızım, bu meseleyi doktorla çözmen gerekiyor. Vakit geçirmeden doktora ulaş. Geçmiş olsun.
İki yer arasındaki mesafe doksan km’den fazla ise siz sadece YOLDA OLDUĞUNUZ ZAMANLAR seferi gibi olacaksınız. Yaşadığınız yerde ve çalıştığınız yerde oralı gibi davranacaksınız. Siz geçici bir işçi gibi değil sabit bir iş sahibi gibisiniz. Sık sık evinize dönmeniz durumu değiştirmez. Çalıştığınız yer sizin ikinci vatanız gibidir. Bu husus bir içtihat konusudur, farklı görüşler de bulabilirsiniz. Bizim kanaatimiz böyledir. Allah'a emanet olunuz.
Yaşadığımız zamanın ahlak zafiyetleri ile o zamanın zafiyetlerini kıyaslayarak gerçeği anlayabilirsin. İnsanlık bugün nerelerde o gün nerelerde idi? Soğuklar arttıkça daha fazla ısınmak gerekmiyor mu?
Bunlara dokunulmaması, onlardan Müslümanlara zarar gelmeyeceği kanaati üzerinedir. O kanaat doğru olmaz da onlar da zarar verir duruma gelirlerse zararı gidermek esas olur.