Fetva Meclisi
Soru
Hocam, geçmişimizde şirk hariç her türlü büyük küçük günaha bulaştık. Şimdi bu günahlara bir daha dönmemek üzere tevbe etsek Allah bizi affeder mi? Zümer suresindeki ayete göre affedeceğini belirtiyor. Ama bazı hoca efendiler kafa karıştırıyor. Kısaca nasuh tevbe ile tevbe etsem geçmişimi affettirebilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Ehlisünnet demek şudur: Bu ümmetin düşünce ve iman esaslarını, ümmetin kaynakları olan Kur'an, Sünnet ve sahabi merkezlerinden toplayıp bir potada ortak ilkeye dönüştürmek. Ehlisünnet'in günahlar ve tevbe konusundaki itidalli ilkesi geneli temsil eder. Bir sahabinin farklı kanaati bu ilkeyi bozmaz. Böyle bilmelisiniz.
Büyük günahlardan tevbe edilmesi gerekir. Tevbe, geçmişe pişman olmak ve tekrar yapmamaya ahdetmektir. Tevbe yapılmaması durumunda ya da tevbe kabul edilmemesi hâlinde günahlar ahirete kalmış demektir. Ahirete kalan günahlar da Allah Teâlâ'nın dilemesine göre muamele görür. Ya mağfiret buyurur ya da kulun hak ettiği azabı çekmek üzere cehenneme atılmasını emreder. Allah Teâlâ hepimizi cehenneminden muhafaza buyursun.
Bak kardeşim, güzel kardeşim benim. Bu sözü keşke hiç kullanmasa idin, keşke! Sen hangi günahı hatta günahları yaptı isen yaptın, onları unut ve bana şimdiki tevbende ne kadar gerçekçi olacağını söyle. Sen “benim Allah’ım beni kabul etsin” istiyorsan o seni zaten kabul eder. Bunun garantisi senin tevbendeki garantidir. Her şey senin tevbenin gerçekçi ve kalıcılığında saklıdır. Allah’ın affı senin bütün hatalarından daha büyüktür. Yeter ki sen, pişman ol, terk et ve tekrar dönme. Birilerinin bir hakkı varsa sende onu onlara ver ya da helalliklerini iste. Asla gecikme, hemen şimdi gir bu yola. Bu soruları sana şeytan sordurtuyor. Seni bir gün daha fazla bataklığında tutmak istiyordur. Allah nice büyük günahlar işleyenleri affetti. Üstelik de onlar daha sonra sayılı kullardan oldular. Hiç bekleme. Gerçek ve samimi bir tevbe ile başla bu güzel dönüşüme. Hemen. Seni affı ve rahmeti ile kuşatan bir Allah bulacaksın. Sakın gecikme.
Biz şöyle İMAN EDİYORUZ: Günah ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmeti ondan çok daha büyüktür. Allah’ın affetmediği bir günah yoktur. Yeter ki kul ciddi bir tevbe yapsın. Sonra da tevbesini korusun. Günahın birden çok kere işlenmiş olması da bu gerçeği değiştirmez. Tevbe bozulmuş tekrar işlenmiş, tekrar tevbe gelmiş, tekrar bozulmuş olması da gerçeğimizi değiştirmez. Bunun aksini düşünmek aklını şeytana kaptırmaktır. Allah hakkında iyi düşünmek imanımızın gereğidir. Zaten başka kapımız da yoktur. Acilen tevbeye yönelin, zamanı iyi değerlendirin, şeytana takılmayın.
Selamünaleyküm. Eskileri unutabilen ve tekrarlamayan tevbe etmiş demektir. Tevbe eden de günahlarından kurtulur. Eskileri unutun, tekrar yapmayın. 'Helal ettim' demeniz yeterlidir.
Öncelikle, yaşadığın huzursuzluk ve pişmanlık hissi aslında kalbinin Allah’a yönelmeye ne kadar açık olduğunu gösterir. Çünkü günah işleyip de umursamayan bir insan değil, pişmanlık duyan ve tövbe eden birisin. Bu, Allah’ın sana verdiği bir lütuftur. Kıymetini bil. Tevbenin kabulüne inan Allah Teâlâ, tövbeleri kabul edeceğini ve affedici olduğunu birçok ayette bildiriyor. Samimi bir tövbe ettiysen ve o günahlara dönmemeye niyet ettiysen Allah’ın seni affettiğini umabilirsin. Senin artık kendini affetmemen, şeytanın vesvesesidir. Çünkü şeytanın en büyük amacı, "Sen affedilmedin, sen değersizsin." diyerek seni Allah’tan uzaklaştırmaktır. Geçmişi düşünerek geleceği karartma Allah, bize geçmişi değil, bugünü ve geleceği değiştirme imkânı vermiştir. Sürekli geçmişi düşünmek, insanın bugünkü kulluğunu ve ibadetini zayıflatır. Bunun yerine, her gününü Allah için daha iyi geçirmek için plan yap. Bu ve benzeri birçok problem, çoğu zaman insanın boş kalmasından kaynaklanır. Gün içinde Allah için faydalı işler yapmaya çalış: • Sevdiğin bir meşguliyet bul. • Hayırlı ve salih arkadaşlar edin ve onlarla düzenli olarak vakit geçir. • Bir hayır işine katıl. (Yetimlere yardım veya davet çalışmaları gibi.) • Kuran oku, kitap oku, yeni bir dil öğren, kendini geliştir. Allah, kulunu affetmek için adeta bahane arar. Sen de Allah’ın rahmetini kazanmak için bahane ara: Daha çok dua et, daha çok Allah’ı an, daha güzel bir kul olmaya çalış. "Elhamdülillah, ben tövbe ettim ve Allah’a yöneldim." diyerek sen de kendini rahatlatmayı öğren. Allah kalbine huzur versin. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
affetmek konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Evet, böyle bir cinayet ağırdır, vahimdir ama öldürmekten de ağır değildir. Şu hususları bilmeliyiz: a- Allah'ın mülkünde Allah konuşur, kul dinler. Bize göre affolsa ne olur affolmasa ne olur? Cennet/cehennem kimin? b- Allah Teâlâ'nın affetmediği hiçbir günah yoktur. Yeter ki kul, tevbe etsin, tevbesinde samimi olsun. Bu HİÇ BİR ifadesini tekrar vurguluyorum. Bize göre değerlendirmeler tehlikeye götürebilir, dikkatli olalım. Bu şahsın cinayetini ağır görüyoruz. c- Zina ve taciz! Korkunç bir suç ağıdır bunlar. Tevbe de o denlimi büyük olursa o zaman Allah, Ğafûr ve Rahîm'dir, deriz. Hiçbir suç, o büyük Rahmet'i geçemez. Ama nasıl, onu sadece Allah bilir. Hele o kul, bir seller gibi yaşlar akıtsın bakalım d- İslam devletinde ise tecavüzün, idam cezasına varıncaya kadar ağır yaptırımları vardır.
Selamünaleyküm. Öyle bir hak oluşmaz, merak etmeyin. Yeter ki siz onları ebediyyen kafanızdan silin. Katili Allah affettikten sonra maktüllerin de haklarını onlara bizzat Allah verir. Yeter ki o kulunu affetsin. Sağlam basmaya devam edin, Allah yolunuzu açık, kalbinizi ferah kılsın.
Selamünaleyküm. Yavrum, henüz yolun başındasın. Düştüğün yerde kalma, hemen kalk! Yürü korkma, şeytan seni bıktırmaya çalışıyor. Sakın bıkma, tek de kalsan inatla, azimle doğru yola devam et.
Selamünaleyküm. Affetmek de hakkınızdır, boşamak da. Böyle bir hatayı affettikten sonra bir daha hatırlamayacağınıza güveniyorsanız kalsın yoksa alternatif üzerinde düşünün.
Selamünaleyküm. Evet, gayet ağır bir durum bu Mü'min için. Yalnız şerefli bir anne olduğunda kimsenin tereddüdü olmadığı gibi, Mü'min olduğuna dair de sahih bir bilgi de yoktur. Bu hususta bir yığın eser yazılmıştır ama hiç birisinde kalbi rahatlatan bir sonuç yoktur. En güzeli bu meseleleri Allah'a havale etmektir. Bir de biz, bu durumdan kendimize bir ders çıkarmalıyız.
Selamünaleyküm. Bir mü'min’in kendisine veya malına karşı işlenen bir suçtan ötürü elde ettiği haklılığından doğan haklarını kullanması günah değildir. Hakkını helal etmek zorunda da değildir. Buna rağmen, mü'min kardeşini bağışlaması bir tür sadakadır. Nasıl sadaka vermek zorunlu değilse bu da zorunlu değildir. Tıpkı sadakanın fazladan bir kazanç olması gibi böyle bir bağış da fazladan kazanmaktır.