Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim dedemin 1.hanımından iki, 2.hanımından 1 oğlu var. İkinci hanımından olan oğlu vefat etti. 2 küçük kız çocuğu var. Dedem mal paylaşımı yaparken tam olarak 3’e bölmüyor. Kız torunlarına da daire bahçe veriyor fakat tam olarak 3’e bölmüyor. Hocam dedemin tam olarak 3’e mi bölmesi gerekiyor bunun üzerinde babamın, bizim vebalimiz var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Babanız %25, Kız kardeşiniz % 10,714, Erkeklerin her biri % 21,429 hisse alır. Başka mirasçısı da yoktur.
Selamünaleyküm. Anne ile ölenin eşini kastettiğinizi kabul ederek cevap veriyorum: Eş %12,5, Erkek %35, Kızların her biri %17,5 hisse alırlar.
Selamünaleyküm. Allah babanıza rahmet etsin, sizi de ona karşı iyilerden kılsın. Kalan malın toplamını değer olarak belirledikten sonra, - Annenize malın % 12,5, - Kızların her birine % 5,833, - Erkeklerin her birine de % 11,667 sini verirsiniz.
Dede sağken kimseye bir şey vermesi gerekmez. Dede vefat ettiğinde ise şöyle bir durum çıkar ortaya: a- Dedenin sadece bir kızı varsa, o kızla beraber torun da mirasa katılıp %25 hisse alır. b- Dedenin birden fazla kızı varsa torun bir hisse alamaz. c- Dedenin oğlu varsa yine hisse alamaz. d- Dede vefat ettiğinde nene sağsa ve başka bir mirasçı yoksa kalan sekiz hisseye bölünür; birini nene alır gerisini kız alır. Gördüğünüz gibi mesele her şeyden önce dedenin vefatına dayanmaktadır. Ondan sonra da bu çocukla beraber kimlerin bulunduğu önem arz etmektedir. Ona göre o zaman bu değerlendirmeyi yapmak gerekir. Allah'a emanet olun.
Allah babanıza rahmeti ile muamelede bulunsun, sizi de salihattan kılsın. Annenizin yaşayıp yaşamadığını bildirmemişsiniz. Dede ve ninenizin olmadığını kabul ettik. İki ihtimal var. Anneniz sağ ise ve anneniz ölmüş ise ihtimaline göre mirasınızın dinen değerlendirmesi şöyledir: Anneniz yaşıyorsa: Anneniz: % 12,49 Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: % 3,20 Halaların her biri: % 1,60 Anneniz yaşamıyorsa: Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: 5,128 Halaların her biri: % 2,564
Selamünaleyküm. Netice olarak onların dediğini yapmayı sağlayacak yasal güç onlardan yanadır. Bu nedenle babanız mahkeme yöntemine razı olmalı ve sonuçta payına düşen az olursa onu ahirette almaya razı olmuş olur. Payına fazla düşerse onu da hak sahiplerine iade eder. Bu nedenle aile içi tartışmaya belki de maazallah onların bir hükmü inkâr etmelerine sebep olmamış olurdu
baba konusundaki diğer fetvalar
Bir kere senin toplumu bir dert gibi görmen yanlıştır. İkinci olarak aynı dertten sıkıntısı olan pek çok kadın vardır, onlardan biri ile evlenebilirsin. Üçüncü olarak da şöyle yapmalısın: Muhakkak evlen! Evleneceğin kadına ameliyat geçirdiğini çocuk sorunu yaşayabileceğini söyle. Ondan sonra senin hiç bir vebalin olmaz. Gereksiz yere abartıyorsun, hemen evlilik yoluna gir. Sadece bu durumu gizlemeyi yapma, o zaman vebal altında kalırsın. Gerekiyorsa senden iki üç yaş büyüğü ile evlen, hafif sakatlığı olan biri ile evlen ama böyle umutsuz kalma. Hemen başla araştırmaya. Allah kolay etsin.
Bazı yanlışlar kalıcı iz yapan ve başkalarına da etki eden yanlışlar olur. Bu yanlışları anne tek başına düzeltemiyorsa elbette babası ile münasip bir dille bunları paylaşmalıdır. Her yanlışı paylaşmak ise çirkin olur. Allah yardımcımız olsun.
Babanın çocuğu üzerindeki hakkı sıradan bir hak değildir, bir insan nefes almazsa ne olursa babanın hakkını haram etmesi de bir çocuk için aynı sonucu doğurur. Allah muhafaza buyursun, böyle bir şeyden ateşten korunur gibi korunmak gerekir. Kimin başına geldi ise de o, ölmeden önce bunu telafi etmelidir. Babası vefat etti ise dualar ederek, sadakalar vererek bir ihtimal de olsa fırsatı yakalamaya çalışmalıdır.
Ona karşı kötülük yapma. Arkasından konuşma. Malına zarar verme. Hastalanır sana muhtaç olursa ilgilen. Karşılaştığın yerde selam ver. Gerisini merak etme.
Beddua doğru değildir. Peygamber aleyhisselam efendimiz insanın kendi yakınlarına beddua etmesini nehyetmiştir. Umarız duaları ağır basar.
Anne ve babanın evlada duasının/bedduasının kabule yakın bir dua olacağı şüphe götürmez bir hakikattir. Babanın evladına duasını peygamberin ümmetine duası gibi görmeye mecburuz. Bu birinci kuraldır. İkinci kural da şudur: Allah Teâlâ zulme razı olmaz. Babanın veya başka birinin haksız yere yaptığı beddua ya da konmaz yere koydurmaya çalıştığı dua tesir etmez. Zira her kul, Allah’ın himayesindedir. Bunun neticesi şudur: Kul, dua eden kim olursa olsun kendisinin haklı veya haksız ne durumda olduğuna bakması gerekir. Gerisinde Allah kulunu korur.