Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben Azerbaycan’dan yazıyorum size. Allah’a hamd olsun burada İslâm zor şartlarda olsa da yayılıyor. Burada hayatını, gençliğini, işini, diplomasını Allah için feda eden nice gençler var, ama tek sorun fitnelerin çok olması, bazıları bir kitap bile okumadan ahkâm kesip birinin kâfir mi Müslüman mı hükmünü veriyor. Kısacası burada sorun cehalet. Hakkı gösteren bir ilim adamı parmakla sayılacak kadar az. Kadınların durumu erkeklerinkinden daha feci, çok üzülüyoruz hocam. Bu kadar düşünmemizin sebebi fedakârlıklar eden ve ümmete faydası dokunacak insanların bir fitneye kurban gitmesidir. Burada ilme en az su kadar ihtiyaç var. Sorum şu: Bu fitnelere bulaşmamak için ne yapmalıyız? İkinci sorum: Bizim Gaziantep’te dört yıllık ilim almak için şansımız var ama sizce bu zaman israfı olur mu? Hocam bu ümmet için bir şeyler yapmak istiyoruz. Ümmetin uyanışında bizim de payımız olsun istiyoruz… Allah sizden razı olsun. İlminize bereket versin ve çalışmalarınızı bereketlendirsin...
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bulunduğun ortamda açık bir haramla yüz yüze geliyorsan orayı terk etmelisin. Tereddütlü ortamlarda ise kendini korumalısın. İçindeki duyguları ebeveyninle istişare et. Onların da rızası olan bir tercihi yerine getir. Medreseye gitmek için yaşın uygun olmayabilir. Bilhassa annenin seninle alâkalı tespitlerine önem vermen gerekir. Allah sana yardım etsin. Azmini güçlü, ayağını sabit kılsın.
Ümmetin güzel genci! Allah, ilim öğrenmek, Allah’ın dinini yaşamak ve yaşatmak konusundaki gayretini mübarek kılsın. Bu ümmetin bir genci olarak kendini Allah’ın dininin bir temsilcisi gibi görmen çok kıymetli. Allah bu konudaki gayretini ve ihlasını arttırsın. Bu niyetin kolay bir şekilde gerçekleşmeyeceği, beraberinde bir çabayı gerektireceği de aşikârdır. İlim öğrenmenin gerekliliğini fark etmiş olmanız ise çok güzel. Çünkü ilimsiz nefes almamız mümkün değildir. Kendimizi ilimle donatmadıkça etrafımıza faydamızın olması da söz konusu olamaz. İlk olarak ilmihal bilgisini mümkün olduğunca sağlam bir şekilde öğrenmeyi hedef edinebilirsiniz. İkinci olarak da vaktinizin müsaitliği doğrultusunda Kur’an-ı Kerim ezberine vakit ayırmanız faydalı olacaktır. Bunun ardından hadis okumaları gelmelidir. Özellikle Riyâzü's-Sâlihîn’i şerhli olarak muhakkak okumalısınız. Bunu yaparken kendinize notlar çıkarmanız ve bitirdiğiniz her cilde özel kısa özetler hazırlamanız da çok faydalı olur. İbadetlerimizde de ilim öğrenme gayretimizde de iki önemli şart vardır: İhlas ve Peygamber Efendimiz’in sünnetine uygunluk. Yaptığınız her işte bu iki ölçüye uygunluk arayabilirsiniz. Çok hızlı yol almak istersek çabuk yoruluruz. Bu yüzden tembelliğe kaymadan, ancak içinde bulunduğumuz şartları da gözeterek dengeli planlar yapmalıyız. Sabırsız bir şekilde ilerlemek istersek yolda kalabiliriz. Bizimle aynı hassasiyetleri taşıyan insanlarla beraber bulunmak büyük bir nimettir. Bu sebeple salih bir çevre edinmeye gayret edebilirsiniz. Elbette insan her şeyi en mükemmel şekilde yapmak ister. Ancak bunu başaramadığımız zaman şeytanın bizi tamamen hiçbir şey yapmamaya sürüklemesine de izin vermemeliyiz. Az da olsa sürekli yapılan amel, ara sıra çok yapılan amelden daha hayırlıdır. Bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin öğüdü olarak her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Bahsettiğim bu çalışma planını uyguladıktan sonra nasıl bir yol izlemeniz gerektiğine dair daha net bir fikir edineceksiniz Allah’ın izniyle. Önemli olan, Allah’ın yardımına her an muhtaç olduğumuzu unutmamak ve umudu elden bırakmamaktır. Ümmetin hali ile ilgili sorduğunuz soruya gelince; Allah’ın vaadi haktır ve Allah nurunu tamamlayacaktır. Ancak bu durumda bize düşen, sabrederek beklemektir. Allah’ın kaderinin tecelli edeceği güne kadar sabretmek, en büyük ibadetlerimizden biridir. Allah Teâlâ bizleri murad ettiği zamanda dünyaya gönderdi. Bugün ümmetin başındaki bela ve sıkıntılardan da haberdardır ve bunların tamamı Allah’ın kaderinin bir parçasıdır. Bunu bilerek hareket etmeliyiz. Allah’ın kaderinin tecelli edeceğine dair bir tereddüdümüz yoktur. O halde ümmet olarak sabretmemiz gerektiğini de hatırlamalıyız. Sizin hissettiğiniz sıkıntı, her Müslümanın hissetmesi gereken bir sıkıntıdır. Ümmetin farklı coğrafyalarında müminlerin zulüm görüyor olması elbette kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Bu durumun iyileşmesi için dertleniyor olmamız da gayet tabiidir. Bu konuda dert taşımamak, kendimize bir zarar dokunmadığı müddetçe sorunlarla ilgilenmemek Müslümanca bir tavır değildir. Aynı hassasiyeti bir haram işlendiğini gördüğümüzde de taşımalıyız. Ancak bize düşen, yalnızca üzülmek değil, ne yapabileceğimiz üzerinde durmaktır. Dünya yaratıldığından itibaren bizim bu dünyadaki varlığımız olsa olsa yüz yıldan ibarettir. Biz ise Allah’ın bu büyük planını yalnızca kendi ömrümüz üzerinden değerlendiremeyiz. Bugün başımıza gelen ve musibet olarak yorumladığımız olayların, yarın ümmetin önünü açacak hadiseler olabileceğini şu an gözlerimizle görmüyor olabiliriz. Tarihte bunun onlarca örneği mevcuttur. Hikâyeye kuşbakışı bakmayı başardığımızda Allah’ın bazen en büyük düşmanların eliyle dahi İslam’a ve Müslümanlara fayda sağlayacak sonuçlar ortaya çıkardığını görebiliriz. Örnek verecek olursak, Kur’an-ı Kerim’in okunmasının yasaklandığı zamanlar İslam’ı ortadan kaldırmadı. Bilakis Kur’an’a hizmet edilsin diye analar çocuklarını Kur’an’a feda etti. Kendi ömrümüze kıyasla hâlâ İslam’ın yeryüzünde hâkim olmadığını düşünüyorsak bu, kısır bir bakış açısı olmuş olur. Bu yüzden mesele yalnızca bir fetih meselesi de değildir. Bugün Kudüs’ü fethetmiş olsak bile, Kudüs’te yaşamaya ve orayı İslam ile ihya etmeye hazır bir neslimiz var mı, öncelikle bunu sorgulamamız gerekir. Belki Kudüs’ü fethetmek de başımızda bir halifenin bulunması da bir günlük bir işin neticesinde gerçekleşebilir. Ancak halife ile yönetilmeye hazır bir nesil bir günde ortaya çıkmayacaktır. Bugün ümmet olarak birlik olamayışımız ve bunun neticesinde başımıza gelen felaketler bir hakikattir. Bununla birlikte bu büyük problemleri tek başımıza ortadan kaldırmak da mümkün değildir. Her insanın kendi çapında yapabileceği muhakkak bir şey vardır. Siyaseten bir ilerleme kaydedemediğimizi düşündüğümüzde, toplumun ahlaki olarak olumsuz gidişatını değiştirmek üzere projeler üretebiliriz. Herkes imkânı doğrultusunda ümmet adına yapabileceği ne varsa onun üzerinde yoğunlaşmalıdır. Elinde ekonomik gücü bulunanlar, müminlerin arkasında mali olarak durmayı hedef edinmelidir. İçinde bulunduğumuz durumda ümitsizliğe düşmek ise bizi, yapabileceğimiz küçük bir şey varsa onu dahi yapmaktan alıkoyar. Herkesin yapabileceği birden çok iş olduğu muhakkaktır. Bugün içinde bulunduğumuz sorunlar kadar sahip olduğumuz nimetler de çoktur. Bu nimetlerin ve fırsatların üzerinde durmayı becerebilmeliyiz. Elimizden neler gelebileceğini tespit etmemiz gerekir. Bu tespitin ardından da bizimle beraber olabilecek insanların var olup olmadığına bakmalı, varsa onlarla birlikte olmayı hedef edinmeliyiz. Tek kalmak, şikâyet ettiğimiz ümmet olamamanın ilk adımıdır. Allah, müminlerin salih ameller üzerinde yarışmalarını emretmiştir. Bunu yaparken ümmeti bir arada tutma işini belli başlı kimselere terk edemeyiz. En basit olarak kendi ailelerimizde, komşularımızda, akrabalarımızda ve arkadaş çevrelerimizde bir arada durmayı, beraber yaşamayı ve kendi küçük çevremizde ümmet olabilmeyi başarabilmemiz gerekir. Bunun yanında o çevre içerisinde hayırda yarışanlardan olabilmek de en büyük adımlardandır. İhlasla ve Rabbimizin Kur’an’ında bizler için belirlemiş olduğu kurallara sadık kalarak, şu an içinde bulunduğumuz mevcut durumu büyük bir imtihan olarak görüp çalışmalar yapmalıyız. Şer’i düzeni bir günde kendi başımıza kurmamız mümkün değilse de evlerimizde bu düzeni hâkim kılabiliriz. Eksikleri ve bu işi yapmaya çalışanların hatalarını zikrederek vakit harcamamalıyız. Bizim işimiz, Allah’ın nurunu tamamlayacağı güne kadar sabrederek çalışmaktır. Bunu yaparken de Allah’tan yardım istemeyi, müminlerle birlikte olmayı ve yanımızda bir kişi dahi bulunuyorsa bunu nimet olarak görmeyi unutmamalıyız. “Nereden başlamalıyız?” sorusunun ilk cevabı, kendimizden başlamak olacaktır. Kendi ahlakımızı, ibadetlerimizi ve Rabbimizle olan ilişkimizi düzelttikçe gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Biz bugün o günlerin geldiğini göremesek de Allah bizi o yolda çalışırken görmüş olacaktır. Bu da bize yeter inşallah. Allah bu uğurda yaptığımız tüm çalışmaları muvaffak kılsın, niyetimizi samimi eylesin. Sizlere de bizlere de kolaylıklar versin. Allah bizleri, bu dini için seçmiş olduğu ve dinine hizmet eden kullarından eylesin.
Selamünaleyküm Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olan her mümin Suriye'deki durumun, İslam'ın ve insanlığın aleyhine olduğunu ve git gide de durumun daha da ağırlaştığını anlar, bilir. Buna göre de hiç bir mümin, oradaki durumu sıradan bir olay, 'beni ilgilendirmez bir durum' olarak göremez. Ahirete iman ile böyle düşük bir anlayış kesinlikle aynı kalpte birleşemez. Suriye için bir şeyler yapmak imanımızın gereğidir. Yapılacak şeyin ne olacağına karar vermek ise en az o yapılacak iş kadar önemli olmalıdır. Bugün, bizim şehirlerimizden oralara cihat maksadı ile gidenlerin binlerce kere daha fazlası oradan buralara gelmiş durumdadır. Oradaki gençlerin buraya gelenlerinin yerine buradan oraya gidenlerin bulunması, oturulup müzakere edilmesi gereken bir durum olmalıdır. Özellikle tekit ederek söylüyorum: Suriye'deki durum tam anlamı ile bir cihat durumudur. Cihat ise mümin insanın kulluğu ile alakalıdır, asla savsaklanamaz! Bunu bir kenarda bekleterek şu tespitleri yapmak isterim: 1- Suriye'de büyük bir cihat ortamı vardır. Küfür dişlerini göstermiş, Müslüman insanın kanı akmıştır. Durum cihat açısından nettir. 2- Suriye'de maalesef diş gösteren küfürle beraber bir iç fitne de kök salmıştır. Müslümanlar arasındaki Şiilik fitnesi orada bir yayılma ve kökleşme dönemine girmiştir. Suriye öncesine göre bugün Şiilik, daha düşmanca bir yayılma ve imha hamlesi içindedir. Suriye, önümüzdeki yakın dönemde unutulması zor Şiilik facialarına sahne olmuştur. Oraya gidenler için bu ayrıntı, gitmenin önemi ve riski bakımından önemlidir. 3- Bir başka sorun da şudur: Suriye'de Müslümanlar arasındaki gruplaşmalar kök salmış ve özellikle Selefîlikle tesmiye edilenler ile diğer gruplar arasında, birbirlerinin kanı pahasına da olsa derin sürtüşmeler süregelmiştir. Bunun doğurduğu sonuçlardan biri olarak da ne yazık ki, 'fiili cihadı sadece Selefi akımın yapabileceği, onlar yapınca da ölçüsüz cihat yapar ve zarar verirler' şeklindeki algı da derinden derine inandırılmaya başlanmıştır. Gidecek kardeşlerimizin böyle bir saplantıya alet olmaları, yapmayı murat ettikleri cihada ters düşeceklerini bilmeleri gerekecektir. 4- Suriye'de bugün, savaşacak insandan çok desteği işe yarayacak insana ihtiyaç vardır. Bilhassa siyasi kimliği olanların desteği daha da önemli durmaktadır. Bizi ziyarete gelenlerle yaptığımız istişarelerde, bunu açıkça beyan ettiklerine şahit olduk. Netice olarak şu noktaya gelmek isteriz: Gençlerimizin Türkiye'den oraya cihat etmek için gitmelerinin FARZ-I AYN diyebileceğimiz bir düzeyde olmadığını düşünüyoruz. Yerinde ve işe yarar bir iş yapmak için gidilebilir belki ama bu, bütün FARZ-I AYN olmayan ibadetler hükmündedir. Mesela ebeveyn izni olmadan gidilmesini caiz görmüyoruz. Burada yapmaları gerekenlerle orada yapabilecekleri arasında makul bir denge olması ise ayrı bir zarurettir. Gençlerin heyecanla iş yapıp en azından daha faziletli olandan mahrum olmamalarını tavsiye ediyoruz. Heyecanla aklı, akılla realiteyi birleştirmemiz gerekir. Bu da ciddi bir istişare ile mümkündür. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz İnstagram.com/nureddinyildiz
Allah Teâlâ seni muhafaza buyursun, ümmetin güçlü bir fidanı olarak seni yaşatsın. Asıl düşüncen bugünün olsun. Bugün imanı güçlü, enerjisi taze bir genç olarak kalmaya bak. Bunu öncelikli yap. İlerideki bir planı tasarlarken bugün şeytanın maazallah avucunda erime tehlikesi yaşama. Önce bugün. Yarın ise babanın teklifine de hazır ol yeni bir açılıma da. Eğer sen o güne kadar bu iradeni sarsmadan kullanabilirsen o gün biiznillah en iyisini yapmaya muktedir olabilirsin. O güne gelinceye kadar güçlen. Bulunduğun alanı zorla toparlayan değil hakkını veren biri olarak sürdür. Hiçbir işte zayıf kalmaya hakkımız yoktur. Allah’a emanet olasın.
Selamünaleyküm. Önce, bu işi yani ayakta kalma, imanı güçlü tutma işini, mü'min olmanın en büyük gereği olarak görmelisiniz. Ankara'da değil de Mekke'de bile yaşasanız bu imtihan sizi bulacaktı. Sizin özel sorununuz değildir bu. İmtihan olmak budur, peygamberler başta olmak üzere bütün mü'minler bu badireden geçmişlerdir. Bunu böyle bilmenizin size çok yararı olacaktır. İkinci olarak da aç bir çocuğun elindeki kekin hepsini ağzına sokmaya çalışması gibi bir tutum içine girip, bir haftada İslam'ın bütününü kuşatmaya kalkmayın; boğulursunuz. Adım adım ama geçmişin değerlendirmesini yaparak ilerlemelisiniz. Bu adım adımlığı, mesela tesettürde de uygulayabilirsiniz. Bir günde kapkara kıyafete girmek yerine bir sefirinde etek tipinizi, öbür seferinde baş örtüsünü derken bir yıla yayabilirsiniz tesettür durumunu düzeltmeyi. Diğer durumları da buna kıyas edin. Ara sıra evinizin dışına taşın. Bir mahreminizle beraber mesela İstanbul'da durumunu iyi gördüğünüz bir aileye açılın. Onların ne yaptıklarını izleyin. Eğer sizden iyi görrüseniz taklit edersiniz, sizden iyi değillerse hâlinize şükredersiniz, onlara tavsiyede bulunursunuz. Ne olursa olsun sakın umutsuz kalmayın, umut ve heyecan en çok muhtaç olduğunuz iki ihtiyacınızdır. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Azerbeycan konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Ailenizin itirazlarını dikkate alın.
Selamünaleyküm. Allah yardımcınız olsun. Fitnenin kol gezdiği bir zamanda Müslümanların böyle ayrıntılarla uğraşmaları büyük bir taktik hatasıdır. Size tavsiyem, hiçbir şekilde bu fitneye katılmayın. Dininize hizmet edin, namaz kıldırın, namazı öğretin, imanı yayın. Sizi illa tartışmaya çekecek olurlarsa tarafsız kalın. Siyasetiniz şu olsun: dine davet ederiz, iç ayrıntılarda tartışmayız. Her biri fıkıh kitaplarında bulunan meselelerdir bunlar. Kafadan uydurulmuş şeyler değildir ama siz anlatamazsınız, boşuna kendinizi yormayın.